Pekin'de Dünya paylaşıldı mı?
MAKALE
Paylaş
17.05.2026 17:53
51 okunma
Nasuhi Güngör

İkinci İran Savaşı’yla birlikte sadece bölgesel değil, küresel ölçekte dönüşümlerin başladığını öne sürenler hayli fazla. Tercih ettiğim tanım, mevcut bazı dönüşümleri hızlandırdığı ve bazılarının da kapılarını araladığı.

ABD, son üçü İslam dünyasına ve bunlardan ikisi Ortadoğu’ya yönelik olmak üzere üç saldırı ve işgal girişimi gerçekleştirdi. Afganistan, Irak ve İran. Bunların ikisinde üstünlük sağladığını söylesek bile, ortaya çıkan sonuçların ABD’yi daha güçlü bir konuma taşıdığını iddia edemeyiz. Afganistan’dan nihayetinde uçuş hızıyla kaçtı. Irak’ta hala dengeler kurulabilmiş değil. Üstelik Saddam’ın devrilmesinin ardından Irak’ta kazançlı çıkan İran oldu.

İRAN SAVAŞININ İLK SONUÇLARI

28 Şubat tarihinde İsrail’le birlikte İran’a saldırdıktan sonra geçen 37 gün, nokta hedeflerin, lider kadronun ve İran’daki pek çok sivil hedefin vurulduğu ve yok edildiği bir dönem oldu.

İran’a yönelik Haziran 2025 ve Şubat 2026 saldırıları, Türkiye’nin de merkezinde bulunduğu bölgede büyük dönüşümlere neden oldu. Üstelik bunlar henüz başlangıç.

Daha şimdiden Körfez hattındaki ülkelerin güvenlik konseptlerinden siyasi pozisyonlarına kadar pek çok kritik başlıkta taşlar yerinden oynadı. Trump yönetiminin kurallara ve normlara bağlı kalmayan “sistem” ya da “düzen” arayışının, bölgemizde ortaya çıkardığı endişeler Türkiye dahil her ülkeyi doğrudan etkiliyor. Tam da bu nedenle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Kazakistan medyası üzerinden verdiği son mesajların altını çizmek gerekiyor.

ERDOĞAN: “KURALLARA DAYALI BİR DÜZEN”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazakistan'ın önemli ajanslarından Kazinform’da yayımlanan makalesinde şu ifadelere yer verdi: "Türkiye olarak, küresel ve bölgesel krizlerin üstesinden ancak 'uygulanabilir kurallara' dayalı bir düzen inşa ederek gelinebileceğini savunuyoruz. Bu kapsamda bölgemizde ve küresel düzeyde kriz ve çatışmaların sona erdirilmesi adına hem çok taraflı örgütler nezdinde hem de müstakilen sorumluluk almaktan kaçınmıyoruz.”

Bu tanım ve tezler iki bakımdan ele alınabilir. Birincisi, ABD-Çin arasında dünyanın geleceğini doğrudan ilgilendiren bir zirvenin gerçekleştiği dönemde, Türk dünyasının kalbi olan ülkelerden birinde bu mesajların verilmesi. Türkiye son yıllarda Türk İşbirliği Teşkilatı zemininde Kafkasya’nın güneyinden Orta Asya’nın içlerine kadar uzanan alanda ilgi ve ittifak çıtasını yükseltiyor. Bunun sadece Rusya ve Çin’i değil, küresel ana güç olarak ABD’yi de yakından ilgilendirdiğini vurgulamakta yarar var.

“MÜSTAKİL SORUMLULUK ALMAK”

İkincisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “küresel ve bölgesel krizlerin üstesinden ancak 'uygulanabilir kurallara' dayalı bir düzen inşa ederek gelinebileceğini savunuyoruz” ifadesi, İran savaşıyla birlikte çok daha belirgin hale gelen “düzensiz ve kuralsız dünya” arayışının tehlikelerine işaret ediyor.

Bu tanım, Ankara’nın büyük krizlerdeki kuvvetli arabulucu rolünün, sadece tarafları bir araya getirmekten ibaret olmayan boyutuna dikkat çekiyor. Erdoğan’ın “müstakilen sorumluluk almaktan kaçınmıyoruz” sözleri de bunun ifadesi.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya