TÜRKİYE ZENGİN OLACAK MI?
MAKALE
Paylaş
28.01.2026 18:56
76 okunma
Cemal Akkuş

2028 İHRACAT VİZYONU, E-TİCARET DÖNÜŞÜMÜ ve ALİ BOĞA YAKLAŞIMI

Öncelikle belirtelim: Kişi başına düşen milli gelir arttığında hani biz niye görmedik diyenlere bir şey yok. Zira 'kişi başına düşen' denmesi bu paranın size düşeceği anlamına gelmiyor. Üretmiyor ve ürettiğinizi satmıyorsanız zaten böyle bir şansınız yok demektir.

Türkiye, ihracatta 2028 hedefini somut bir rakamla ilan etti: 308,5 milyar dolar.

Türkiye'nin ihracat serüveni, sadece ekonomik bir büyüme hikâyesi değil, aynı zamanda kurumsal bir inanmışlık ve zihniyet devrimi sürecidir. Bu sürecin en kritik kırılma noktası, 2003 yılında Ali Boğa'nın İhracat Genel Müdürü olarak göreve başlamasıyla yaşanmıştır. Ali Boğa, 500 milyar dolarlık 2023 hedeflerine giden yolda, devletin "yapılamaz" dediği sınırları yıkan ve ihracatı tesadüflerden kurtarıp "Sürdürülebilir İhracat Stratejisi"ne kavuşturan mimardır.

Ali Boğa göreve geldiğinde Türkiye'nin ihracatı yaklaşık 36 milyar dolar seviyesindeydi. Kamuda bir ilki gerçekleştirerek 2004-2006 İhracat Stratejik Planı'nı hazırlamış ve bu planı "rafa kaldırılan bir belge" olmaktan çıkarıp, 20 ayrı eylem grubuyla takip edilen canlı bir organizmaya dönüştürmüştür. O dönemde Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), Ali Boğa'nın koyduğu hedefleri "ekonometrik modellerle imkansız" ve "hayali" olarak nitelendirerek resmi yazıyla itiraz etmiştir. DPT, ihracatın her yıl üst üste %16-17 artmasının mümkün olmadığını savunurken; Ali Boğa ve ekibi sahada sanayiciyle kurdukları "kader birliği" sayesinde, 2006 yılı sonunda ulaşılması hedeflenen 70 milyar dolar barajını daha Şubat 2006'da aşarak devletin kendi istatistik kurumlarını dahi şaşırtan bir başarıya imza atmıştır.

Ali Boğa'nın liderliğinde yürütülen bu ihracat seferberliği, şu somut stratejiler üzerine inşa edilmiştir:

1. Ürün ve Pazar Çeşitliliği: İhracatın sadece Avrupa'ya ve tekstile bağımlı kalmaması için "Komşu ve Çevre Ülkeler Stratejisi" hayata geçirilmiş; Afrika'dan Asya steplerine kadar "gidilmedik pazar" bırakılmamıştır.

2. Markalaşma Vizyonu (TURQUALITY): "Fasoncu ülke" yaftasını silmek ve katma değeri artırmak amacıyla, dünyada devlet destekli ilk ve tek markalaşma programı olan TURQUALITY projesi bizzat Ali Boğa döneminde hayata geçirilmiş ve kurumsallaştırılmıştır.

3. Lojistik ve Tanıtım Atılımı: Klasik fuarcılık anlayışı yıkılarak; "İpekyolu Tren Fuarı" ile demiryolları üzerinden Asya'ya, gemi fuarlarıyla Kuzey Afrika limanlarına çıkarma yapılmış, "müşteriyi ayağa getirme" (Alım Heyetleri) stratejisiyle ihracatçının maliyetleri düşürülmüştür.

Ali Boğa'nın İhracat Genel Müdürlüğü ve ardından Sanayi Bakanlığı Müsteşarlığı döneminde (2003-2011), Türk ihracatı 36 milyar dolardan 132 milyar dolar seviyelerine tırmanmıştır. Bu dönemde kazanılan özgüven, bürokrasinin "yapamayız" diyen statükocu yapısının yıkılması ve MERSİS gibi dijital altyapıların kurulması; Türkiye'nin bugün konuştuğu 300 milyar dolar üzeri hedeflerin ve 2028 vizyonunun temel harcını oluşturmuştur.

Bu tarihsel perspektif, bugün telaffuz edilen 308,5 milyar dolarlık 2028 hedefinin de temelini oluşturmaktadır. Geçmişteki "imkansız" denilen hedeflere ulaşma başarısı, günümüzdeki stratejik planların realize edilme imkanına dair en güçlü kanıtı sunmaktadır. Türkiye, 30 yıl önce 15,3 milyar dolar olan ihracatını bugün 260 milyar doların üzerine taşıyarak, küresel ticaretteki payını sistematik olarak artırmıştır.

2028 İhracat Hedefleri ve Makroekonomik Planlama

Türkiye'nin 12. Kalkınma Planı ve 2026-2028 dönemini kapsayan Katılım Öncesi Ekonomik Reform Programı, ülkenin yeni nesil ihracat yol haritasını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu programın nihai hedefi, 2028 yılı sonuna kadar mal ihracatını 308,5 milyar dolara çıkarmak ve dış ticaret dengesini sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmaktır.

İhracat ve Cari Denge Projeksiyonları

2028 vizyonu, sadece miktar artışına değil, aynı zamanda katma değer ve pazar çeşitliliğine odaklanmaktadır. Programın temel taşlarından biri, cari işlemler açığının GSYH'ye oranını %1 seviyesine çekmektir. Bu hedef, ithalata olan bağımlılığın azaltılması ve yerli üretimin teknolojik derinliğinin artırılması ile doğrudan ilişkilidir.

Hizmet ihracatında turizmin yanı sıra sağlık, spor ve kültür turizmi gibi tematik alanların desteklenmesi, ziyaretçi başına düşen gelirin artırılması planlanmaktadır. Türkiye'nin bu alanlardaki potansiyelini daha etkin kullanması, geleneksel deniz-kum-güneş turizminin ötesine geçerek geliri tabana yayma stratejisinin bir parçasıdır.

Küresel Ticaret Dinamikleri ile Karşılaştırmalı Analiz

Türkiye'nin ihracat hedeflerini değerlendirirken küresel konjonktürün sunduğu zorluklar ve fırsatlar göz ardı edilemez. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) verilerine göre, 2025 yılı küresel mal ticareti için oldukça zorlu bir yıl olarak öngörülmektedir. Artan gümrük tarifeleri ve jeopolitik belirsizlikler nedeniyle küresel ticaret hacminin %0,2 oranında daralabileceği tahmin edilmektedir. Bu durum, özellikle Kuzey Amerika pazarında %12,6'ya varan ihracat düşüşleri beklentisiyle daha da derinleşmektedir.

Ancak Türkiye ekonomisi, bu olumsuz tabloya rağmen pozitif bir ayrışma sergilemektedir. 2024 yılında Türkiye'nin ihracatı %2,4 oranında artarken, ithalatı %5 oranında azalmış ve dış ticaret açığı %22,7 oranında daralmıştır. Bu veri, Türkiye'nin iç talebi baskılayarak üretimi ihracata yönlendirme stratejisinin sonuç verdiğini göstermektedir. IMF verilerine göre Türkiye, 2024 yılında Satın Alma Gücü Paritesi (SGP) bazında dünyanın 12. büyük ekonomisi, Avrupa'nın ise 5. büyük ekonomisi konumundadır.

Son Yıllardaki İhracat Performansı ve Sektörel Dağılım

Türkiye'nin ihracat başarısının temelinde imalat sanayi yatmaktadır. Aralık 2024 verilerine göre, imalat sanayinin toplam ihracat içindeki payı %93,7 gibi baskın bir seviyededir. Bu oran, Türkiye'nin sadece hammadde tedarikçisi değil, aynı zamanda küresel bir üretim üssü olduğunun kanıtıdır.

İhracatın Yapısal Gelişimi (2015-2024)

2015 yılında 151 milyar dolar olan mal ihracatı, on yıllık bir süreçte yaklaşık %73 oranında artarak 2024 yılında 261,8 milyar dolara ulaşmıştır. Bu dönemde yıllık ortalama büyüme oranı, küresel ticaret büyüme hızının üzerinde seyretmiştir. Özellikle 2020-2024 arasındaki %54'lük artış, pandeminin yarattığı tedarik zinciri kopmalarını Türkiye'nin bir fırsata çevirdiğini göstermektedir.

2025 yılına dair ilk veriler, bu trendin devam ettiğini göstermektedir. Nisan 2025 itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatı 265 milyar dolara ulaşarak Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırmıştır. İhracat birim değer endekslerindeki artış, Türkiye'nin daha pahalı ve katma değerli ürün satmaya başladığının bir işaretidir.

Realize Edilme İmkanları ve Stratejik Öncelikler

308,5 milyar dolarlık hedefin gerçekleşmesi için üç ana eksen belirlenmiştir:

1.  Pazar Çeşitlendirmesi: Avrupa Birliği'ne olan bağımlılığı azaltmak amacıyla "Uzak Ülkeler Stratejisi" kapsamında Asya, Latin Amerika ve Afrika pazarlarına odaklanılmaktadır.

2.  Yeşil ve Dijital Dönüşüm: Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'na (CBAM) uyum sağlayarak AB pazarındaki rekabetçiliği korumak ve imalat süreçlerini dijitalleştirmek.

3.  Lojistik ve Tedarik Zinciri Gücü: Türkiye'nin lojistik avantajlarını artıracak altyapı yatırımlarıyla hizmetler dengesine 2028'de 75,3 milyar dolarlık bir katkı sağlamak.

Elektronik Ticaret (E-Ticaret) ve E-İhracatın Makro Analizi

Türkiye'de e-ticaret, son beş yılda sadece bir alışveriş yöntemi olmaktan çıkıp ekonominin ana omurgalarından biri haline gelmiştir. 2019 yılında 24 milyar dolar olan e-ticaret hacmi, 2024 yılında 90 milyar dolara ulaşarak 3,7 katlık devasa bir büyüme kaydetmiştir.

E-Ticaret Hacmi ve İşlem Sayıları

2024 yılı itibarıyla Türkiye'nin e-ticaret hacmi bir önceki yıla göre %61,7 artarak 3 trilyon 162 milyar liraya yükselmiştir. Bu rakamın perakende e-ticaret kısmı ise 1 trilyon 619 milyar lira olarak gerçekleşmiştir. E-ticaretin GSYH içindeki payı %6,5'a ulaşırken, genel ticaret içindeki payı %19,1 olmuştur.

2025 yılı sonu beklentileri, e-ticaret hacminin 5 trilyon liraya ulaşacağı yönündedir. Bu büyüme hızı, Türkiye'nin dijital ekonomideki adaptasyon kabiliyetini ve girişimci dinamizmini yansıtmaktadır.

Türk Satıcı Profil Sayısı ve İşletme Yapısı

Türkiye'de e-ticaret yapan işletme sayısı 2024 yılında 600.800'e ulaşmıştır. Bu rakam, 2023 yılında 559.000 seviyesindeydi. İşletmelerin yapısı incelendiğinde, e-ticaretin tabana yayıldığı görülmektedir:

• Şahıs İşletmeleri: %78,6.

• Limited Şirketler: %17,8.

• Anonim Şirketler: %3,6.

Cinsiyet dağılımında erkek işletme sahipleri %72,8 ile çoğunluktayken, kadın işletme sahiplerinin oranı %27,2 olarak kaydedilmiştir. Yaş gruplarına bakıldığında, erkeklerde 35-39, kadınlarda ise 30-34 yaş aralığının en aktif girişimci grubu olduğu görülmektedir. Coğrafi olarak İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya e-ticaretin kalbi konumundadır.

Küresel e-Ticaret Rekabeti: Çin Faktörü ve ABD Blokajı Riskleri

Dünya e-ticaret sahnesinde Çin, mutlak bir hakimiyet kurmuş durumdadır. 2024 yılı itibarıyla Çin'in e-ticaret pazarı 3,1 trilyon dolara ulaşmıştır ve bu rakamın 2028'de 3,85 trilyon dolara çıkması beklenmektedir. Küresel çevrimiçi işlemlerin yarısına yakını Çin'de gerçekleşmektedir.

Çin'in Satıcı Profil Sayısı ve Platform Hakimiyeti

Amazon'un küresel aktif satıcı tabanının %50,03'ü artık Çin merkezlidir. Bu, tarihte ilk kez Çinli satıcıların küresel bir pazaryerinde mutlak çoğunluğu ele geçirmesi anlamına gelmektedir. Walmart Marketplace'te ise Çinli satıcıların oranı 2025 itibarıyla %34'e yükselmiştir ve yeni katılan satıcıların %60'ı Çin kökenlidir.

Çin'in bu başarısı, 1,4 milyardan fazla nüfusun dijitalleşmesi ve 313 milyon kırsal sakinin çevrimiçi ticarete dahil edilmesiyle desteklenmektedir. Ayrıca drone teslimatları gibi ileri lojistik teknolojileri (2024'te 2,7 milyon paket drone ile taşınmıştır) Çin'in rekabet avantajını pekiştirmektedir.

ABD-Çin Ticaret Savaşı ve "Affiliates Rule" (İştirakler Kuralı) Riskleri

ABD ile Çin arasındaki gerilim, fiziksel mallardan dijital hesaplara ve iştirak yapılarına kaymıştır. Eylül 2025'te yürürlüğe giren "Affiliates Rule" (İştirakler Kuralı), ABD'nin ticari kısıtlamalarını radikal bir biçimde genişletmiştir. Bu kurala göre, kara listedeki bir kuruluşun doğrudan veya dolaylı olarak %50 veya daha fazla hissesine sahip olduğu tüm yabancı iştirakler, otomatik olarak ABD teknolojilerine ve finansal sistemine kısıtlanmaktadır.

Bu düzenlemenin e-ticaret üzerindeki muhtemel etkileri ve blokaj potansiyeli şunlardır:

Çinli dev şirketler (örneğin Huawei'nin 149 farklı iştiraki listededir), yaptırımları delmek için kurdukları paravan şirketler üzerinden ticaret yapmaktadır. Yeni kural, bu zincirleme mülkiyet yapısını hedef alarak yüz binlerce hesabı riske atmaktadır.

2024 yılında küresel bankalar, Kara Para Aklamayı Önleme ve yaptırım uyumu nedeniyle 15 milyar avrodan fazla fonu dondurmuştur. ABD'nin e-ticaret platformlarındaki Çinli satıcı hesaplarını kitlesel olarak bloke etmesi durumunda, Çin'in yıllık bazda 30-50 milyar dolarlık bir Brüt Emtia Değeri kaybı yaşaması muhtemeldir.

800 dolar altındaki paketlerin gümrüksüz girişi Çinli paketler için kaldırılmıştır. Bu durum Temu ve Shein'in ABD sevkiyatlarında %65'lik bir düşüşe neden olmuştur. Bazı ürünlerde %145'e varan gümrük vergileri, Çin'in "ucuz fiyat" modelini çökertmektedir.

Bu blokajlar, ABD'li tüketicilerin alım gücünde hane başı yıllık 3.800 dolarlık bir azalmaya yol açsa da, ABD yönetimi ulusal güvenlik ve yerli üretimi koruma adına bu maliyeti üstlenmektedir.

Türkiye'nin Gelecek Potansiyeli ve Stratejik Konumlandırma

Küresel ticaretin bu kadar türbülanslı olduğu bir dönemde, Türkiye için "tehditlerin fırsata dönüşmesi" senaryosu oldukça güçlüdür. Çin'in ABD pazarındaki hakimiyetinin sarsılması, Türk ihracatçısı için devasa bir boşluk yaratmaktadır.

E-İhracatta 2028 Hedefi: %10 Pay

Türkiye'nin e-ihracat stratejisi, e-ihracatın toplam ihracat içindeki payını 2024'teki %2,9 seviyesinden 2028'de %10'a çıkarmayı hedeflemektedir. Bu, yaklaşık 30-35 milyar dolarlık bir dijital ihracat hacmi anlamına gelmektedir.

E-ihracatta Türkiye'nin avantajlı olduğu sektörler:

• Hazır Giyim ve Moda: Çin'in "hızlı moda" platformlarına karşı en güçlü kalite/fiyat alternatifi.

• Ev Tekstili ve Mobilya: Lojistik maliyetlerin yükseldiği dönemde Türkiye'nin yakınlık avantajı.

• Gıda ve Organik Ürünler: Avrupa pazarındaki artan talep.

Jeopolitik Lojistik Gücü: Orta Koridor ve Kalkınma Yolu

Türkiye, küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılandırılmasında "multimodal lojistik merkez" olma potansiyeline sahiptir. Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle işlevsizleşen Kuzey Koridoru'na karşı Orta Koridor, Çin ile Avrupa arasındaki en güvenli ve hızlı rota haline gelmiştir. Burada lojistik teşviklerin daha avantajlı hale getirilmesi gereğini de hatırlatmış olalım.

• Zaman Avantajı: Süveyş Kanalı üzerinden 35-45 gün süren sevkiyatlar, Orta Koridor ile 13-18 güne düşmektedir.

• Maliyet ve Güvenlik: 3.000 km daha kısa olan bu rota, enerji ve gıda güvenliği açısından da kritiktir.

Ayrıca, Irak üzerinden Basra Körfezi'ni Türkiye'ye bağlayacak olan "Kalkınma Yolu Projesi", Basra Körfezi'nden Avrupa'ya kesintisiz bir demiryolu ve karayolu bağlantısı sağlayacaktır. 15 milyar dolarlık bu yatırım, Türkiye'yi sadece doğu-batı değil, güney-kuzey ticaretinin de kilit noktası yapacaktır.

İstatistiki Veriler ve Kıyaslamalar

Türkiye'nin performansını daha net görebilmek için aşağıdaki tablo, küresel ticaret artış hızları ile Türkiye'nin büyümesini kıyaslamaktadır.

Türkiye'nin son dönemdeki başarısı, dünya ticaret büyümesinin yavaşladığı bir dönemde (ticaret büyümesinin GSYH büyümesinin gerisine düştüğü 2020-2024 dönemi) pazar payını artırabilmiş olmasıdır.

Sonuç: Yeni Dönemin Mimarlarına ve Hedeflerine Dair Vizyon

Türkiye, Ali Boğa döneminde atılan "inanmışlık" tohumlarını bugün teknoloji ve lojistikle harmanlayarak 308,5 milyar dolarlık bir hedefe yürümelidir. Geçmişte devlet kurumlarının bile şüpheyle yaklaştığı ihracat hedeflerinin fazlasıyla aşılmış olması, bugünkü planların sadece birer kağıt üzerindeki rakam olmadığını kanıtlamaktadır.

Küresel ticaretin korumacılık duvarlarıyla çevrildiği, ABD ve Çin arasındaki dijital savaşın e-ticaret hesaplarını dondurduğu bu yeni dünya düzeninde ise Türkiye; Üretim Çeşitliliği (İmalat sanayindeki %93,7'lik payı ile dayanıklı bir yapı sunmakta), Dijital Girişimcilik (600 bini aşkın e-ticaret işletmesiyle yeni nesil ticarete liderlik etmekte) ve Lojistik Hakimiyet (Orta Koridor ve Kalkınma Yolu ile kıtaları birbirine bağlamaktadır) ile çok ciddi bir avantaj yakalayacaktır.

308,5 milyar dolarlık 2028 mal ihracatı hedefi ve bu hedefe eşlik eden 150 milyar dolarlık hizmet ihracatı vizyonu, Türkiye'yi dünyanın ilk 10 ihracatçı ülkesinden biri yapma yolundaki en büyük sınavıdır. Ali Boğa'nın meclis kürsüsünde vurguladığı gibi; "alıcınız yoksa üretmenizin bir manası yoktur". Türkiye bugün, sadece üreten değil, dijital kanallar ve lojistik ağlar üzerinden tüm dünyaya bu üretimi ulaştıran, küresel ticaretin vazgeçilmez bir aktörü olma potansiyeline sahiptir. Gelecek, bu vizyona inanan ve ticaretin dijital dönüşümünü ıskalamayanlarındır.

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya