Dünyada büyük ve tehlikeli olaylar yaşanıyor. Bir büyük savaşa doğru sürüklendiğimiz açık. Şimdilik, acaba bir büyük kapışmaya evrilmeden çatışmaları lokal seviyede tutabilir miyiz çabası veriliyor. Savaşları durdurmak için uluslararası toplantılar, diplomatik girişimler birbirini takip ediyor. Hiçbiri de bitmiş değil henüz. Bir yerde biraz yavaşlayınca bir başka yerde bir başkası patlak veriyor. Öyle bir enerji, daha doğrusu zulüm birikimi var ki hiçbir çaba bu enerjinin bir yerde patlak vermesini, bu zulmün alev topuna dönmesini durdurmaya yetmiyor.
Ukrayna -Rusya savaşı rölantiye alınmış gibi devam ederken İran-ABD, İsrail savaşı başladı. Düşük düzeyde de olsa hala devam ediyor. Aslında Ukrayna savaşı, Rusya'nın ilgisini başka tarafa çekmek için başlatılmıştı. Bu son savaşı başlatmalarının sebebi ise, İsrail'in Filistin'de gerçekleştirdiği katliamı unutturmak, gözlerden kaçırmaktı. Ancak Gazze'de işlenen zulmün üstünü örtmek mümkün olmuyor. Bu yüzden hem ABD hem İsrail, soykırımı gözlerden kaçırmak için dünyayı ateşe vermeye hazır gibi görünüyorlar. Özellikle İsrail. Filistin, İran, Lübnan yetmemiş gibi gün aşırı, kendi derdine düşmüş Suriye'yi bombalıyor. Suriye dağlarına çıkıp muzaffer komutan pozlarını veriyor Netanyahu. Kasiyun dağına çıkıp kahve içerek Suriye'ye huzur gelmesini kutlayan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'a nazire yapar gibi. Bu aynı zamanda katil Netanyahu'nun vahşetini itiraf etmesi anlamına da geliyor. Bu arada Türkiye'ye de sataşıyor, tahrik ediyor. Hani derler ya "savaş kapıda" diye. İnsan böyle bir duyguya kapılıyor ister istemez. Söylediğim gibi bütün bunlar Gazze'yi unutturmak için. Ama ne yapsalar boş. Bir kere insanlık onların içyüzlerini gördü, tıynetlerini tanıdı. Bundan sonra alınlarında bir kara leke gibi duracak Gazze soykırımı. Hatta Gazze'de yapıp ettikleri dünyadaki öfke patlamasının önünü açtı da denebilir. İnsanlık, bir şeyler yapılmamasının hıncını alıyor adeta.