Şah Abbas, 17. yüzyılda ülkesini dünya ticaretinin merkezlerinden biri hâline getirmeye ve Osmanlı'yı ekonomik açıdan çökertmeye uğraştı. Osmanlı'ya ipek ihracatını yasakladı. İspanya'yı, Osmanlı'nın Kızıldeniz ticaretini engellemeye teşvik etti
İpeği doğrudan Avrupa'ya ihraç etmenin yollarını arayan Şah Abbas, Osmanlı'yı çok önemli bir gelir kaynağından mahrum etmek istedi. Ancak Osmanlı, Hıristiyan devletlerinin Şii İran ile aynı cephede yer almasına diplomatik müdahaleler, siyasi tavizler ve ani saldırılarla imkân tanımadı
Osmanlılar, 1578'de başlayan İran savaşlarında Azerbaycan'ın Şirvan'a kadar olan kısmını fethettiler. 1586'da ise Safevi başkenti Tebriz'i ele geçirdiler. İpek üretim merkezleri Osmanlı kontrolüne girmişti. İran, Osmanlıların fetihlerini 1590'daki İstanbul Antlaşması'yla tanıdı. Ancak iki devlet arasındaki gerilim bitmemişti. 1603'te savaş yeniden başladı. 29 Ekim 1603'te Şah Abbas'ın Tebriz'e girmesiyle Tebriz'deki 17 yıllık Osmanlı hâkimiyeti sona erdi.
Safeviler, daha sonra Azerbaycan'da Osmanlı hâkimiyetine girmiş toprakları ele geçirip Van ve Erciş havalisini yağmaladılar. 1612'de ve 1618'de İran'ın işgal ettiği yerler karşılığında vergi olarak ipek vermesi karşılığında antlaşmalar yapıldı. Osmanlı-İran askeri ve ticari savaşlarıyla ilgili Halil İnalcık, Cihan Aydoğmuşoğlu ve Sholeh Quinn'in çalışmalarına bakılabilir.

İran elçileri Venedik'te
ŞAHIN İTTİFAK ARAYIŞI
Şah Abbas, İran'ın güney kesimi üzerindeki egemenliğini pekiştirmeye çalışıyordu. Şahın en önemli komutanlarından Allahverdi Han, İngiliz Sir Robert Sherley'in tavsiyeleriyle ordusunu yeniden düzenleyip gulam birliklerinin sayısını artırdı. 1601'de Laristan'ı ve bir yıl sonra Portekiz hâkimiyetindeki Bahreyn'i ele geçirdi.