Bugün yine aynı sofradaydık…
Sözün ağırlığını bilen, davanın yükünü omuzlamış adamlarla.
Hakkı Baba, Hüseyin Ayaz, Ahmet Üstün…
Bir araya gelince gündem bellidir.
Ne hava konuşulur, ne para…
Vatan konuşulur. Bayrak konuşulur. Din, devlet konuşulur.
Çünkü bazı insanlar için sohbet, vakit geçirmek değil;
Bir duruşu diri tutmaktır.
Masada 60’lı, 70’li yıllar dolaşıyordu yine…
O yıllar ki; bedel ödemenin sıradan, dik durmanın mecburiyet olduğu yıllar.
Bir ara Hüseyin Ayaz derin bir iç çekti.
Sustu…
Sonra sanki yılların içinden gelen bir sesi bugüne taşıdı:
“Yollarımız hep yokuş oldu…”
Bu sadece bir cümle değildi .
Bu, bir neslin kaderiydi.
Düz yolda yürümeyi değil, kolay olanı seçmeyen adamların hikayesiydi.
Hakkı Baba her zamanki gibiydi.
Sakin ama sarsılmaz…
Konuşmasa bile varlığıyla “iman dediğin böyle olur” dedirten bir duruş.
Ahmet Üstün ise heyecan ateşi…
Gözleri parlıyor, sesi diri:
“Müslüman güçlü olmalı!” diyor.
“Ekonomide de güçlü olmalı… Anadolu Şirketler Birliği kurulmalı arkadaş!”
İşte mesele tam da bu …
Geçmişin çilesiyle yoğrulmuş adamlar,
Bugünün eksiklerini görür, yarının yolunu çizer.
Çünkü onlar sadece hatıra anlatmaz…
Dava taşır.
Ve biz bir şeyi o sofrada bir kez daha anladık:
Yokuşlar bitmedi…
Ama o yokuşlarda yürüyen adamlar da bitmedi.
Düz yollarda yürüyenler yorulmaz;
Ama yokuş çıkanlar tarih yazar.
28.04.2026 / Hasan Günay