Suriye’de Son Gelismeler (Münbiç’i Kusatma Hazirligi)
Türkiye ülkemizin güvenligi ve Suriye’de istikrarin saglanmasi için sahada bulunan diger ülkelerle diplomasi ve askeri varligini etkin bir biçimde devam ettirirken, ABD’nin Münbiç’ten çekilecegini açiklamasi dikkat çekici bir gündemi olusturmustur.
Anadolu Egitim Kültür ve Bilim Vakfi “Ortak Söylem ve Istisare Kurulu” Bu gelismeyi ve durumu müzakere ederek yaptigi yazili degerlendirmeyi gazetemizin Yorum Analiz bölümünde sunuyoruz.
ABD ve müttefik güçlerin iki yili askin bir zamandir sürdürdügü Suriye’yi silahlandirmasi ve yakin bir savasta kullanacagi, lejyoner parali askerler, PKK, PYD, YPG vb. kuvvetlerin egitimi akil almaz bir hizla devam ediyor. Anlasilan o ki, ABD ve müttefikler Afganistan ve Irak’taki tecrübelerinin de sonucu olarak, kendileri savasmayacak, ülkelerine tabut gönderip halklarinin tepkisi ile karsilasmayacaklar, ölenler ne ugruna öldükleri meçhul bölge insanlari olacaktir.
Türkiye ise nefsi müdafaa hakkini kullanan ülke konumuna getirilmis durumdadir. Sinir güvenligini, milli birligi ve toprak bütünlügünü korumak mecburiyeti ile hem silahlanmasina hiz vermis, hem de Suriye’de mevcut güçlerini de takviye ederek, Suriye sinirimizin nerdeyse tamaminda yiginak yapmaya devam etmektedir.
Bu arada Avrupa, Asya, Afrika’da dünyanin birçok yerinde hareketlilik, fay hatlarindaki kirilmalar artarak devam etmektedir. Ülkelerin birinde meydana gelen hareketlilik aninda digerlerini etkilemektedir.
Su Andaki Durum
Su an, merkezi Ortadogu olan bloklasma ufak tefek yer degisimler olsa da söyledir.
ABD, Ingiltere, AB ülkeleri bir blokta, Rusya, Iran, Çin Suriye Esad rejimini destekleyen blokta yer almaktadir. Bu dengeler duruma göre zaman zaman degismektedir. Bu gün birbirine karsi gibi görünen ABD ve RUSYA, bir baska gün birlikte hareket etmektedir. Bu dengelerde en kazançli çikan taraf ise Esad ve Iran’dir. Muhalif ülkelerin ve gruplarin çatisma ve saldirilarina ragmen Esad ayakta, Iran ise alanda genislemesini sürdürmekte, Rusya ise bütün alanin hâkim durumdadir.
Türkiye bu arenada zaman zaman bati blokunda zaman zaman da Rus, Iran blokunda yer aralayarak kisa araliklarla, dar bir koridorda manevralarla menfaatlerimizi koruma noktasinda faaliyet sergilemektedir.
Diger taraftan Türkiye, içinde bulundugu ekonomik dar bogazi asmaya çalisirken, bir taraftan da yerli savunma sanayisini kurmaya çalismakta, etrafimizda cereyan eden zorunlu savas sartlarinin getirdigi yüksek maliyetli silah alimlariyla ugrasmaktadir.
Bu arada küresel güçlerin ve güç odaklarinin güç deneme alani haline gelen Suriye sicak savasin baslamasina ramak kalmis bir yer konumundadir.
BAAS rejimlerinin Arap dünyasinda yerlesmesini temin eden Rusya, Iran’la birlikte sosyalist BAAS hâkimiyeti ile Türkiye’yi SII kusatmasina alarak disariya açilamaz hale getirme planini safha safha uygulamaya çalismaktadirlar.
Ayrica ABD ve müttefiklerinin Irak’tan çekilmesinden sonra asirlardir Sünni yönetimlerle yönetilen Irak, Hasimi yönetimi yerine, Maliki yönetimi iktidara getirilerek bugün SII bir devlet haline getirilmistir.
Suriye’nin inanç ve demografik yapisinin bizim için önemini mutlaka bilmemiz gerekir. Evet, Suriye Türkiye ile en uzun 877 km siniri olan, Nevi sahsina münhasir bir ülke. ARAP, BAAS Cumhuriyeti ili idare ediliyordu. Basinda baba Hafiz Esattan sonra ogul Bessar Esat var Nüfusu 21 milyon civarinda idi.
Suriye’nin Etnik Yapisi;
Suriye’de % 77— 83 Arap, % 7—8 Kürt ,% 5—6 Türk, % 2 Ermeni,% 1 Çerkez ve diger etnik unsurlar yasamaktadir. Esat rejimleri dönemlerinde Kürtlere kimlik verilmemis vatansiz, kimliksiz bir unsur muamelesi yapilmistir. Esad’a yapilan ilk saldirida Kürtler kimlik mücadelesi etmislerdir. Simdi ise ABD ve müttefik güçlerin planlanan büyük savasta kullanilmasi düsünülen güç oldugu anlasilmaktadir.
Suriye’nin Dini Yapisina Gelince;
Nüfusun % 74 ü Sünni Müslüman, % 12 si Nusayri, % 10 Hristiyan, % 3 Dürzi, Ismaili ve Caferi Siiler, Yahudi ve Yezidilerden olusmaktadir. 403 Sene Osmanli hâkimiyetinde kalan ülke birinci dünya savasindan sonra, Osmanli hâkimiyetinden ayrilmis, 1946 da Ingilizlerin alandaki projelerinden biri olarak bagimsizlastirilmistir. 1963 Ten beri de BAS sosyalist partisince yönetilmektedir. 1970—2000 Yillarinda Hafiz Esat, simdi de ogul Besar Esat tarafindan yönetiliyor. Milyonlarca insanin cani, mali, göçü pahasina Suriye batili güçlerin bilek güresine sahne olarak kan gölüne çevrilmis haliyle varligini sürdürmeye çalisiyor.
Suriye’de Savasan Kuvvetler ve Alana Hakim Güçler;
Her ne kadar isminden fazla bahsedilmese de, plan ve proje düzeyinde alani en iyi bilen ve kontrol eden güç Ingiltere ve Israil’dir. Uygulayicilari ise, Suriye devleti, Türkiye, ABD, AB devletleri, Iran, Rusya, Arap dünyasi, Körfez ülkeleri her yerde oldugu gibi tabii ki, Çin savasin arka planinda. Bölgede asirlardir hâkim olan Sünniligin tasfiyesi, yerine Siiligin hâkim kilinmasi mücadelesini görmekteyiz. Asil plan ise Sii kusatmasiyla Türkiye’yi sinirlarina hapsetmek, açilacak kuzey koridorundan, Kuzey Irak, Irak ve Suriye petrollerini Akdeniz’e akitmak ve Israil’in güvenligini artirmaktir.
Savastaki Alan Dengeleri;
Esad rejimi yeri geldiginde bütün denge unsurlarindan destek alarak varligini sürdürüyor. Alanda hava savas gücüne sahip 325 bin asker bulunuyor.
IRAN bölgenin savasan en aktif güçlerinden biridir. Iran ordusunun en muharip gücü savas alaninda kesinlikle Esedi destekliyor. Bu savasta 15 civarinda generalini kaybettigi söylenmektedir. BM temsilcisi bir açiklamasinda, Iran’in Suriye’de yilda 6 milyar dolar civarinda harcama yaptigini söylemistir. Diger kaynaklarda ise bu rakamin 20 milyar dolar seviyesinde oldugu belirtilmektedir.
HIZBULLAH Iran tarafindan organize edilen Lübnan merkezli bir savas gücü.
Rusya’nin ise yillardir bulundurdugu asker sayisi 65 bin oldugu söylenen yüksek savas gücünün ülke üzerinde mutlak hâkimiyeti var.
Esat Karsitlari Ise;
Türkiye ne pahasina olursa olsun her seyi göze alarak Suriye’nin toprak bütünlügünü savunmasinin yaninda, kendi sinir güvenligini ve toprak bütünlügünü korumak adina orada bulunan en kararli güçtür. Yaptigi hamlelerle en önemli stratejik alanlarda varligini sürdürmektedir, sürdürecektir. Bu Türkiye’mizin varligi ve bekasiyla ilgili hayati bir konudur. Bunun için, ABD ve diger güçlerin askeri yiginagina karsi Türk ordusu varligini ve gücünü artirmaya devam etmektedir.
Özgür Suriye Ordusu Milis güçlerden olusmus egitimli güçtür. Türkiye’nin disinda desteginin olmadigi müsahede edilmektedir.
Fetih Ordusu en büyük sivil savas unsurlarindan biridir. Ilimli ve bir çok guruptan olusmus bir birliktir.
Diger Guruplar Ise El Kaidenin devami, El Nusra Cephesi ile daha ilimli guruplardan oldugu söylenen Ahrarussam gibi birçok milis güçten olusan farkli guruplar bulunmaktadir. Bu guruplari olusturan savasan güçler Ürdün, Cezayir, Afganistan ve benzeri daha önceki savasilan yerlerden gelip yerlesmis unsurlar oldugu söylenmektedir.
ISID, ABD’nin Irak’tan çikmasindan sonra bu bölgede Sun’i olarak gelistirilmis güya Sünni Müslümanlari temsil ettigini söyleyen, ne Islam’la, ne Sünnilikle alakasi olmayan yaptiklari gayri insani ve gayri Islami islerle varligini sürdüren en etkin guruptur. ABD ve digerlerinin gerek Irak topraklarini, gerekse Suriye’yi isgal bahanesiyle ihdas edilmis bir savas gücüdür. Batili beynelmilel sirketler tarafindan finanse edildigi söylenen bu güç, RAKKA KENTI merkezli bir hilafet devleti kurdugunu söylemektedir. Petrol bölgelerini ve hala Suriye’nin büyük bir kismini ve Irak’in bir bölgesini elinde bulundurmaktadir. ISID gerek Irak’ta gerek Suriye’de, Türk Islam medeniyetine ait ne kadar eser varsa tahrip etmistir. Bu organizasyonun Batililarca yapildigi her geçen gün daha da anlasilmaktadir. Batili güçlerin bu topraklara girip isgal etmesini, temin için, kapiyi arkadan açmak da araç olarak kullanilmaktadir. Bu günlerde ise sistemli olarak gündemden uzak tutulmaktadir.
Kürt Birlikleri, PKK, Kirk yili askin bir zamandir Türkiye’ye karsi kullanilan bu hain güç, tipki ISID gibi özel olusturulmus bir savas gücüdür. Silahi, lojistik destegi, egitimi uluslararasi unsurlar tarafindan organize edilen bu güç, Suriye’de de karsimizdadir. PKK, Suriye’de Kürt unsurlari temsil ettigini söyleyen PYD, YPG gibi unsurlari tehditle ele geçirmis, PKK karsitlarini tasfiye ederek genis bir bölgede kontrolü ele geçirmistir. Suriye’de ABD tarafindan bize karsi silahlandirilmakta ve etkin güç olarak özel kamplarda egitilerek muhtemel savasta Amerika adina savastirilmak istenmektedir. ABD baskani bunu açikça ilan etmektedir.
Öte yandan Rusya da el altindan PKK ve PYD gibi unsurlari desteklemekte PYD ‘yi güçlü hale getirmek adina bütün imkânlarini kullanmaktadir.
Avrupali koalisyon güçleri de Sütre gerisinde ihtiyaç halinde Suriye’nin paylasiminda pay sahibi olmak için alanda bulunmaktadirlar.
Bu denklemde Çin’i ayrica degerlendirmek gerekir. Bu kavganin asil hedefi Ipek Yolu üzerindeki ülkeler de hâkimiyet olusturmak, fiilen bu yol üzerindeki ülkeleri direk ve endirekt yoldan egitmek olduguna göre, Ipek Yolunun ucundaki Çin’i yok sayamayiz. Batiyla her alandaki rekabeti en üst seviyede götüren Çin, Suriye meselesinde her iki gurup arasinda belirleyici unsurlardan olmak istemektedir. Birlesmis milletlerdeki siyasi, görüsünü ve silah piyasasindaki rekabet gücünü, her vesile ile ortaya koyan bu ülkeyi yok sayamayiz.
Savasin Maliyeti
Bu savasin Suriye’deki 5 Yillik maliyeti Birlesmis Milletlerin verdigi rakamlara göre 259 milyar dolardir. Savas sonrasinda yikilan Suriye’nin imari için de Suriye milyarlarca dolar borçlandirilacaktir.
Bu savas nedeniyle Uluslararasi güçlerin silah ve benzeri yollarla kasalarina giren 159 milyar dolarin yaninda milyarlarca dolari tekrar kazanacaklari, ayrica simdiden bu paranin Suudi Arabistan’dan alinacagi yapimcilarin ise ABD ve Batili sirketlerin olacagi anlasilmaktadir.
Türkiye’nin Kazancina Gelince;
Türkiye’nin kazanci, sinirlarini kusatmak isteyen ve Türkiye’yi gelecekte kendi sinirlari içine hapsetmek isteyenlerin her seye ragmen oyununu bozmus olmasidir. Mehmetçigin kani pahasina önemli stratejik bölgelere hâkim olmustur.
Ancak sartlar ülke güvenligi açisindan savunma sanayisini kurmak ve silahlanma mecburiyetinde birakilmis, bu yolla ciddi borçlandirilmistir. Silahli kuvvetlerin sevk ve harekâti, alt yapi üst yapi harcamalari ciddi maliyet olusturmustur. Ekonomik sikintilari asmak için mücadele veren ülkemizin önünde 30 küsur yildir devam eden terörle mücadele bütçesine yeni harcama kalemleri ilave olmustur.
Göç olgusu da ayri bir sikinti olusturmaktadir. Gayri resmi rakamlara göre Türkiye direk ve dolayli 5 milyon Suriyelinin yükünü çekmektedir. Kamplarda bakimini üstlendigi Suriyelilerin disinda ülke içine yayilmis olanlarin her türlü ihtiyacini karsilamak mecburiyetinde kalmistir.
Suriye’de huzur ortami saglansa bile, Suriyelilerin kahir ekseriyetinin Suriye’ye dönmeyecegi konusulmaktadir. Türkiye bu sorunu çözmede ise çok zorlanacaktir. Zaten su an Suriye nüfusunun çok önemli bir kismini bünyemize almis bulunuyoruz. Bu nüfusun ve sorunlarinin bize neye mal olacagini tespit edip simdiden tedbir alinarak, sosyal patlamalara da sebep olabilecek bu sorunun üstesinden gelmek mecburiyetindeyiz. Suriye’lilerin tekrar ülkelerine gönderilmesi konusunun da çok sorunlu olacagi görülmektedir.
Türkiye bu durumlarla nefsi müdafaa mecburiyetinde birakilmis, Emrivakilerle Suriye’de sorunlar çesitlendirilmis, her bir sorunla ugrasirken madden manen yipratilmistir.
ABD nin açik destegi ve uluslararasi güçlerce güney sinirlarimizda kurulmasi planlanan Kürt devleti olgusunu ne pahasina olursa olsun Türkiye defetmek mecburiyetindedir. Böylece SII kusatmasina da firsat verilmemis olacaktir.
Diger taraftan Suriye’nin gelecegi bakimindan, kimliklerin önemsendigi, serbest seçimlerin yapildigi, insan hak ve hürriyetlerinin teminat altina alindigi ANAYASAL sisteme geçis mutlak saglanmalidir.
Türkiye, Idlip ve Afrin, Kobani, Kamisli ile beraber Suriye’nin iç kesimlerinde olusacak bölüp düzenleme, proje ve planinda kesinlikle masada olmalidir. Firat’in dogusunda ve batisinda da olmak zorundayiz. Aslinda bu sorunlari bölge devletleri ve güçleri olarak biz çözmeliyiz. Bölgede bu noktaya gelmeden sularin durulmayacagini bilmeliyiz.
Membiç
Türkiye Firat Kalkan’i harekâtiyla koydugu hedeflere zor da olsa ulasmaya çalismaktadir. El Bab’i DEAS dan aldiktan sonra, simdi hedefe Membiç’i koymustur. Ortaya koydugu gerekçe bölgeyi terörden arindirmaktir. DEAS, ISID ne ise PKK, PYD ve YPG de odur. ABD buradan çekilmeyi seklen de olsa ilan etmistir. Ancak bu alanda ISID’le olan savasin Türkiye’ye ihale edilmis oldugu açiklanmistir.
Elbette Münbiç çok stratejik bir yerdir. Bu kasabanin 4000 yillik tarihi vardir, Türkiye için ne kadar önemli ise, ABD ve ISID için de o kadar önemlidir. Yüzde 90’i Sünni Arap Müslümanlardan olusmaktadir. Halep’e bagli 100 bin nüfuslu bu ilçeden olusacak bir göç dalgasi bizi kesinlikle etkileyecektir. Ilçe 2016’da DEASTAN alindi. Diger terör örgütleri oradalar, bizim oraya ulasmamiz için ABD’den sonra Ingiliz, Fransiz birliklerini de asmamiz gerekmektedir. Önümüzde epey diplomatik manevra olusturacagimiz anlasiliyor, burasi Osmanli döneminde kaza imis, 93 harbinden sonra buraya Çerkezler yerlestirilmis, rivayet odur ki Romen Diyojen Alpaslan Gazi’ye “Malazgirt ve Ercis’i bana ver, Mümbiçi sana vereyim” demis. Anlasiliyor ki, o dönemde de stratejik önemi bu kadar hayati olan bu yerin kontrolünün bize geçmesi için var gücümüzü kullanmamiz gerekiyor.
Allah devletimize, milletimize zeval vermesin, korusun, kahraman ordumuzu ve güvenlik güçlerimizi mansur ve muzaffer eylesin.