İRAN
MAKALE
Paylaş
26.01.2026 16:04
117 okunma
Turgut Şahin

Çözülen Amerikan Düzeni ve Bölgesel Kaos

Bu makale, İran’da yaşanan protestoları dar bir iç siyaset okumasına hapsetmeden, çözülen Amerikan merkezli küresel düzenin bölgesel yansımaları üzerinden analiz etmektedir. Çalışmanın temel iddiası şudur: İran’daki gelişmeler, ne yalnızca rejim karşıtı bir toplumsal itirazdır ne de klasik bir demokrasi–otoriterlik gerilimine indirgenebilir. Yaşanan süreç, ABD’nin kurduğu uluslararası sistemin artık istikrar üretememesi nedeniyle, kriz ve kaos üzerinden ayakta kalmaya çalışan bir hegemonik aklın ürünüdür.

Makale, protestoların sosyolojik meşruiyeti ile jeopolitik araçsallaştırılması arasındaki ayrımı net biçimde ortaya koymakta; modern protesto biçimlerinin nasıl vekâlet çatışmasına, ardından devlet içi çözülmeye evrildiğini İran örneği üzerinden tartışmaktadır. ABD’nin II. Dünya Savaşı sonrası inşa ettiği hukuk, egemenlik ve kurumsal diplomasi mimarisini bugün bizzat kendisinin askıya aldığı; uluslararası hukuku seçici, egemenliği koşullu, protestoyu ise stratejik bir silah olarak kullandığı savunulmaktadır.

Çalışma ayrıca, Amerikan dış politikasında sivil irade ile askerî–bürokratik–güvenlikçi yapı arasındaki dengenin bozulduğunu; ortaya çıkan güvenlik devleti refleksinin diplomasinin yerini aldığını göstermektedir. İran’ın hedef alınmasının nedeni, bu bağlamda rejim değişikliği değil; İran’ın sürekli meşgul, istikrarsız ve yönetilemez tutulmasıdır. Kanada ve Grönland örnekleri ise bu refleksin yalnızca rakiplere değil, müttefik ve yakın coğrafyalara da yöneldiğini; ABD’nin artık istikrar alanları değil, bağımlılık alanları üretmeye çalıştığını ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak makale, İran’da yaşananların tekil bir kriz değil; çöken bir küresel düzenin semptomu olduğunu savunur. Türkiye ve bölge ülkeleri için temel mesele, bu kaosu içselleştirmeden, kendi siyasal aklını, egemenlik refleksini ve bölgesel denge üretme kapasitesini koruyabilmektir.

Giriş: İran Krizi ve Küresel Düzenin Çatlağı

İran’da yaşanan protestolar, güncel haber dilinde sıklıkla “rejim krizi”, “toplumsal patlama” ya da “özgürlük talebi” başlıkları altında ele alınmaktadır. Oysa bu çerçeve, yaşananları anlamak için hem yetersiz hem de yanıltıcıdır. Çünkü İran bugün yalnızca kendi iç dinamikleriyle sarsılan bir ülke değil; çözülen Amerikan merkezli küresel düzenin, yeni kaos üretme alanlarından biri hâline gelmiştir.

Bu noktada temel soru şudur: İran’daki gelişmeler bir halk hareketi midir, yoksa küresel güç mücadelesinin vekâlet sahalarından biri mi? Bu iki ihtimal birbirini dışlamaz; fakat aralarındaki sınır, sürecin nereye evrileceğini belirler. Toplumsal itirazların meşruiyeti ile bu itirazların hangi aktörler tarafından, hangi araçlarla ve hangi stratejik hedeflerle yönlendirildiği arasındaki fark, modern çağın en kritik siyasal meselesidir.

ABD’nin dış politika pratiği, özellikle son on beş yılda, kriz üretmeden var olamayan bir yapıya dönüşmüştür. Soğuk Savaş sonrası “düzen kurucu hegemon” rolü yerini, düzeni askıya alarak kontrol etmeye çalışan bir güvenlik devletine bırakmıştır. İran bu bağlamda rastgele bir hedef değildir: Enerji havzası, Avrasya bağlantı koridoru ve İslam dünyasında bağımsız siyasal irade üretme kapasitesi, onu sürekli baskı altında tutulması gereken bir ülke hâline getirmektedir.

Bu makale, İran’daki protestoları bu geniş bağlam içinde ele almakta; Amerikan dış politika aklının yapısal çöküşünü, askerî–bürokratik mekanizmanın kontrolsüzleşmesini ve uluslararası sistemin inkâr mantığını tartışmaktadır.

  1. Protesto mu, Vekâlet Çatışması mı?

İran’daki protestoların sosyolojik meşruiyeti ile jeopolitik araçsallaştırılması arasında kritik bir ayrım vardır. Toplumsal itirazlar gerçek olabilir; ancak bu itirazların hangi aktörler tarafından, hangi eşiğe kadar taşındığı meselesi siyasî kaderi belirler.

Modern dönemde protestolar: Bir hak talebi olmaktan çıkarılıp bir rejim aşındırma, Daha ileri aşamada devlet içi çatışma üretme aracına dönüştürülmektedir. İran örneğinde hedef: Devleti reforma zorlamak değil, devleti yönetilemez kılmaktır. Bu nokta protesto–isyan–iç savaş zincirinin ilk halkasıdır.

  1. Amerikan Dış Politikasının Paradoksu: Kurduğu Sistemi Yıkan Güç

ABD, II. Dünya Savaşı sonrası: Uluslararası hukuku, Kurumsal diplomasiyi, Egemenlik ilkesini küresel düzenin temeli olarak inşa etti. Bugün ise aynı ABD: Uluslararası hukuku askıya alabilen, egemenliği koşullu tanımlayan, protestoyu stratejik silaha dönüştüren bir aktöre evrilmiştir. Bu bir politik tercih değil, yapısal bir çöküş belirtisidir.

  1. Neden?

Çünkü Amerikan sistemi artık: İstikrar üretemiyor, sadece kriz yöneterek varlığını sürdürebiliyor. Kriz olmazsa hegemonik refleks çalışmıyor.

Ordu–Bürokrasi–Güvenlik Devleti: Kontrolden Çıkan Mekanizma

Amerikan dış politikasında sivil irade ile askerî-bürokratik yapı arasındaki denge öyle anlaşılıyor ki bozulmuştur. Ortaya çıkan yapı: Diplomatik çözüm yerine güvenlikçi refleksi, müzakere yerine kaos yönetimini, Barış yerine kontrollü çatışmayı tercih etmektedir. İran bu nedenle hedef seçilmektedir: Enerji havzası, Çin–Rusya bağlantı koridoru, İslam dünyasında bağımsız siyasal örneklerden biri olması hedef haline gelmesini tetiklemiştir. Burada amaç İran’ı “yenmek” değil; İran’ı sürekli meşgul etmektir.

  1. Aynı Senaryo: Kanada ve Grönland Örneği Ne Anlatıyor?

ABD’nin sadece “rakip” ülkelere değil, müttefik ve yakın coğrafyalara da müdahale refleksi geliştirmesi kritik bir göstergedir. Kanada ve Grönland örnekleri şunu gösterir: ABD artık istikrar alanlarını değil, bağımlılık alanlarını genişletmek istemektedir. Bu, klasik emperyalizmden farklıdır: Bu bir panik hâli hegemonluğudur. Burada güçlü olduğu için değil, çözüldüğü için saldırganlaşan bir yapı söz konusudur.

  1. Uluslararası Sistemin Çöküş Mantığı

 Bugün yaşanan şey bir “dünya düzeni krizi” değil, dünya düzeninin inkârıdır. ABD’nin fiilî politikası şudur: Hukuk yalnızca bana uyduğunda geçerlidir, Egemenlik yalnızca benim tanıdığımda meşrudur, Protesto yalnızca benim yönlendirdiğimde özgürlüktür. Bu mantık sürdürülemez. Ve sürdürülemediği için kaos üretir.

Sonuç: Düzen Kuramayan Gücün Kaos Stratejisi

İran’da yaşananlar bize net bir gerçeği göstermektedir: ABD artık küresel ölçekte düzen kuran bir aktör değil, düzeni askıya alarak ayakta kalmaya çalışan bir güçtür. Bu dönüşüm, ideolojik bir tercihten ziyade yapısal bir zorunluluğun sonucudur. İstikrar üretemeyen hegemon, krizi yöneterek varlığını sürdürmeye çalışır; kriz yetmediğinde ise kaos üretir.

Bugün İran’da hedeflenen şey, açık bir askerî zafer ya da doğrudan bir rejim değişikliği değildir. Asıl amaç, İran’ı sürekli meşgul etmek, iç gerilimleri derinleştirmek ve bölgesel denge üretme kapasitesini zayıflatmaktır. Bu strateji, yalnızca İran’a özgü değildir; Kanada ve Grönland örnekleri, Amerikan güvenlik refleksinin artık müttefik–rakip ayrımı yapmaksızın çalıştığını göstermektedir. Bu, güçlü olduğu için saldırganlaşan bir hegemonya değil; çözüldüğü için agresifleşen bir panik hâlidir.

Uluslararası sistem açısından mesele bir “reform ihtiyacı” değil, fiilî bir inkâr durumudur. Hukukun seçici, egemenliğin koşullu, protestonun araçsallaştırılmış olduğu bir düzen sürdürülemez. Bu nedenle ortaya çıkan her kriz, bir sonrakini doğurmakta; kaos, sistemde kalıcı hâle gelmektedir.

Türkiye ve bölge ülkeleri için takip edilmesi gereken politik tavra gelince yapılması gereken şey; bu kaosu normalleştirmemek, ithal kriz senaryolarına eklemlenmemek ve kendi siyasal aklını koruyabilmektir. Çünkü bugün İran’da yaşanan, bir ülkenin iç meselesi değil; çöken bir küresel düzenin açık dışavurumudur. Bu gerçeği doğru okumayanlar, yarının kaosuna hazırlıksız yakalanacaktır.

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya