Müzik Dinletisi Programında Gönle Dokunan Türküler Seslendirildi
Ah bu türküler,
Türkülerimiz,
Ana südü gibi candan,
Ana südü gibi temiz.
Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla
Köyümüz, köylümüz, memleketimiz.
Ah bu türküler, köy türküleri,
Dilimizin tuzu biberi,
Memleket ahvalini onlardan sor,
Kitaplarda değil, türkülerde ara Yemen'i,
Öleni, kalanı, gidip gelmeyeni..
Ben türkülerden aldım haberi.
Ah bu türküler, köy türküleri,
Mis gibi insan kokar mis gibi toprak...
(Bedri Rahmi Eyüboğlu)
.jpeg)
Adana – Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı Adana Temsilciliği, her ay düzenlediği geleneksel söyleşi programlarının bu ayki durağında, kulakların pasını silen ve gönüllere taht kuran bir müzik ziyafetine ev sahipliği yaptı. Vakıf bünyesinde faaliyet gösteren bağlama ve gitar kursunun usta öğreticileri ile yetenekli öğrencilerinin bir araya geldiği program, “Anadolu Türkü Dolu” başlığı altında adeta bir irfan yolculuğuna dönüştü.
Anadolu’nun kadim bağrından kopup gelen ezgilerin yankılandığı gecede, dinleyiciler Mekke'den Medine'ye, Çanakkale'den Yemen'e uzanan manevi bir köprüde yürüdü.
.jpeg)
Hicretin Ruhundan Ezgilerin Dilini Anlamak
Sözlerin ve seslerin en güzeli olan Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program, aynı zamanda mübarek Hicri Yılbaşı'na denk gelmesiyle ayrı bir anlam kazandı. Gecenin önemine binaen bir konuşma yapan Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serkan Çelikhan, İslam tarihindeki hicret hadisesini ve Hicri Yılbaşı’nın Müslümanların tefekkür dünyasındaki yerini vurgulayan samimi bir hasbihal gerçekleştirdi.
Bu anlamlı konuşmanın ardından sahne alan ses sanatçısı ve neyzen Ali Kara, üflediği huzur dolu ney taksimiyle salondaki manevi atmosferi zirveye taşıdı. Neyin kalplere dokunan o derin ve mistik perdesinin ardından Orhan Demirdaş, Abdulhalik Gül'ün mızrabından dökülen bağlama nağmelerine eşlik etti. Medineli Müslümanların Peygamber Efendimiz’i (S.A.V.) karşılarken söyledikleri ve İslam tarihinin en köklü nişanelerinden biri olan “Taleal Bedrü Aleyna” ilahisi, hem Arapça hem de Türkçe olarak salondakilerin hep bir ağızdan katılımıyla seslendirildi:
“Ay doğdu üzerimize, Veda tepelerinden,
Şükür gerekti bizlere, Allah'a davetinden.
Ey bizden seçilen elçi, yüce bir davetle geldin,
Sen bu şehre şeref verdin, ey sevgili hoş geldin...”
.jpeg)
Çanakkale’den Yemen’e Gönül Coğrafyamız
Gecenin ilerleyen dakikalarında vatan şairi Mehmet Akif Ersoy'un ölümsüz eseri “Çanakkale Şehitlerine” şiirini seslendiren Muhammed Serhat Evren, Çanakkale ruhunu ve asil duruşunu bir kez daha zihinlere ve kalplere nakşetti. Şiirin bıraktığı derin tesirin ardından, salonda duygusal anlar yaşatan “Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı” türküsü tüm katılımcılar tarafından tek bir nefes olarak söylendi.
Hüzün ve gururun harmanlandığı gecede, büyük usta Âşık Veysel’in “Uzun İnce Bir Yoldayım” eseriyle Çanakkale'den Yemen'e, Yemen'den Anadolu'nun saf ve temiz kalbine doğru bir gönül yolculuğuna çıkıldı. Bozkırın tezenesi Neşet Ertaş’ın memleketi Kırşehir’e uğranıp, söz sultanı Abdurrahim Karakoç’un diyarı Kahramanmaraş’a selam gönderildi.
Hafızalarda ve gönüllerde derin izler bırakan bu özel gece; köklerimize, kültürümüze ve bizi biz yapan ortak değerlerimize müzik köprüsüyle bağlanmanın gururuyla sona erdi.