İÇİMİZDEKİ AHENK
MAKALE
Paylaş
31.10.2026 13:12
350 okunma
Mehmet Akif Can

Müzik, yüzyıllardır insanların hayatında bir şekilde hep var olmuştur. As-lında bu yolculuk insanlıktan da önce, doğrudan kâinatın kendi yaratılışında başlar. Doğaya, yani kâinata baktığımızda; bir şefin orkestrayı belirli bir dü-zende yöneterek kulağa hoş bir seda bırakması gibi, evrende de göze ve kulağa hoş gelen melodik sesler duyabiliriz. Bazen rüzgârın ıslık çalar gibi esmesi, bazen bir kuşun yahut bir başka hayvanın çıkardığı sesler, kulağımıza önceden notaları yaratıcı tarafından yerleştirilmiş gibi gelir. İşte doğanın bu eşsiz ritmine de doğrudan bir müzik gözüyle bakabiliriz.

Bu doğal düzenin bir parçası olan insan, gözünü dünyaya ilk açtığı andan itibaren bu ritimle bağ kurar. Müzik yalnızca yetişkinler için değil, çocuklar ve hatta bebekler üzerinde dahi güçlü bir etki alanı yaratır. Bir bebeğin müzik duyduğunda el, kol hareketleri, tepkileri ve mimikleri değişir. Tabii bu fıtri tepkiler, kullanılan enstrümanın sesine göre de farklılık gösterir; davu-lun güçlü sesiyle bir ney’ in ya da bağlamanın dingin tınısı insan ruhunda aynı etkiyi bırakmaz. Bazı sesler insana huzur ve sakinlik verirken, bazıları rahatsızlık uyandırır. Hatta eski klasik saatlerin çıkardığı "tik tak" seslerini bile, ritimle atan kalp atışımıza benzeterek hayatımıza doğal bir ahenk kattı-ğını düşünebiliriz.

Belki de müziği "ruhun gıdası" olarak tanımlayanlar, insanın zihnini din-lendiren enstrümanların ve insanın doğasına hitap eden dizelerin bu gücün-den ilham almıştır. Bu durum, insanın yaratılışındaki doğal uyumla örtüşen melodilerin ruhla kolayca bütünleştiğini; aşırı, gürültülü ve zorlayıcı seslerin ise bünyemize ters düştüğünü gösterir.

İnsan; kelimelerin yetmediği yerde içindeki sevinci, hüznü, özlemi ya da içinde uyuyan ama ne zaman harekete geçeceği belli olmayan volkanik duyguları örneğin bir ezgiyle dile getirmiş, müziğin ortak diliyle paylaşmıştır. Bu yönüyle müzik; tıpkı Yezidilerde yahut bazı toplumlarda duygularını dile getirmekte zorlanan insanların, vücutlarının bazı bölgelerine geleneksel dövmeler (deq) yaptırarak karşı tarafa mesaj iletmesine benzer. Doğrudan dille ifade edilemeyen, saklanan ya da fısıldanan duygular için her ikisi de sessiz ama çok güçlü birer aktarım aracı olmuştur.

Zamanla bireyden topluma yayılan bu evrensel olgu, inançlara ve sosyal yapıya göre farklı anlamlar kazanmıştır. Kimi için bir sanat, kimi için bir hobi, kimileri içinse mesleki bir uğraş haline gelmiştir. Toplumlar; dini boyutuna gönderme yapanlar, halkın kültürel dokusuna uygun olanlar ya da insanın yaşam tarzına göre yorumlayanlar olarak ayrılmıştır. İnsanlık, inançları doğ-rultusunda müziği kimi zaman "günah" saymış; kimi zaman da onun dünyevi ya da ilahi aşkı çağrıştırmasına göre bir yere konumlandırmıştır. Buna karşılık kimileri ise müziğin dini hükümlerle doğrudan bir ilgisi olmadığını, insanın ruhsal ve kültürel ihtiyaçlarının doğal bir parçası olduğunu dile getirmiştir.

Bu bireysel ve toplumsal arayışlar, zamanla tıbbi bir derinlik kazanarak kurumsallaşmıştır. Nitekim Osmanlı’da Amasya’daki Darüşşifada müzikle tedavi yapılmış, ney, ud ve rebab gibi enstrümanların sesleriyle hastaların ruhsal dengesi sağlanmaya çalışılmıştır. Bu uygulama, bilime ters düşmemek-te; aksine müziğin şifa yönünü ortaya koymaktadır. Böylece müzik hem bireyin içsel dünyasında hem de toplumsal yaşamında derin izler bırakan bir evrensel dil olarak ortaya çıkar.

Sonuç olarak müzik; insanı iyileştiren, birleştiren ve yaşama anlam katan bir değer olarak görülmelidir. Onu yalnızca dar kalıplara ve günah-sevap tartışmalarına hapsetmek yerine, insanın fıtratına uygun yönleriyle değer-lendirmek gerekir.  Müzik, dışarıdan kulağımıza üflenen bir ses değil; insanın, kendi içinde zaten var olan o Ahenk’i hatırlama çabasıdır.

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya