79 yıldır devam eden Türk-Amerikan ilişkilerinin satır başları. Bu yapılanları dost mu düşman mı yapar?
ABD başkanı Turuman 1947 yılında kominizim tehlikesine karşı Türkiye ve Yunanistan'a, 400 milyon dolarlık askeri yardım yapmayı kararlaştırmış ama bu yardımın 300 milyonunu Yunanistan’a 100 milyonunu, Türkiye’ye vererek ilk ortaklığını kimin lehine kullanacağını gösterdi.
Türkiye ile alakası olmadığı halde, Kuzey ve Güney Kore arasındaki savaşa katılmasını sağlayarak yüzlerce Mehmetçiğin ölümüne sebep oldu.
Türkiye’yi ilk tanıyan devletlerden biri Sovyetler birliği olmasına karşı, ilişkilerimizin bozulmasına sebep oldu… Meğer Yalta'da Türkiye ABD'nin payına düştü.
U–2 uçaklarının incirlikten kalkıp Sovyetleri gözlemesi ardından, Ruslar uçağı düşürünce, Türkiye açık hedef durumuna düştü.
1962 Küba krizinde SS -20’lere karşılık Erzurum’daki Jüpiter füzeleri Türkiye üzerinden pazarlandı.
Kıbrıs’ta 1963 yılında EOKA'cılar ve Makarios Türkleri öldürürken Türkiye adaya müdahale etmek istedi. Fakat karşısına ABD başkanı Johnson çıkarak; o ünlü mektubu yazdı. Türkiye’yi tehdit etti.
1970'lerde Türkiye’ye baskı yaparak afyon ekiminin yasaklanmasını istedi. Bunun yapılmaması durumunda Türkiye’nin cezalandırılacağı tehdidini savurdu.
Kıbrıs hareketi yüzünden, 1975–1978 yılları arasında Türkiye’ye ekonomik ve silah ambargosunu uygulayan yine ABD oldu.
1984 ten beri PKK ya gizli açık destek veren, para sağlayan, silah sağlayan ve eğitende, ABD oldu.
Birinci körfez savaşından sonra, kuzeydeki Kürtleri korumak için kurulan çekiç güç helikopterleriyle dağların başına silah, yiyecek bırakanda Amerikalılar olmuştu…
1992 de Akdeniz de tatbikat sırasında, gece yatağından kalkıp izinsiz, füzeyi ateşleyip, Muavenet zırhlımızı vuran askerde ABD'li idi.
1984–2026 yılları arasında etnik terörü destekleyen, Ortadoğu’yu kan gölüne dönüştüren, 50 binden fazla insanımızın ölümüne neden olan, 2 trilyon dolarlık ekonomik kayba uğramamızı körükleyenlerin başında sözde müttefiklerimiz ABD vardı.!
2004 de Süleymaniye’de bordo berelilerin başına çuval geçirenler, yine onlardı,.
Dağlıca’da; askerimize pusu kurup şehit edilmesinde rolleri olan, sözde 8 askerimizi alıp teslim edende onlardı…
Kuzey Irakta 4 milyon Kürde kol kanat geren, 3 milyon Türkmen'i yok sayanda onlardı.
Cumhurbaşkanı "PYD ve PKK terör örgütüdür" dediğinin saatleri içinde, PYD'lilere silah ve teçhizat verende Amerikalılar oldu.
2024 yılından Ankara’daki ABD büyükelçisi Tom Barrak Orta Doğuyu ve Türkiye’yi yeniden tanzim etmek, dört parçalı Kürtleri birleştirerek Büyük Kürdistanı kurmak için durmadan demeç verende Amerikalılar oldu.
Bu elçi boyunu aşarak Cumhurbaşkanımıza meşruiyet sağladığını ilan etti. Yetmedi Türkiye’nin Cumhuriyetten, demokrasiden vaz geçerek “Monarşi” rejimle yönetilmesini teklif etti. Millet sistemine geçmesini “Milli Devletin” yok edilmesini istedi.
Bakalım bu haddi aşan elçiye kim ne zaman nasıl “go home” diyecek….!
Bilmem ki bu saydıklarımı; dostlar mı bir birine yapar? Düşmanlar mı?
Varın siz karar verin…