19 Ekim 2021 Salı Saat 11.00’da Gazi Üniversitesi Mimar Kemaleddin Salonunda yapılan Aliya İzzetbegoviç’i Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri Açılış Programında Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Hayrullah BAŞER’in konuşması
Sayın Rektörüm,
Muhterem Başkan,
Değerli Misafirler,
Basınımızın Değerli Mensupları;
Toplantımıza katılmanız vesilesiyle saygılar sunar, çalışmamızın hayırlar getirmesini dilerim.
Bugün bilge insan Aliya’nın 18. ölüm yıldönümü vesilesiyle başlatılan, üç yıla yayarak onu anmak, tanımak, anlamak amacıyla hazırladığımız bu projeyi ve etkinliklerini tanıtmak için toplanmış bulunuyoruz.
Etkinliklerimizi sizlere tanıtmakla bu alanda fikri, maddi ve manevi katkılarınızla faaliyetlerimizi daha etkin kılmak istedik.
Bu vesile ile tüm katılan ve destek veren kurumlarımızın temsilcilerine minnetlerimizi ve teşekkürlerimizi arz ederiz.
Projenin tanıtımı ve bilgilendirme kısmına geçmeden önce Aliya’yı daha iyi anlamak bakımından kısa bir tarihi tespit ve tahlil yapmak istiyorum.
Muhterem Misafirler;
Milletimiz, on asırdır bu topraklarda yaşamış büyük devletler, medeniyetler ve imparatorluklar kurmuş, bugün üzerinde yaşadığımız toprakların tam 7 katı büyüklüğünde bir coğrafyaya hükmetmiştir. Adalet, barış, merhametin timsali olmuştur.
Osmanlı İmparatorluğunun bir asır önce parçalanarak yıkılması üzerine ağır bir bedel ödeyerek istiklal mücadelesi vermiş ve sonunda bağımsız bir devlet kurmuştur.
Osmanlı’nın yıkılması ve dağılması sonucunda, siyasi ve manevi merkez kaybedilince bugün yaşadığımız Anadolu toprakları ve dışında kalan hükümdarlık coğrafyasındaki toplumlar, bölgesel, dil, ırk, mezhep farklılıklarına göre, birbirine hasım onlarca devlet kurmuşlardır. Etnik ve mezhebi temelli bu yapı üzerine kurulan bu devletler, bugün neredeyse hiçbir konuda birlikte hareket edememektedirler.
Ayrıca, rahmetli Cemil Meriç’in ifadesiyle bu toplumların yöneticileri ve aydınları celladına âşık, maşuk misali, Batılı ülkelerin değerlerini önceleyerek hayatlarını, sosyal ve siyasal düzenlerini bunun üzerine bina ederek, zihnen ve fiilen Batı işgaline uğradılar. Sosyal, kültürel, siyasi, manevi hayat tarzlarına insan ve topluma sempatik gelen modernist kavram ve kurumlar ilham kaynağı oldu, dünyevileştiler. Sonunda kendi değerlerini horlayan ve değerlerinden kopan nesiller doğdu. Biz de yönümüzü Batı medeniyetine çevirdiğimizden bu yana benzer değişimden nasibimizi aldık.
Tarihte çok önemli görevler üstlenen manevi kurumlarımız bile dünyevileşmenin ağına takıldı. Servetleri arttı ama büyük itibar kaybına uğradılar.
İnsanlarımız lüks ve israf girdabına düşerek tam bir tüketim toplumuna dönüştü. Sosyal medyayı en çok kullanan ve etkilenen toplum haline geldi. İslam ülkeleri bugün en az tasarruf yapan ve yolsuzlukla anılan ülkeler arasında yer almaktadır. Toplumumuzun vazgeçilmez değerlerinin değiştiği ve ruhunu kaybettiği bir dönem yaşanmaktadır.
Muhterem Kardeşlerim;
Batı dünyası ise aydınlanma çağı Rönesans ve Reform hareketleriyle birkaç yüzyıl önce başlattıkları değişim çalışmaları sonucu bilgi ve sanayi toplumunu oluşturdu. Günümüzde de dijital çağı yakalayarak küresel bir hegomonik güç durumuna geldi.
Bu gücün dayandığı judeo-grek menşeli panteist inanç ve düşünceye sahip Batı medeniyeti; güçlü olanı koruyan hukuk nizamı, benmerkezci, hedefe varmak için her yolu meşru gören pragmatist, Makyavelist ahlak anlayışına sahiptir. Hayatın her alanını bu kurallara göre düzenleyerek ve kurumsallaştırarak toplumsal meşruiyetini sağladılar.
Adam Simit’in ifadesiyle Batı insanının mutluluğu ve Batı toplumunun menfaatini esas alan ekonomik bakışıyla bilim ve teknolojiyi kullanarak ulaştığı güçle, bizim coğrafi havzamız başta olmak üzere tüm dünyada sadece ekonomik değil, askeri, kültürel ve benzeri her alanda tam bir sömürge ve zulüm imparatorluğu kurdular.
Bir Afrikalının ifadesiyle, Batılı adam Afrika’ya gelmeden topraklarımız vardı dinimiz yoktu. Batılı adam geldi, dinimiz var ama toprağımız kalmadı.
Muhterem Misafirler;
Geliniz son yarım asırda İslam coğrafyasındaki gelişmelerin bir tahlilini yapalım.
Sovyetler Birliği’nin çözülüşü ve dağılışı ile (perestroika ve Glasnost) dünyanın tek kutuplu hâle dönüşmesinden sonra Batı’nın dün “Şark Meselesi” olarak ortaya koyduğu “Türkün ve Müslümanların bu coğrafyadan sürülüp çıkartılması” plânı bu gün güncellenerek “Büyük Orta Doğu ve Ilımlı İslâm Projesi” olarak devreye konulmuştur.
Aynı zamanda İslam coğrafyasındaki enerji yer altı ve yer üstü zenginliklerini sömürmek ve bu bölgelerde hâkimiyet kurmak adına, İran ambargosu, Bosna Hersek dramı, Afganistan, Irak, Suriye, balkanlar, Kafkaslar ve sair ülkelerde yapılan işgaller, katledilen masumlar, göç eden aç susuz milyonlarca Müslümanın maruz kaldığı zulüm, bu projenin bir sonucudur.
Bu vahşeti, A.B.D Başkanı evanjelist oğul Bush, haçlı-hilal savaşı olarak adlandırıyor, hatta kendini tanrının görevlisi ve üçüncü bin yılın tek dinli, tek devletli ve dünyanın kıyamete hazırlayıcısı olarak görüyor. Sonraki A.B.D Başkanı Obama ise, Suriye’deki savaş için “Kontrolü bizde oldukça, bizim menfaatlerimizi koruyorsa ister 50, ister 60 sene sürsün önemli değil.” diye ifade ediyor.
İşlenen bu haksız, hukuksuz, vahşete karşı Batılı devletlerin baskısı, Birleşmiş Milletler ve uluslararası kuruluşların sessizliği, vahamete karşı duyarsızlığı yürekleri sızlatıyor.
Dillerine doladıkları insan hakları, kendileri için olunca hatırlanıyor, kızılca kıyamet koparılıyor, ama Müslümanlar için olunca ses seda yok, insanlık doğrusu yerlerde sürünüyor. Ama arsızca sırıtarak zulme devam ediyorlar.
Değerli Dostlar;
Osmanlı’ya karşı Balkanlarda, Orta Doğu’da, Arap dünyasında ayrılıkçı-komitacı terörist hareketlerin aynısının bu gün de devam ettiğini görüyoruz.
Uluslararası veya ikili ilişkilerde ve görüşmelerde takınılan bugünkü tavır, Lozan’da İsmet Paşa’nın direndiği konularda İngiliz delegesinin (Lord Gürzon), ”Bunu cebime koydum. Ülkenizin imar ve devlet düzenlemelerinin çalışmalarında bize geleceksiniz, o zaman bu kartları aynen çıkarırız.” anlayışı aynen devam ediyor.
Buch ve Obama’nın yaklaşımı, İngiliz Başvekili Evangelist Gladiston’un meclis kürsüsünden Kur’an-ı Kerim ve Türklerle ilgili sözlerine ne kadar benziyor, değil mi?
Arap Baharı rezaleti ve fitnesini, aynı zamanda bu coğrafyadaki her türlü PKK, DEAŞ, Boko Haram vb. terörü örgütleyen bunlar. Sözüm ona demokrasi, insan hak ve hürriyetleri havarileri, heyhat ki heyhat!
Ilımlı İslam Projesi, Müslüman dünyayı ayrıştıran, husumetleri besleyen, fitneler çıkaran, İslam’ın itikad, ibadet ve ahlaki değerlerini yozlaştırma çalışmalarına meşruiyet kaynağı olan, Batı’nın manevi ve kültürel alandaki topyekûn savaşının adıdır.
Çünkü tek kutuplu dünyada Batı’ya yeni düşman gereklidir. Bu düşman bundan sonra Hantington ve İngiliz tarihçi A. Tonybi’ye göre medeniyetler savaşıdır. Bu düşman medeniyet, uyuyan ve bölgesel özelliğe sahip Hint veya Çin medeniyetleri değildir. Bu medeniyet, Batı Medeniyeti gibi hayatın her yönünü, her alanını düzenleyen evrensel değerlere sahip İslam medeniyetidir.
İslam Medeniyet coğrafyasındaki anlayış, Acem Şia ve Arap Vehhabilik anlayışı değil, herkesi kucaklayan Anadolu İslam anlayışıdır. Çünkü diğerleri kendilerinin dışındakileri dışlayan ve ötekileştiren anlayışları ile İslam dünyasını toparlama şansları yoktur.
Muhterem Kardeşlerim;
Batı dünyası neden Anadolu İslam anlayışını kendisi için asıl tehlike olarak görmektedir?
Zira Anadolu İslam anlayışında;
-
İtikadi – İbadet ve Ahlaki İlkelerinin asli kaynağı vahiy ve risalettir.
-
İnancın temel ekseni tevhittir.
-
Ehli-kıble tekfir edilemez anlayışı ile tekfirci değildir.
-
İtaat sadece Allah ve Peygamber’edir.
-
Nurettin Topçu’nun tabiriyle kurtarıcılar beklemek yerine, kurtarıcı olmak gereklidir.
-
Muteber bilgi kaynağı olarak ehl-i rey ekolünün (akıl/kalp/gönül ilişkisi ve bilgiye dayalı) bir düşünce din anlayışına sahiptir.
-
Olayları dinamik tahlil eden, araştıran, sorgulayan, metodik eleştiriyi yapan, üreten bir ilim ve bilimsel düşünce esastır,
-
Herkesin dini, rengi, cinsi, etnik vb. farklarına bakılmadan canı, malı, ırz ve namusunu, aklı ve dinini teminat altına alan bir hukuk anlayışı vardır,
-
Her işte istişare ve ehliyetin, hak ve adaletin, herkese iyilik ve merhametin hâkim olduğu, kimsenin ötekileştirilmediği, hoşgörü ve müzakere kültürünü esas bilen bir hayat tarzıdır.
-
Her insan için barış, kardeşlik, birlik ve mutluluk sağlamayı hedefleyen bir dünya bakışı esastır,
İşte bu anlayış ve ilkelere sahip bir dünya hedefleyen her medeniyet, Batı ve Batılı için tehlikedir.
Ne Yapmalıyız?
Değerli Kardeşlerim;
İşte bu noktada karşımızda varlık ve geleceğimizi açıkça tehdit eden, adını medeniyetler çatışması ile izah eden bir güç olduğuna göre, ona karşı medeniyetimizi yeniden tasavvur ve inşa etmeye mecburuz. Bunu hep birlikte, bilim insanları, akademisyenler, siyasetçiler, devletin bütün kurumları ile beraber müşterek bir mücadele ile yerine getirmeliyiz.
Bunu, geleceğe yönelik yeni projeler üreterek, planlar, programlar yaparak, cehaleti, aymazlığı, ayrımcılığı, tembelliği yenerek üstesinden gelebiliriz.
Değerli Dostlar;
İşte bu sebeplerle Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı olarak bütün faaliyetlerimizde olduğu gibi Yayın alanında da 5-6 senedir, medeniyet tasavvur ve inşasını temellendirecek Medeniyet Serimizi yayımlıyoruz. Bu serimizle başladığımız yayım hayatımıza şu an 45 yayınla devam ediyoruz. Yıl sonuna kadar 50 yayın çıkarmayı hedeflediğimiz, ama gelecek 5 yılda 150’ye ulaştırmayı planladığımız yayınlarımızla kendi dünyamızın ve dünya klasiklerinin (Hint, Çin, Batı, Rus vb.) seçmelerini ve alanında çıkacak yeni eserleri toplumumuza kazandırmak istiyoruz. Çünkü tarihsiz, kültürsüz ve devletsiz medeniyet olmaz. Niyetimiz hakkı ve doğruyu aramaktır.
Ayrıca, Vakıf olarak değişik kurum ve kardeş kuruluşlar ile “Dijital Çağda Eğitim Politikamız, Türkiye’de Yükseköğretim ve Bilgi Üretimi Raporu, Türkiye Ekonomisi Durum Tespiti ve Çözüm Önerileri Raporu, İslam Dünyasının Jeopolitiği Raporu, Türkiye’de Dinî Hayat Raporu, Türkiye’de Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci Raporu, Hukuk ve Yargı Sistemi Raporu, Tarım Su ve Çevre Raporu, Türkçe Dil Raporu, Yeni Bir Eğitim Modeli Önerisi Raporu, Ülkemizde Ailenin Durumu ve Aile Politikaları Raporu, Kültür Politikaları Raporu, Güneydoğu Anadolu Raporu “ olmak üzere farklı konularda toplam 13 adet rapor hazırlanarak ilgililere sunulmuştur.
Bu yıl sonuna kadar da “Gençlik ve Medya İletişim Raporu” tamamlanacaktır.
Bu konularda gençlerimiz atölye çalışmaları ve yarışmalar düzenlemektedir.
Aliya Medeniyet İnşası
Bilge insan Aliya medeniyet inşası projesi, böyle bir çalışma ve anlayışın sonucudur.
Aliya’nın 18. ölüm yıldönümünde hatıralarını yâd ederek, dualar göndererek sade bir törenle anmayı doğrusu kabullenemedik. Çünkü Aliya’yı hayata bakışı, mücadelesi, rol model duruşuyla ve siyasi, sosyal, kültürel askeri, diplomatik, dini anlayışı ile önce bizlerin ve gençlerimizin sonra tüm insanlığın tanıması, anlaması gerektiğine inandık.
Zira Aliya İzzetbegoviç verdiği şu mesajları ile anılmaktan öte anlaşılması gerektiğini hak ediyor.
-
Dünya yeni bir ekonomik, sosyal, kültürel vb. alanda sistem geliştirecekse Kur’an’ın mesajlarını esas almadan bunu gerçekleştirmesi mümkün değildir.
-
Müslümanların gelecekle ilgili bir diyecekleri varsa önce m
Müslümanlaşmaları, sonra da ihlas ve gayretle çalışmaları gereklidir.
-
Kur’an bir felsefe, düşünce kitabı değil, o bir hayat tarzıdır.
-
Müslümanlar Kur’an’a göre yaşamayı beceremeyince kıraat (kuran okuma) ilmini geliştirdiler.
-
Başkalarını değiştirmek istiyorsak önce kendimizi değiştirmeliyiz.
-
Savaş ölmekle değil, düşmana benzeyince kaybedilir.
-
Musevilik de, İsevilik de, kapitalizm de sosyalizm de, İslam da eski sistemi yıkıp yenisini yapmak ister. Ancak diğerleri bir dini grubun, burjuva veya proleter sınıfın iktidar ve mutluluğu için yapar, İslam ise bütün insanlığın mutluluğunu hedefler. Aliya’nın bu mesajlarını kabullenmemek mümkün değildir.
İslam deklarasyonu kitabının yazılışından sonra, Aliya’nın on beş seneye mahkûmiyetini, cezaevi hayatını, Doğu ve Batı arasında İslam’a bakışını anlama gayretini, mahkûmiyetin bitimine beş sene varken tahliye şansını, ancak mevcut rejime yakınlık ve pişmanlık içeren yavrularının getirdiği dilekçeye hayır deyişini, beş yıl daha yatarım ama bunu imzalamam duruşunu anlamak lazımdır.
Biz yeniden medeniyetimizin tasavvur ve inşası teziyle yola çıktık sanırken 50 sene önce bu düşünceleri ortaya koyan ve mücadelesini veren Aliya ile karşılaştık.
Bosna Hersek nüfusunun %30 u Boşnak iken diğer topluluklarla müşterek bir devlet kurarak kendi toplumunun haklarını Anayasal teminat altına alışı, işte Aliya’nın siyasi ve diplomatik başarısı.
Değerli kardeşlerim. Bizde gerçek manada onu anmak, bu vesileyle tanımak ve anlamak amacıyla etkinliğimizi 2021, 2022 ve 2023 yılına ve Türkiye coğrafyasına yayan bir proje geliştirdik.
Sanırım elinizdeki dosyalarda bu projeden birer suret vardır. Ancak ben projemizi sizlere özetlemek istiyorum.
Etkinliklerimiz
2021 yılı içerisinde;
-
19 Ekimde, işte bu gün Gazi Üniversitesi Salonunda ölümünün 18. Yıldönümünde Aliya’yı anarak projemizi başlatmış oluyoruz. Bunun akabinde;
-
23 Ekimde Bursa Osmangazi Belediyesi tarafından resim sergisi, Uludağ Üniversitesi tarafından da bir Panel düzenlenecek.
-
Kasım ayı içerisinde Edirne ilinde Trakya Üniversitesi tarafından resim sergisi ve panel düzenlenecek.
-
2021 yılı içinde Bursa temsilciliğimizin organize ettiği Bosna gezisi düzenlenecek.
-
2021 faaliyetleri kapsamında, Dr. Osman ARSLAN tarafından hazırlanan “Bilge Aliya” kitabı ücretsiz olarak dağıtılacak.
2022 yılı içerisinde;
-
Kültür Bakanlığı ile birlikte Aliya belgeseli hazırlanacak.
-
Gençlik ve Spor Bakanlığı ile birlikte; Türk ve Boşnak öğrenciler için değişik kamplar düzenlenecek. Gençler arası resim, hikâye, şiir vb. yarışmalar düzenlenecek. Bosna gezisi tertip edilecek.
-
Yüksek lisans eğitiminde, Aliya İzzetboviç’le ilgili tez çalışması yapan öğrencilere burs verilecek.
-
Gazi Üniversitesi ile 2022 Ekim ayı içerisinde resim sergisi ile birlikte Uluslararası Sempozyum yapılacak ve sempozyumda sunulan tebliğler kitap olarak yayımlanacak.
-
Prof. Dr. Hilmi Demir koordinasyonunda bir grup akademisyen ile “Her Yönüyle Aliya” kitabı hazırlanacak.
2023 Yılı
-
İstanbul’da, değişik kurumlarda konferans ve paneller düzenlenecek, resim sergisi açılacak.
-
Dış ülkelerden de davetlilerin olacağı ve ödül töreninin düzenleneceği programla etkinlik projemiz tamamlanmış olacaktır.
Üç yıla yayılarak devam edecek bu projeyi birlikte taçlandırmak ümidiyle katılımcılara saygılarımı sunuyorum.
İnşallah bu çalışmayı diğer illere de taşıyacağız.