Bugün İslam dünyasında en çok tartışılan, fakat en az doğru anlaşılan kavramlardan biri cihattır. Kimi zaman daraltılarak sadece savaş anlamına indirgenir, kimi zaman da tamamen hayatın dışına itilerek yalnızca bireysel ibadetlerin gölgesinde bırakılır. Oysa gerçek anlamı ne bu kadar dar ne de bu kadar siliktir.
İslam, yalnızca bireyin kalbine hitap eden bir inanç değildir; aynı zamanda insan hayatına düzen teklif eden bir ahlak ve medeniyet anlayışıdır. Namaz, oruç ve diğer ibadetler bu inancın ruhunu diri tutar. Fakat ruhun diri kalması, insanın hayata karşı sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Tam tersine, ibadet insanı sorumluluğa çağırır.
Cihat tam da bu noktada ortaya çıkar.
Cihat; yıkmak değil, inşa etmektir.
Cihat; öfke değil, bilinçtir.
Cihat; başkalarına zulmetmek değil, zulme karşı durmaktır.
Bir toplumun cehalete karşı verdiği mücadele de cihattır. Bilimde ilerlemek, teknoloji üretmek, adaleti savunmak, mazlumun yanında durmak da cihattır. Kendi nefsini disipline etmek, ahlaklı kalabilmek ve doğruluktan sapmamak da cihadın en zor ama en temel şeklidir.
Bugün dünyada güç dengeleri yalnızca silahla belirlenmiyor. Bilgi, teknoloji, ekonomi ve kültür de birer güç alanı haline gelmiş durumda. Eğer bir toplum bu alanlarda geri kalıyorsa, sadece siyasi değil ahlaki bir zafiyet de yaşıyor demektir.
İşte burada cihadın modern anlamı ortaya çıkar: üretmek, düşünmek, çalışmak ve güçlü bir toplum inşa etmek.
Çünkü zayıf toplumlar adaleti koruyamaz. Bilgi üretmeyen toplumlar özgür düşünemez. Ekonomik bağımsızlığı olmayan toplumlar ise kendi kaderini tayin edemez.
Bu yüzden cihat, sadece meydanlarda verilen bir mücadele değildir. Üniversitelerde, laboratuvarlarda, mahkemelerde, okullarda ve hatta insanın kendi vicdanında verilen uzun bir mücadeledir.
Gerçek cihat, önce insanın kendi içindeki tembellik ve korkuyla savaşmasıdır. Ardından cehaletle ve adaletsizlikle mücadele etmesidir.
Sonuç olarak cihat, bir yıkım çağrısı değil; bir diriliş çağrısıdır. Amaç kavga çıkarmak değil, insan onurunu ve adaleti koruyabilecek güçlü ve ahlaklı bir toplum kurmaktır.
Ve belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, cihadın bu asli anlamını yeniden hatırlamaktır. Çünkü bir toplum kavramlarını kaybettiğinde, yönünü de kaybetmeye başlar.
Selam ve dua ile.