MEDRESELER NEDEN GELİŞEMEDİ
MAKALE
Paylaş
25.07.2026 18:12
210 okunma
Abdurrahman Zeynal

İslam tarihinde pozitif ilim ve dini ilimlerin gelişme ve yaygınlaşması özellikle Beytül Hikme veya Beytül İlim mekteplerinin devlet kontrolünde devletin himayesinde gelişmesi ilimlerin önünü açtı. Büyük Selçuklular döneminde kurulan ve hızla gelişip yayılan medreseler ilmin gelişmesinde öncü olmayı sürdürdü.

Anadolu Selçukluları zamanın da kurulan medreseler dini ve pozitif bilimlerin gelişmesini devam ettirdiler. Erzurum, Sivas, Kayseri, Tokat ve Konya medreseleri ilmin gelişmesinde öncü rolü oynadılar.

Osmanlı devletinin kuruluşundan 1550 yılına kadar son derece düzgün işleyen kurum oldular. Medreseler Osmanlı Eğitim tarihi içinde önemli görevler üstlendiler. Hatta gelişmeci ve düşünmeyi teşvik edici eğitim vermeleri muhteşem medeniyetimizin gelişmesinde öncü rol oynadılar. Bu dönemde önemli müderrisler yani ilim adamları yetişti. Osmanlı Devleti zirveye çıktığında ilim adamları da zirveye çıktılar. Fakat “her çıkışın bir inişi” vardı. Devletin gücünde iniş başlayınca ilim adamları da irtifa kaybetmeye başladılar.

Fatih Sultan Mehmet Sıbyan Mekteplerinde muallim olacakların “Arapça sarf ve nahiv, edebiyat(maani, beyan, bedi) mantık, mübahase adabı, tedris usulü, münakaşalı akaid,(kelam ilmi) riyaziyat, hendese ve heyet dersleri almasını şart koşarken 1550’lerden sonra bu usul terk edilmiş, ilerleyen yıllar köylerde cami imamları erkek öğrencilere ders verirken kızlara imamın eşi ders vermiştir.

On altıncı yüzyılın sonlarına doğru medreselerde ilmin gelişmesi durunca problemlerde başlamış oldu. 1583 yılında medreselilerin verdiği fetva gereği Takyettin Efendinin Tophane sırtlarında kurduğu rasathane Ali Paşa tarafından topa tutularak yıkıldı. 1593 yılında Kadızadeler ile Sivasızadelerin tartışması sonucu medreselerden müspet ilimler ve felsefe çıkarıldı. Artık Medreseler Fıkıh, Kelam, Hadis, Siyer konularında eğitim vermeye başladı. Medreselerde ilmi hürriyet kalkmış, iltimas ve siyaset hakim olmaya başlamıştı. Müderris, Muid, Danişmend olabilmek için ehliyet, liyakat, ilimde iktidarlı olmak gerekirken 1600’lerden itibaren geri plana itildi. İltimas ve torpil öne çıktı.

Ortaçağda özellikle Türk bilginlerinin gayretiyle gelişmiş olan Cebir, Fizik, Kimya, biyoloji gibi ilimler batıda Rönesans’a sebep olurken Fatih ve Kanuni döneminin programlarının gerisine düştü.

Osmanlıda uzun yıllar geçmesine rağmen hala anatomi ve tıp bilgileri İbni Sina ve İbni Nefse dayanmakta, yeni bir gelişme gösteremezken batı aldığı bilgileri geliştirerek yeni yeni ilavelerle tıbbı geliştiriyordu. Kopernik Batlamyus’un astronomi görüşlerini yıkarken, uzayla ilgili gelişmeler kaydederken medreseler bu gelişmelerden habersizdi.

On yedinci yüzyıldan sonra medreseler fıkıh, kelam, tefsiz, hadis ve gramer okutan birer ilahiyat okuluna döndü. Aristo’nun dört unsur(toprak, su, hava ve ateş) nazariyesi, Batlamyus’un astronomi ve coğrafyası etkisini sürdürmeye devam etti. Medrese uleması tartışmalarında genelde nelerin insanı dinden çıkarıp çıkaramayacağı fikirleri üzerinde yoğunlaştı. 17. Yüzyıla gelindiğinde “bir ipliği sinek pisliğine batırıp toprağa gömerseniz nane biter” gibi hiçbir bilimsel temeli olmayan görüşler öne çıkmıştı.

Zamanla medreseler kendilerini yenileyemediler. Gelibolulu Ali, Kâtip Çelebi, Koçi Bey eserlerinde medreselerin geri kalış sebeplerini açıklarken müderrisler çözüm üretemediler. Bir zamanlar toplumun en önde kişileri olan bu insanlar geri kaldıklarını anladıkları zamanda ise artık iş işten geçmiş toplum nezdinde itibarlarını kaybetmişlerdi.

Osmanlı medreselerinin temeli vakıf geleneğine bağlıydı. Vakfiye sahipleri ilerleyen yıllar ilimde ve sosyal yapıda gerileme başlayınca bu sefer öncelikle ehliyetine ve bilgisine bakmaksızın kendi ailelerinin fertlerini atadılar. Bu dönemde padişahlar, hükümetler sıkıntıyı görüp yapılması gerekenleri söylemelerine rağmen 1577 yılında III Murat’ın Sadrazama gönderdiği fermanla etkili olmaya çalışması III. Selim’e kadar pek çok defa tekrarlanmıştı.

Tanzimat’a kadar eğitimde tek yetkili olan medreseler bu tarihten 1918 kadar varlığını devam ettirdi. Özellikle 17. Asırdan sonra kendisini yenileyemeyen, yeni çözümler üretemeyen bu kurumlar 1900’lerde kendisini düzeltmek, yenilemek için yeni usuller kabul etmeye başladı. Medreseleri ıslah girişimleri oldu. Bütün bunlar olurken yeni bir tartışma başladı. Mektep-Medrese çatışması mekteplerin üstünlüğüyle sona ermiş oldu.

Kaynak

Nafi Atuf, Türkiye Maarif Tarihi, Cilt 1-2, İstanbul 1930.

İsmail Hakkı Uzun Çarşılı, Osmanlı Devletinin İlmiye Teşkilatı, Ankara, 1988.

Yahya Akyüz, Türk Eğitim Tarihi, Ankara, 2009.

Salih Özkan Türk Eğitim Tarihi, Ankara, 2008.

Bilgehan Pamuk, XVII. Yüzyılda Bir Serhad Şehri Erzurum, İstanbul, 2006

Kâtip Çelebi, Mizanü-l Hakk, İstanbul,1980.

Hasan Akgündüz, Klasik Dönem Osmanlı Medrese Sistemi, İstanbul, 1997.

Murat Akgündüz, Osmanlı Medreseleri, İstanbul, 2002.

Erol Güngör, Medrese, ilim ve modern düşünce, Töre Dergisi, Kasım 1980,

Erol Güngör, İslamın bugünkü meseleleri, İstanbul, 1989.

Hasan Ali Koçer, Türkiye’de Modern Eğitimin Doğuşu ve Gelişimi, İstanbul, 1991.

Adnan Adıvar, Osmanlı Türklerinde İlim, İstanbul, 1991.

Nevzat Köseoğlu, Türk Dünya Tarihi Ve Türk Medeniyeti Üzerine Düşünceler, İstanbul, 1991.

 

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya