Olgu-algı meselesi
MAKALE
Paylaş
09.04.2026 18:20
1.216 okunma
Kadir Durgun

Olgu ile algı arasındaki derin mesafenin ezici gerçekliği altında her gün biraz daha eziliyoruz. Sanalın da sanalı bir hayat… Hem yoruyor hem boğuyor bizi.

Bir ömür sürdüğümüz dünya hayatının sanal, ölüm sonrasının gerçek olduğu tezini ileri sürüyor bazı nörobilimciler ve teologlar. Bu konuyu, onlara bırakıp geçelim.

Bizim gerçek diye adlandırdığımız bu dünya sanal ise yaşadığımız olguların manipülasyonla bize aktarılan sonucunu, ne diye adlandırmalıyız? Sanalın sanalı…

Kendilerinin Amerikan imparatorluğu diye dillendirdiği iri devletin başındaki soytarının şarlatanlığı bu denli ayyuka çıkmasaydı belki bu konu aklıma gelmeyecekti.

Olgu nedir, algı nedir? Biz neyin nesnesiyiz, neyin öznesiyiz, neyin eseriyiz?

Olgu; gerçekliği olan, gözlemlenebilir ve herkes için aynı olan durumdur. Algı; insanın duyuları ve zihni aracılığıyla dış dünyayı yorumlama biçimidir. Hava sıcaklığının 10 derece olması olgudur, kişilerin bu derecede üşümesi, havaya soğuk ya da sıcak demesi bir algıdır. Yemek tuzlu olmuş, denmesi algıdır, yemeğe 5 gram tuz konmuş olması olgudur.

İnsanlar çoğu zaman olgularla değil algılarıyla yaşarlar. Aynı olgu, farkı insanlar tarafından farklı algılanabilir. Çatışmaların çoğu da bu farklılıktan doğar. Oğluna “Ders çalış.” diyen baba kendi algısına göre “oğlunun iyiliğini” istemektedir. Oğulun bunu “kendisine yapılan baskı” diye düşünmesi onun algısıdır. Size selam vermeyen bir arkadaşınızın hareketini “Bana küstü.”, “Beni küçümsedi.”, “Arkadaşım çok kibirli.”, “Beni görmemiş olabilir.” şeklinde yorumlamanız birer algıdır. Zihin, her davranışı bir hikâyeye dönüştürür. Bu hikâye, algıdır. Kişiden kişiye değişir.

İnsanlar olgulara değil, algıladıkları olgulara tepki verir. Bu yüzden tartışmalar büyür, yanlış anlamalar olur, insanlar birbirini anlamakta zorlanır

Bir olay yaşadığımızda kendimize şunu sormalıyız: “Bu bir olgu mu, yoksa benim yorumum mu?” Bu soru bile insanı daha sakin ve doğru düşünmeye götürür.

Tartışmalar, çok zaman olgu → algı → duygu → tepki zincirinden doğar. İnsanların yaptığı en büyük hata, “Ben böyle algıladıysam bu böyledir” demesidir. Oysa algı, yorumdur; olgu, gerçektir.

Niyet okumak, genellemek, kişiselleştirmek, küçük şeyleri büyüterek “Bitti artık!” diyerek felaketleştirmek, birer algı hatasıdır. İşin özeti; algısını yöneten, hayatını yönetmiştir.

16.-17. yüzyılda özellikle Avrupa’da yaşanan hastalık ve kıtlık nedenli felaketlerin gerçek sebebi bilinmediği için “cadılar yapıyor” diye izah edilmesi, bir algı yanlışlığıydı. Küresel dünyanın asırlarca düz olduğuna inanıldığı için keşifler gecikti, insanlar dünyanın kenarından düşme korkusu yaşadı. Soğuk Savaş döneminde Amerika-Sovyetler Birliği rekabeti, “karşı taraf her an saldıracak” algısıyla halklarda sürekli korku ve yönetimde silahlanma yarışı sonucunu doğurdu. Algı, gerçeği olduğundan daha tehlikeli gösterdi. Kurtuluş Savaşı öncesi Osmanlı ordusu dağılmış, ülke işgal altındaydı. Batı, “Türkler, artık direnemez.” algısına sahipken milletimiz, “Bağımsızlık mümkündür.” algısıyla “Ya istiklal ya ölüm” dedi ve algının, gerçeği değiştirebileceğini örnekledi.

Yanlış algı, yanlış karar; eksik algı, gecikmiş tepki; abartılmış algı, panik ve kaos; doğru algı, doğru sonuç demektir.

Her algı, bir olgunun ürünüdür. Algı, aynı zamanda mesajdır. Ukala ve oldukça kibirli padişah, bir derde yakalanır. Çözümsüz kalır. Derdini falan yerde yaşayan bir bilgenin halledebileceği kendisine söylenir. Bilge saraya davet edilir, ancak daveti icabet etmez. Padişah büyük bir şaşa, biraz da öfkeyle bilgeye varır. Bilge ayağa kalkmaz, hatta uzattığı bacaklarını bile kımıldatmaz. Padişah derdini söyler, cevabını alır; ancak bu saygısızlığı sindiremez, ona bir ders vermek ister, bir kese altın yollar. Bilge, padişahın gönderdiği altını kabul etmez, getirenlere iade eder. Çevresindekiler bu harekete şaşırırlar, bir anlam veremezler, nedenini sorarlar. Bilgenin verdiği cevap şudur: “Bugün elini uzatan, yarın ayağını uzatamaz.” ı

Algı, çok zaman gerçekliğin önüne geçer, yani olgunun…  Algıyı yönetmek, önemlidir; bilgi ister, yetenek ister, tecrübe ister. Yönetemeyenler, evi yanan yalancının durumuna düşerler. Yalancının evi yanmış da yandığına kimse inanmamış hikayesinde anlatıldığı gibi.

Gazetecilerin, yorum yapanların “Ne dediğine değil, ne yaptığına bakacaksın.” cümlesiyle değerlendirdikleri Donald Trump’ı kanaatim odur ki tarih “şarlatan”, “soytarı”, “güvenilmez”, “yalancı”, belki de “pedofili”, yine İsrail’in Siyonist başbakanı Netanyahu’yu “katil”, “soykırımcı”, “cani”, “son Hitler” sıfatlarıyla yazacak, bu sıfatlar algının olguyu unutturma gücüne, ya da yerine geçme yasasına güzel örnek olacaktır.

Varlığımız bir olgu. Bırakacağımız, bıraktığımız algı önemli. Dediğim şudur: Başkalarının “Eyvah!” diyeceği o son günde yaptıklarından pişman olmayan kişi olmalıyız.

Algılar, eserimizdir. “İnsan alemde algılarıyla yaşar.”

Kadir Durgun

kadirdurgun1957@gmail.com

 

 

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Kadir Durgun
YAZARIN ÖZGEÇMİŞİ
Kadir DURGUN'un
Özgeçmişi
 
Bilecik 1958 doğumlu,
Yunus Emre İlk öğretmen Okulu 1976 mezunu,
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. (1981)
Sırasıyla, ilkokul, lise ve dershane öğretmenlikleri, dershane kuruculuğu yaptı.
Meslek tecrübesi 40 yıl.
1987 yılında Haydarpaşa Lisesi Edebiyat öğretmenliğinden ayrılarak İstanbul'da özel dershanelerde çalışmaya başladı, bu tarihten itibaren hem Türkçe öğretmenliği hem de birkaç dershanenin kuruculuğunu yaptı.
Öğretmenliğinin yanında değişik gazetelerde haftalık köşe yazıları da yazmaktadır. 
Kendi adına açtığı blog ve üç Youtube kanalı mevcuttur. Bu kanallarda eğitimle ilgili, günlük olaylardan genele uzanan yorumlar yapmakta ve Kadir Hoca Türkçe Kursu adlı diğer kanalda Üniversite hazırlık Türkçe dersleri vermektedir. 
Kocaeli-İzmit'te ikamet etmektedir.
Eğitimin bir akıl ve gönül işi olduğu inancıyla dünyadaki son gününe kadar eğitim hizmeti yapmayı düşünmekte, millete karşı ödenmesi gereken borcu olduğuna inandığı için sürekli çalışmakta ve üretmektedir. 
Üniversiteye hazırlık için bir Edebiyat kitabı vardır. 

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya