1950 Kore savaşına katılan Türk askerlerinin değiştirdiği Kore’liler!
MAKALE
Paylaş
20.08.2026 15:47
422 okunma
Vahap Yaman

Her zaman; ya ses verin sesinize gelsinler. Ya da ses verenlerin sesine koşun. Diyorum. Biliyorsunuz.

Kore ile ilgili anlatacağım yaşanmışlık öyküsü de böyle bir çağırının örnekliği.

Yıllardır Türkistan’ın farklı ülkelerinden getirdiğim öğrencilerim var. Bunların varlığından çoğunuz haberdarsınız. Bu öğrenciler kendi rızaları veya daha önce Türkiye’ye gelen arkadaşlarının tavsiyesi ile bana ulaşıyorlar. Eğitimlerinin her safhasında bunlarla ilgileniyorum. Üniversitelerinde, sosyal hayatlarında, barınma, beslenme ve burslarında yardımcı oluyorum. Çeşitli meslek alanlarında eğitimini tamamlayanlar ülkelerine dönüyor. Oralarda kendi mesleklerini icra ediyorlar. Türkiye’de fikri dönüşüm geçiriyorlar. Hayat tarzı olarak büyük bir değişim yaşıyorlar. İslam’la tanışıyorlar. Müslüman kimliğinin sorumluluğunu öğreniyorlar.  Müslüman sorumluluklarını çok çabuk kavrayıp kabul ediyorlar. Kendi ülkelerinde benim de yıllar içerisinde kendi bilgi birikimimden ve hayat  tarzımdan öğrendikleri örneklikleri davranış biçimlerini, tavsiyelerimi  yaşayıp öncülük yapıyorlar.

Yeri gelmişken bir öğrencimin bu yazının da yazılmasını sağlayan bana söylediklerini aynen aktarmak istiyorum. “ Hocam sen ve yönlendirdiğin hocalardan İslam’la ilgili hiç duymadığım beni çok etkileyen bilgiler öğrendim. Müslüman kimdir ve nasıl yaşar, İslam nedir? gibi can alıcı örneklemeleriniz, tavsiyeleriniz çok etkileyici idi. Kur’an’dan konuşuyor. Hz. Peygamberin hayat tarzına dönüştürüp örneklendirdiği İslam’ı hayat tarzını anlatıyordunuz. Müminin de bu örnekliği yaşaması gerektiğini aktarıyordunuz. Bunlar benim için çok yeni şeylerdi. Beni çok etkiliyordu. Eski ben gitmiş yeni bir ben oluyordum. Allah’a teslimiyetten bahsediyordunuz.  Kur’an’ı anlamak ve yaşamak için okumak lazım diyordunuz. Hz. Peygamberi değiştirip örneklendiren İlahi mesajla onun nasıl değiştiğini iyi takip etmemi anlatıyordun. Benim kafamda bazı soru işaretleri vardı. Ben uzun süre sizi ve yönlendirdiğiniz hocaları gözlemledim. Hocalar bana anlattıkları bilgileri kendileri yaşıyorlar mı diye meraklanıyordum. Gözlemlerim sonunda gördüm ki; sizler bana anlattıklarınızı hepiniz yaşıyorsunuz. Bu durum benim İslam’a olan bağlılığımı ve İslam’a olan sevdamı artrdı. Sadece anlatmıyor. Bizzat kendiniz yaşıyordunuz. Bu etkileyici bir durumdu. Sözlerinizi hayat tarzına dönüştürüyordunuz.

Ülkelerine dönen öğrencilerimin bir kısmı ile hala görüşüyorum. Çalışmalarını anlatırlar. Neyi nasıl yapalım soruları sorarlar. Bunlardan biri bir hafta önce aradı. Hocam Kore’deyim dedi. Ne yapıyorsun diye sorduğumda eşiyle birlikte helal gıda işletmeciliği yapıyoruz. Kore’de insanlar hızla İslam’laşıyor.  Müslüman sayısı çoğalınca helal gıdaya ulaşmak zorlaşıyor. Eşimle birlikte helal gıda temin ediyoruz. Dedi ve bana şu mesajı attı.

 Aynen aktarıyorum. “Selamün aleyküm hayırlı Cumalar hocam nasılsınız? Teyzem nasıl iyimi?

Sağlığınız nasıl hocam?

Rabbim sizden razı olsun. Benimle Türkiye’de ilgilendiniz. Sizden çok şeyler öğrendim. Müslümanlığın ne olduğunu kavrattınız. Adı İslam olan yeni bir kimlik sahibi oldum. Şimdi Kore’de öğrendiklerimi yaşayarak örnek olmaya çalışıyorum.

Ne muradınız varsa versin, Rabbim sizi Cennet bahçelerinde ağırlasın inşallah.

Bazen sizleri özlediğim zaman oturup ağlıyorum dua ediyorum.

Sizleri tanıdığıma o kadar mutluyum ki. Rabbim sizlerle yolumu kesiştirdiği için binlerce şükürler olsun. Yine görüşmek nasip olur inşallah” Kore’de Türk’lerin İslam dini ile ilgili nasıl gayretli çalıştıklarına bir kez daha şahitlik ettim. Ben bilmiyordum. Türkler Kore’ye 1950 yılında savaşmak için gelmişler. Bunu Kore’de ilerlemiş yaşına rağmen imamlık ve Müslümanlara öncülük yapan Abdullah hocadan öğrendim.

Hocaya kendimin Türkiye’de İslam olup değiştiğimi söylediğim zaman bana anlattıkları Türk’lere olan sevgimi ve saygımı daha da artırdı.

Yazının bundan sonraki kısmına biraz daha dikkat kesilmenizi öneriyorum.

Kızımız anlatıyor: Abdullah hoca bana dedi ki; “Türkler 1950 yılında savaşmak için Kore’ye geldiler. Diğer Avrupalı askerler gibi. Ancak Avrupalı askerler savaşmıyor. Türkler savaşıyordu. Ben de ailemle birlikte Türklerin savaştığı bölgede yaşıyordum. Askerlerin gıda ve yiyecek ihtiyaçları tek merkezden Avrupalılar tarafından karşılanıyordu. Türkler kendilerine verilen yemekleri yemiyorlardı. Biz merak ediyorduk. Bunlar hem savaşıyor. Hem de yemek yemiyorlar. Niye acaba diye Kore’liler olarak bizler düşünmeye başladık. Türk’ler yemedikleri yemekleri savaştıkları yerdeki yerli halka dağıtıyorlardı. Fakir olan yerli halk ise bu durumdan çok memnunduk. Türk askerleri meyve ve tahıldan yapılan yemekleri yiyorlardı. Bunun sebebini öğrendiğimizde çok şaşırmıştık. Yemekleri niye yemiyorsunuz dediğimizde yemeklerde Müslümanlıkta haram olan domuz eti ve helal olmayan şeyler var. Müslüman bu yemekleri yemez dediler. Savaşan asker yemek yemeden nasıl savaşır. Savaşacak enerjiyi nasıl elde eder diye düşünüyorduk . Biz Kore’liler gıdaya kavuştuğumuz için çok memnun idik. Bedava yemek yiyorduk. Bir yandan da haram nedir? Et niye haram olur. Sorularını soruyorduk.

Türk’lerin yemekleri kendileri yemeyip bize dağıtması bizim bölgedeki insanların değişimine sebep oldu. Türkler bunu Müslümanlıklarından dolayı yaptığını öğrenince Kore’liler ben dahil İslam’ı araştırmaya başladık.  Askerlerin ibadet için ismini sonradan öğrendiğimiz namaz kılmaları, yerli Kore’lilerle dostça ilişkileri, birbirleri ile olan sıcakkanlı davranışları bizi çok etkilemişti. Bize hem yiyecek veriyorlar. Bizi kendilerinden birisi kabul edip iyi davranıyorlar. Bütün bunlar biz Kore’lileri oldukça fazla etkiliyordu. Bir süre sonra da bizim bölge toplu olarak İslam’ı seçtik. Ben de o dönemde Müslüman olanlardanım. Senin de eşinle helal gıda işi yaptığını söyleyince sana bunları anlatmak istedim. Bugün bile Kore’de en fazla Müslüman’ın yaşadığı bölge bizim bölgemizdir. Türkler burada yaşadıkları ile örnek oldular. Pek çok Kore’li Müslüman oldu. Elhamdülillah! Türk’lere çok şey borçluyuz. Müslüman’lığımızı onlardan böyle öğrendik.

Kızımız diyor ki; Allah beni yeniden kendi dinine daha fazla gayretle sarılmam, dinin önerdiği hayat tarzını daha iyi yaşamam ve anlatmam için bu Kore’li Abdullah hocayı karşıma çıkardı. Türkiye’de siz, Kore’de Abdullah hoca ne güzel dostlarım oldu.

Abdullah hoca Kore’de Türk’lerden İslam’ı öğrenmişti. Ben ise Türkiye’de Türk’lerden öğrenmiştim. Abdullah hoca ve ben farklı yerlerde, farklı zamanlarda bizi Müslüman Türk’lerle karşılaştırdığı ve  İslam olmamıza destek verdiği için Rabb’imize ikimiz de çok şükrediyoruz.

Yazının başında belirttiğim siz ses verirseniz sizin sesinize koşanlar mutlaka olacaktır. İslam yeryüzünde savaşlardan ziyade inananların tebliği ve güzel örnekliği ile yayılmıştır. Bunu sizlerde biliyorsunuz. Uzak yerlere gidemeyenler bulunduğunuz yerlerde kendilerine İslam örnekliği yapacak güzel insanlar bekliyor. Fildişi kulelerimizden sahaya inelim. Bölgesel ve sosyal durumdan dolayı İslam’la tanışan ve yaşayanların az olduğu bölgeler var. Bizlerde oralardaki insanlarla tanışıp onlara İslam’ı anlatma gayretinde olalım.

Vahap Yaman

vahap3442@gmail.com

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya