OKULLARDA CUMA NAMAZININ KILINMASININ KOLAYLAŞTIRILMASINA DAİR
MAKALE
Paylaş
20.09.2026 19:08
1.080 okunma
Şakir Albayrak

OKULLARDA CUMA NAMAZININ KILINMASININ KOLAYLAŞTIRILMASINA DAİR

Bu metnin amacı, tahkir ve istihfaf değil, millî birliğe, huzura ve refaha giden yolu otoban yapmaya çalışmaktır.

Okullarımızda namaz konusu yıllarca sorun halindeyken MEB’in amir talimatlarıyla sorun konumundan tatbikat mevkiine yerleşmiştir. Bu, memnuniyet verici bir keyfiyettir zira 70’li 80’li yıllarda Millî Eğitim bakanlığında işi olanların namaz kılmaları ancak kalorifer kazan dairelerinin boşluklarında, seccade şekline dönüştürülmüş tahtalar üzerinde mümkün olabiliyordu. Yatılı okullarda da durum çok farklı değildi. Yatakhanelerdeki elbise dolaplarının bölümünde, tahta seccadede namaz kılanlardan biri de bendim.  Bu durum ancak işkence kelimesiyle nitelendirilebilir. Bakanlığımızın bu uygulaması, mütedeyyin zevatın ibadet uygulamalarının kolaylaşmasını sağlamış, son derece memnuniyetine sebep olmuştur.

Gelelim Cuma namazı konusuna.

Cuma namazına dair ayetlerin bazıları şunlardır.

Cuma Suresi, 9. Ayet: "Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır."   

Cuma Suresi, 10. Ayet: "Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz." 

 Bu meallerden anlaşıldığına göre cuma gününün tatiline dair bir hüküm bulunmamaktadır.

Cuma Gününün Önemi ve Faziletine dair ise “Cuma gününün, haftanın en hayırlı günü olduğu kabul görür. Hz. Âdem’in yaratıldığı, cennete girdiği ve cennetten çıkarıldığı gün olduğu da belirtilir hatta Kıyametin de cuma günü kopacağı hadislerde zikredilir. (Müslim, "Cum‘a", 18) bilgileri hafızalardadır.

Peygamberimiz, (SAV) cuma gününü, ümmetin bayramı olma özelliği ile nitelendirmiş ve bugün kılınan iki rekât namazın, diğer günlerde kılınan bin rekâttan daha efdal olduğunu belirtmiştir. 

Bakanlığın cuma günü uygulamasının sebeplerini düşünürken akıl, hafta sonu tatillerini araştırmaya mecbur ediyor insanı. Tarihî detaylara da göz atmak gerektiği fikri ağır basıyor. Konunun siyasî tezvirata kurban edilmemesi ziyadesiyle elzemdir.

İslam medeniyeti çerçevesinde konu değerlendirildiğinde şu sonuca varıyoruz. Cuma namazı sebebiyle cuma gününün tatiline dair asr-ı saadet ve Dört halife devrinde, bir cuma günü tatiline rastlanmıyor. Emevîler devrinde ise Basra mahkemelerdeki iş ve işlemlerin cuma günü dışında yürütüldüğü biliniyor. Bu durum da sadece mahkeme personelinin cuma günü çalışmadığına işaret ediyor. 

Abbasîlerde ise ilk devirlerden itibaren resmî dairelerin cuma günleri tatil edildiği biliniyor. Bu tatile cumartesi gününün de dahil edildiği bilinenler arasındadır. Halife Mehdî, ((d. 746- ö. 4 Ağustos, 785) ölümüne kadar on sene halifelik makamında kalmıştır.))  resmî dairelerin cumadan başka perşembe günleri de tatil edilmesini istemiştir. Bu uygulama,9. Asrın ilk çeyreğinin bitimine kadar sürmüştür. Anlaşıldığına göre bu tatil uygulamaları mevzi kalmıştır.

Pazar gününün resmî tatil edilmesi ise Roma İmparatoru I. Konstantinos’un7 Mart 321’de verdiği kararla gerçekleşmiş ancak bu tatil keyfiyeti, köylüleri kapasam dışında, ihtiyarî bırakmış, bugünün kutlanması için de imparator I. Konstantinos emirname yayınlamıştır. Pazar gününün tatil olması, bu tarihten itibaren bütün Hristiyan dünyasında resmî tatil sıfatını haiz kutlanmaya başlamıştır. Bu uygulama 20. Yüzyılın başına kadar cumartesi öğleden sonra ve pazar günü olmak üzere geçerli oldu. ABD ise bu uygulamayı, 1933’te cumartesi ve Pazar günlerinin tam gün tatil sayılması uygulamasına geçti.

Yahudilerin de tatili dinî saik ve sebeplerle cumartesidir. Onlara göre Evren, 6 günde yaratılmış, yaratıcı 7. Gün dinlenmiş, bu yüzden cumartesi günü tatil edilmiştir.

Gelelim bizim tatil günü uygulamasının esaslarına. Osmanlı İmparatorluğu döneminin “Tanzimatlı” yıllarının başından itibaren 02.01.1924 tarihine kadar cuma günü resmî tatil günü sayılmış, bu tarihten itibaren de cumhuriyet döneminde cuma gününün tatil uygulaması, 27 Nisan 1935 tarihli kanunla pazara çekilmiştir.  01.06.1935’te ise Pazar gününün tatil olması resmen başlamıştır.

Bütün inanç sistemlerinin tatilinin dinî sebeplere bağlılığı yukarıda defaten belirtilmiştir. İslam dünyasının cumaya atfedilen kutsiyete binaen, hürmeten tatil şartı başlarda yokken sonradan cumanın tatil uygulamasına geçilmiş olmasına rağmen pazara geçilmesi daha sonraki zamanlarda da buna yarım gün cumartesinin devreye sokulmasından sonra, 01.07.1974’te, cumartesinin tam gün tatil uygulamasına geçilmesi gerçekleşmiştir. Böylece haftada iki gün sinagoglarda ve havralarda Musevilere cumartesi günü, pazar günü de Hristiyanlara İbadet tatili gerçekleştirilmiş olurken gerekçesine, uluslararası ticarî çalışmaların verimliliği eklenmiştir. Onların da bizim de tatil günlerimiz ayrı ayrı olsa tatillerde alışveriş gerçekleşmeseydi müflis mi olurduk. Yaptıktan sonra milyarder miyiz?

Bu uygulamada Lozan muahedenamesinin 43. Maddesi (Madde 43 — Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk yurttaşları, inançlarına aykırı ya da dinsel ayinlerini bozucu herhangi bir işlem yapmaya zorlanamayacakları gibi hafta tatilleri gününde mahkemelerde hazır bulunmaktan ya da herhangi bir yasal işlemin yapılmasından kaçınmaları nedeniyle onların hiçbir hakkı ortadan kalkmayacaktır. Bununla birlikte, bu hüküm söz konusu Türk yurttaşlarının, kamu düzeninin korunması bakımından, öteki tüm Türk yurttaşlarının bağlı olduğu yükümlerden bağışık kılmayacaktır.) sebep ve müessir olması söz konusu mudur? Burada, tatil günlerinde, gayr-i Müslimlerin mahkemeye çağrılmayacakları hükmü açık biçimde anlaşılmamaktadır. Azınlıklar, bir devletin zimmetindedirler. Azınlık olmaları, resmen menfi muameleyi gerektirmediği gibi tabi de tutulamazlar. Hal bu iken ayin günlerinde tam tatile ne lüzum kalır, onlardan mahkemeliklerin mahkemeye celbini, diğer günlerde yapmak mümkün değil miydi ki?

Azınlıklarımıza tanıdığımız bu müsamahakârlığı, kendimize tanımamışız, bu da yetmiyormuş gibi namaz vakitlerinde bile kendimize işkence ediyoruz. Bunun sebebi, açıktan Müslüman, gizliden kendi dinine uygun amel edenler olmasın.

Sayılamayacak kadar çok sayıya sahip olmayan azınlıkların ibadet etmeleri için haftada 2 gün tatil yapıp Müslüman Türk’ün İbadetine tatil günü ayırmamak en önce demokrasi kavramıyla kabil-i telif değildir. Vicdanen de Müslümanın namaz ibadetine mâni olmak mümkün değildir eğer vicdanlar kör, sağır ve kara değilse.

Şakir Albayrak,20.09.2026,16.00, Çekmeköy- İstanbul.

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Şakir Albayrak
YAZARIN ÖZGEÇMİŞİ

ŞAKİR ALBAYRAK
 

Özgeçmişi

1955’te, Samsun ilinin Alaçam ilçesinin Bahşioymağı Köyü’nde doğan Şakir Albayrak, ilkokulu, köyünde; ortaokulu, Samsun ve Bafra’da; İlk Öğretmen Lisesini, Ordu’nun Perşembe ilçesinde okudu. 1974-1975 öğretim yılında, Van ili Merkez ilçesi Ortanca (Siyevan) köyünde İlkokul öğretmenliği yaptı. 1975-1976 öğretim yılında Balıkesir Necati Eğitim Enstitüsünde öğrenime başladı. 1979-1985 öğretim yıllarında, Aydın Akşam Ticaret Lisesi ile Balıkesir Savaştepe Öğretmen Lisesi’nde Türkçe, Türk Dili ve Edebiyatı dersleri okuttu. 1985-1986 öğretim yılı başında ayrıldığı bu okulda, Atölye Şefliği, Tarım Şefliği, Eğitim Şefliği ve Müdür Başyardımcılığı görevlerini ifa etti.

1985-1988 öğretim dönemlerinde, Balıkesir Cumhuriyet Lisesi’nde çalışırken 1988-1989 öğretim yılı başında, öğretmenlikten 8 yıl süreli ayrıldıktan sonra 1996-1997 öğretim yılında, Balıkesir-Balya Zübeyde Hanım İlk Öğretim okulunda göreve başladı. 2000–2001 Öğretim yılında Balıkesir Merkez Sakarya İlk Öğretim Okuluna atandı. 2005-2006 öğretim yılı sonunda emekli oldu.

İstanbul ve Balıkesir’de yayımlanan bazı gazete ve dergilerde, Muhtelif web gazete ve dergilerinde de   yazılar ve şiirleri yayımlandı. Diyanet Çocuk dergisinde   yayımlanan “Annem” şiiri yayımlandı.  Yayına hazır şiir, nesir; kitaplaşmaya hazır 100’ü aşkın çalışmaları bulunmaktadır. Halen muhtelif İnternet medyası ve basılı neşlriyatta, yazıları yayımlanmaktadır.  Henüz derlenmemiş yazıları, basıma hazır hikâye ve şiirleri bulunmaktadır. “Bilim Önderleri” (13.5X19.5cm. 400 shf.) adlı kitabı, 2018 Şubat’ında 1. baskı yapmıştı. 2. baskıyı da 2022 Mayıs’ında gerçekleştirdi.

 “Bilim Önderleri” çalışmasının, iki cilt ve 4 cilt halinde hazırlanmasının yanında kaşif ve mucitlerin alanlarında birleştirilmesinden hazırlanan ciltler de basıma hazırdır.

Merdiye Hanım Efendi ile evli Şakir Albayrak’ın, biri avukat, biri iktisatçı, iki kızı vardır. Halen İstanbul'da yaşayan Şakir Albayrak, muhtelif özel öğretim kurumlarında yöneticilik ve özel öğretim kurumu açama ve idarî danışmanlık hizmetleri vermektedir.

 

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya