Hepimiz şu sıralarda bazı kelimeler etrafında dönüp duruyoruz. En başta kendimi bu listeye yazabilirim.
Mesela imar, inşa, planlama gibi.
“Şehirlerimizin imar ve inşası” diye başlayan cümleler kuruyoruz. Bunun için de daha önceki hataların tekrarlanmamasını ve “değişmemiz” gerektiğini söylüyoruz.
Ne dediğimizin farkında olmamız kaydıyla söyleyelim elbette.
‘İmar’la başlayalım.
Bir yeri, bir şehri, alanı mamur kılmak. Başka bir kelimeyle bayındır hale getirmek.
‘Bayındır’ın kökü tam olarak belli değil. Farklı tezler var. Ama dilimizde bakımlı, bakılmış, gelişmesi ve güzelleşmesi için emek sarfedilmiş, imar edilmiş yer, mamur, abad olmuş ve şen anlamında kullanılıyor.
Demek ki bir yeri “imar etmek” öyle gelişigüzel bir iş değil.
İmar; geliştirmek, olgunlaştırmak, güzelleştirmek aynı zamanda.
‘İnşa’, tam da bu anlam dünyasının en yakın akrabası sayılır.
Ortaya çıkarmak, yapmak, yapı kurmak, meydana getirmek.
PLANLAMA
Eğer söz konusu olan bir geleceği inşa etmekse, işte onun size yüklediği sorumluluklar var.
Öncelikle, sadece afet ya da krizler sonrasında değil, herhangi bir anda geleceğe dair bir fikriniz, tasavvurunuz olmalı. Bunun için de ne yapmalıyız ve ne yapabilirim sorumluluğuna ihtiyaç var.
Tüm bunların bizi getireceği nokta ise; ‘planlama’ elbette.
Bugün oturup, yarına dair yapacaklarınızı düşünmek, projelendirme ve harekete geçmek.
Bugün kelimeler üzerinden başladık, öyle devam edelim.
Geleceği inşa etmek ve şehirlerinizi imar etmek için planlama yaparken birkaç unsura daha ihtiyacınız var.
Birincisi, bugüne dair elinizde neyin olup olmadığını bilmek.
İkincisi, dün bunların hangisinin eksik ya da fazla olduğunun bilgisine sahip olmak.
İşte bu noktada karşımıza yeni kelimeler çıkıyor.