

Ali İLKBAHAR Şazeli ÇÜĞEN Ahmet YILDIRIM
Yurdumuz OÇOK, Atatürk Orman Çiftliği’nin hemen bitişiğinde bulunuyordu. 1970’lerde yükseklikleri yaklaşık, üç-dört metre civarında olan çam ağaçlarının gölgesinde, sıcak günlerde bazı arkadaşlarımız ders çalışırlar, tatil günlerinde de Ankara’nın muhtelif yerlerinden gelenler piknik yaparlardı.
Sıcak yaz günlerinde, özellikle Pazar günleri her çam ağacının gölgesinde saz, keman, cümbüş, ud gibi enstrümanlarla eğlenen gruplar olurdu. Bu gruplardan bazıları rakı, şarap, viski vs. içerler ve alkol duvarını aşınca da Atatürk Orman Çiftliği’ni curcuna alanına dönüştürürlerdi. Çok çirkin bulduğumuz ve mekan olarak hemen burnunumuzun dibinde cereyan eden bu gibi eğlencelere arkadaşlarımız sık sık tanık olurlardı. Biz OÇOK sakinleri, özellikle buralarda içki içilmesinden ve yurda kadar gelen sarhoş gürültülerinden çok rahatsız olurduk.
1976 Yılı yaz aylarında olacak…Yurt olarak çok rahatsız olduğumuz bu duruma Ahmet Yıldırım, Şazeli Çüğen ve Ali İlkbahar Abiler pratik bir çözüm üretmişler…Bu çözüme göre bu güzel mesire alanında -normal piknik yapanlardan bir şikayetimiz yoktu ama- özellikle içki içenleri korkutarak bir daha da gelmelerine mani olacaktık. Yurdun toplantı salonunda toplandık. Orada ağabeyler ürettikleri çözümden bahsettiler. Plana göre 40-50 kişilik grup, piknikçilerin yurdun kuzey tarafından, Çiftliğin doğu kısmından batıya doğru beşer-onar adım arayla tek sıra halinde dizileceğiz ve verilen işaretle birlikte güneye doğru piknikçilerin ve çam ağaçlarının arasından süratle koşarken hiç kimseye bir zarar vermeksizin “Yakalayın, vurun, tekmeleyin !...” diye yüksek sesle bağrışacağız. Çiftliğin öbür ucuna vardıktan sonra aynı şekilde, başlangıç çizgisine geri dönüp, bireysel olarak farklı yollardan tekrar yurda geleceğiz.
Ve ilk işaretle birlikte denilenleri aynen uygulamaya koyduk. Hem koşuyor, hem bağrışıyoruz.
- Yakalayıın, vuruun, tekmeleyiin !...
İlk hareketle birlikte yanlarından hızla gelip geçtiğimiz bütün piknikçiler ayaklanmışlar, hem ne olup bittiğini anlamaya çalışıyorlar hem de korku ve dehşet dolu gözlerle arkadaşlarımıza bakıyorlardı. Çiftliğin öbür ucuna vardıktan sonra gerisin geriye döndük aynı şekilde hızla koşuyor ve bağrışmaya devam ediyoruz..
- Yakalayıın, vuruun, tekmeleyin !...
Dönüşle beraber bir de baktık ki, piknikçiler, sofralarını, içki şişelerini, mezelerini olduğu gibi yerde bırakarak korkudan kaçıp ortalıktan kaybolmuşlar…
Muttalip USLU
ANTALYA