Dünya bugün büyük bir sınavdan geçiyor.
Bu sınav ne teknolojidir, ne ekonomi…
Bu sınav doğrudan insanlıktır.
Çünkü artık mesele sadece siyaset değil;
masumların canı, çocukların çığlığı ve vicdanın sessizliğidir.
Bugün İsrail merkezli saldırılar ve buna koşulsuz destek veren Amerika Birleşik Devletleri politikaları, yalnızca bir jeopolitik mesele değil; aynı zamanda ahlaki bir kırılmadır.
Kur’ân’ın Ölçüsü: Bir Can, Bütün İnsanlık
Kur’ân’ın temel ilkesi açıktır:
“Kim bir canı haksız yere öldürürse, bütün insanlığı öldürmüş gibidir.”
Bu ilke, savaşta bile sınır koyar:
-
Çocuklara dokunulmaz
-
Kadınlara zarar verilmez
-
Masumlar hedef alınmaz
-
Zulüm meşrulaştırılamaz
Bugün ise dünya, bu sınırların sistematik biçimde ihlal edildiği görüntülere şahitlik etmektedir.
Bu noktada mesele artık “kimin haklı olduğu” değil;
kimin zulme karşı durduğu meselesidir.
Mazlumun Tarafı: Susmak da Bir Tavırdır
Kur’ân, yalnızca ibadet kitabı değil; aynı zamanda bir duruş çağrısıdır.
Zulüm karşısında üç seçenek vardır:
1. Zulme ortak olmak
2. Zulmü görmezden gelmek
3. Zulme karşı durmak
Ve unutulmamalıdır ki:
Sessizlik, çoğu zaman zulmün en güçlü destekçisidir.
Bugün Müslüman dünyaya düşen görev, yalnızca açıklama yapmak değil;
ahlaki bir irade ortaya koymaktır.
Müslüman Devletler Ne Yapmalı? (Kur’ânî Perspektif)
Kur’ân’ın adalet anlayışı, keyfî değil; ilkelidir.
Bu çerçevede Müslüman ülkelerin atabileceği adımlar:
1. Birlik ve Ortak Tavır
Parçalanmışlık, en büyük zayıflıktır.
-
Ortak diplomatik blok oluşturulmalı
-
Çifte standartlara karşı birlikte hareket edilmeli
2. Ekonomik ve Siyasi Baskı
Kur’ân zulme karşı sadece sözle değil, fiilî tavırla durmayı emreder.
-
Ticari ilişkiler gözden geçirilmeli
-
Uluslararası platformlarda aktif baskı kurulmalı
3. Hukuki Mücadele
Adalet, yalnızca meydanda değil; hukukta da aranmalıdır.
-
Uluslararası mahkemelerde girişimler artırılmalı
-
İnsan hakları ihlalleri sürekli gündemde tutulmalı
4. Vicdan Diplomasisi
Sadece devletler değil, toplumlar da harekete geçirilmelidir.
-
Küresel kamuoyu bilgilendirilmeli
-
Medya ve sivil toplum daha etkin kullanılmalı
Türkiye’nin Sorumluluğu
Türkiye, tarihî ve kültürel mirası gereği bu konuda özel bir konuma sahiptir.
Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde dile getirilen sert eleştiriler, yalnızca politik değil; aynı zamanda ahlaki bir çağrıdır.
Ancak bu çağrının etkili olabilmesi için:
-
Sözün eylemle desteklenmesi
-
Diplomatik gücün artırılması
-
Bölgesel iş birliklerinin güçlendirilmesi
gerekmektedir.
Merhamet Kaybedilirse Dünya Kaybeder
Bugün dünya, teknolojiyle büyürken vicdanla küçülüyor.
Ve unutulmamalıdır:
Güç, merhametle sınanmadığında zulme dönüşür.
Kur’ân’ın çağrısı nettir:
-
Adaletli olun
-
Zulme karşı durun
-
Mazlumdan yana saf tutun
Bu çağrı sadece bireylere değil; devletlere de yöneliktir.
Son söz
Bir gün tarih yazıldığında,
kimlerin güçlü olduğu değil;
kimlerin merhametli kaldığı hatırlanacaktır.
Asıl mesele budur.
Selam ve dua ile.