İNSANI YORAN İNSAN
MAKALE
Paylaş
29.09.2026 00:32
205 okunma
Hasan Günay

Hayat, biraz da insanlarla kurduğumuz ilişkilerin toplamından ibarettir.

Kiminle oturuyoruz, kimin sözünü dinliyoruz, kime derdimizi anlatıyoruz, kimin derdine omuz veriyoruz? Bunların her biri, farkında olmadan ruhumuza bir iz bırakıyor.

Bazı insanlar vardır; yanlarından ayrıldığınızda içiniz ferahlar. Bir sözleriyle gönlünüze umut düşer. Size hayatın bütün yükünü unutturmasalar bile, o yükü taşıyabileceğinize dair bir güç verirler.

Bazıları da vardır ki yanlarından ayrıldığınızda sanki üzerinize görünmeyen bir ağırlık çöker.

Mesele insanları iyi ve kötü diye ayırmak değildir. Mesele, hayatımızı kimlerin sözüne, kimlerin hâline ve kimlerin beklentilerine teslim ettiğimizi bilmektir. Çünkü insan, çevresinden etkilenir.

Sürekli şikâyet edenler... Hayatında hiçbir güzelliği göremeyen, her iyiliğin içinde bir kusur bulan, her kapının arkasında bir problem arayan insanlar vardır.

Ne söylerseniz söyleyin bir karşılığı vardır:

“Olmaz…”

“Zaten olmaz…”

“Bunun da sonu kötü…”

“Biz bunları daha önce gördük…”

Bir süre sonra insan fark eder ki karşısındaki çözüm aramıyor; sadece şikâyet edecek yeni bir sebep arıyor. Elbette herkesin derdi vardır. Dert dinlemek insanlığın gereğidir. Ama dert anlatmak başka, derdi hayatın kendisi hâline getirmek başkadır. Bazen insana en büyük iyilik, her şikâyete ortak olmak değil; ona yeniden ayağa kalkabileceği bir pencere göstermektir. Çünkü gönül, sürekli karanlıkta tutulursa aydınlığı unutabilir.

Her ilişki bir menfaat hesabına dönüşmesin. Bir de işi düştüğünde hatırlayan insanlar vardır.

Arar, sorar, gönül alır, hal hatır sorar… Ama aslında bütün bunların arkasında başka bir hesap vardır.

İşi görülünce sessizlik başlar. Siz “hayır” dediğinizde ise yıllardır saklanan gerçek yüz ortaya çıkabilir.

Oysa dostluk, insanı bir imkân olarak görmek değildir. Dostluk; gerektiğinde elinden tutmak, gerektiğinde yükünü paylaşmak, gerektiğinde de hiçbir şey istemeden yanında durabilmektir.

İnsanın herkese yetişmesi mümkün değildir. Bazen “hayır” demek de bir edep meselesidir.

Çünkü kendisini tüketen insan, bir müddet sonra kimseye fayda sağlayamaz. İyilik yapalım; fakat iyiliğimizi sömürülecek bir kapıya dönüştürmeyelim.

Bazı insanlar da vardır ki hayatlarında sükûna yer yoktur. Küslükler, tartışmalar, aile meseleleri, dedikodular, kırgınlıklar… Bir mesele biter, başka bir mesele başlar. Sanki huzur onları rahatsız eder.

Oysa hayat zaten yeterince ağır. İnsanın evine, dostuna, arkadaşına döndüğünde biraz olsun huzur bulmaya ihtiyacı var. Herkesin derdini dinleyebiliriz. Ama herkesin kavgasını kendi omuzumuza yüklemek zorunda değiliz. Bazen en güzel yardım, yangına odun taşımak değil, yangını söndürecek suyu aramaktır. Bazen susmak, tartışmayı kazanmaktan daha büyük bir erdemdir.

Geçmiş bir öğretmendir, hapishane değil. Belki de en zor olanı budur. Geçmiş… İhanetler, kırgınlıklar, kaçırılmış fırsatlar, söylenmiş sözler, yapılmamış işler… İnsan geçmişinden ders almalıdır. Ama geçmişte yaşamamalıdır. Çünkü geçmiş, geri gelmeyecek bir zamandır. Dün bize ait olan bir tecrübedir; yarın ise henüz bize verilmemiş bir emanettir. Sürekli “Keşke…” diyen insan, bugünün imkânlarını göremeyebilir. “Bana bunu yaptılar…” diyerek yaşayan insan, kendisine bugün iyilik yapanları fark etmeyebilir. “Şu fırsatı kaçırmasaydım…” diye düşünen insan, önündeki yeni fırsatların kapısını kapatabilir. Geçmişi unutmak değil mesele. Geçmişin esiri olmamak. Hatıralarımız olsun ama hayatımızı yönetmesin. Yaralarımız olsun ama karakterimizi zehirlemesin. Çünkü insanın önünde hâlâ bir yol varsa, hikâyesi bitmiş değildir.

Peki bütün bunların sonunda ne yapacağız? İnsanlardan kaçmak mı? Hayır. İnsan insana muhtaçtır. Dostluğa da ihtiyacımız var, nasihate de, eleştiriye de, dertleşmeye de… Fakat gönlümüzün kapısını da korumayı bilmeliyiz. Çünkü her geleni gönlümüze misafir etmek zorunda değiliz. Daha önemlisi, başkalarında gördüğümüz bu hâlleri kendimizde de aramalıyız. Acaba ben sürekli şikâyet edenlerden miyim? İnsanları ihtiyaçları olduğunda mı hatırlıyorum? Her meseleyi büyütüyor muyum? Geçmişin kırgınlıklarını bugünün insanlarına taşıyor muyum? Benimle konuşan insanlar yanımdan umutla mı ayrılıyor, yoksa biraz daha yorulmuş olarak mı? Belki asıl soru budur. Çünkü bazen uzak durmamız gereken insan, başkası değil; kendi içimizde büyüttüğümüz olumsuzluklardır.

Hayat kısa. Kırgınlıkları büyütmeye, insanları tüketmeye, gönülleri yormaya değmez. Güzel söz söyleyenlerle, iyiliği çoğaltanlarla, düştüğümüzde elimizden tutanlarla, sevincimizi kıskanmayanlarla, derdimizi istismar etmeyenlerle yol yürümek büyük bir nimettir. Biz de başkaları için böyle insanlar olalım. Girdiğimiz yerde huzur artsın. Konuştuğumuz yerde umut çoğalsın. Bir insanın yükünü hafifletmeden yanından ayrılmayalım.

Unutmayalım ki, İnsanın gerçek zenginliği, etrafındaki insanların çokluğu değil; gönlünü güzelleştiren insanların varlığıdır. Rabbimiz bizleri gönül yoran değil gönül alanlardan, karamsarlık yayan değil umut taşıyanlardan, geçmişin yükü altında ezilen değil geleceğe hayır taşıyanlardan eylesin.

Gönlümüze ferahlık, dilimize hikmet, dostluklarımıza vefa, yarınlarımıza umut nasip etsin.

Âmin

28.09.2026

Hasan Günay

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya