Önceki yazıda ABD-İsrail ve İran arasındaki savaşın, Hürmüz Boğazı üzerinden ortaya çıkardığı kriz alanlarına değinmiş, bu durumun giderek daha geniş bir alanda maliyet ürettiğine dikkat çekmiştik.
İran’ın Hürmüz kartını kullanması ve ABD’nin verdiği karşılık, küresel ölçekte kilitlenmeye yol açtı. Dolayısıyla savaşın dışındaki aktörlerin de arayışlarını değiştirip çeşitlendirdi.
KRİZLERİN MALİYETİ
Her krizin bir maliyeti vardır ve bu durum kayba uğrayanların karşılık vermesini zorunlu kılar. Hürmüz ve genel anlamda savaşla ortaya çıkan krizlerin maliyeti, hemen herkesin hesaplarını değiştirdi. Savaşın olmadığı dönemde dikkate alınmayan ve gereksiz görünen alternatifler bir anda cazip hale geldi.
Dünya artık savaş öncesinden çok farklı. Hemen tüm strateji merkezlerinde enerji başlığı altında çok farklı analizler yapılıyor, öngörüler ortaya konuluyor. Bu durum bir yandan enerji akışının ve güvenliğinin ölçülerini değiştirirken, diğer yandan da yeni ittifakların şekillenmesine yol açıyor. Artık en kısa ve maliyeti en düşük güzergahlar değil, pahalı bile olsa alternatif yollar üzerinde durulmaya başlandı. Çünkü asıl hikaye ayakta kalabilmek. Bu endişe, kış ortasında donup kalmaktan çok daha fazlasını ifade ediyor.
HEMEN SONUÇ VERİR Mİ?
Elbette tüm bunların hızlı ve riski olmayan sonuçlar ürettiğini söyleyemeyiz. Krizin ortaya çıkardığı kırılganlık, yeni güzergah ve alternatif arayışlarıyla kolayca ortadan kalkmıyor. Suudi Arabistan, Hürmüz’le ilgili riskini azaltmak isterken, bu defa Bab-ül Mendeb’teki kıskaçla karşı karşıya kalıyor. Irak, Akdeniz’e doğru ilerlemeye çalışırken, geçiş ülkelerinin istikrarlı olmasına şiddetle ihtiyaç duyuyor.
Yani her hamle aslında yeni riskleri beraberinde getiriyor. Dolayısıyla riskler ve muhtemel krizler daha geniş bir alana yayılma potansiyeli taşıyor.
TÜRKİYE’NİN KAPASİTESİ
Burada Türkiye açısından en önemli nokta, ortaya çıkan bu değişimi, mesela geçiş ülkelerinin stratejik değerini, bölgesel ittifakları ve enerji güvenliğini kendi lehinde etkileme ve yönlendirme kapasitesi.
Güzergah çeşitliliği, Türkiye açısından çok değerli ve tam da bunu dikkate alarak politika inşa ediyor. Çevresindeki ülkelerin enerji kaynakları ölçüsünde rezervleri olmasa bile, bu akışların devamında ne denli kritik bir rolü olduğunun farkında.