Fransızların etkili haftalık haber yorum dergisi Le Point, “Yeni Dünya Düzeni” başlıklı bir kapak yayınladı. Kapakta ABD Başkanı Trump, Rusya Devlet Başkanı Putin, Çin Devlet Başkanı Xi JinPing ve Türkiye Devlet Başkanı Erdoğan vardı.
DİJİTAL BİR DÜNYADA NASIL BİR KÜRESEL DÜZEN?
Bu dört liderin yeni kurulacak dünya düzeninin kurucuları olduğu söyleniyordu, özetle.
Dört benzemez, nasıl ortak bir dünya düzeni kurabilirler ki? Bu çok akla, mantığa uygun bir şey değil. Dört farklı medeniyet coğrafyasının temsilcilerinin ortak bir masa etrafında buluşmaları ve tam bir kaosun eşiğine sürüklenen dünyayı belli bir noktada ortak bir stratejinin etrafında toparlamaları sözkonusu olamaz mı, diye bir soru geliyor akla. Ama bu soru çok yanlış bir soru.
İnsanlığı değil, sadece kendi çıkarlarını düşünen ABD, Rusya ve Çin’in Yalta’da Roosevelt, Churchill ve Stalin’in kurdukları bir anlamda “saldırmazdık paktı” olarak adlandırılabilecek bir anlaşmanın izini sürdükleri de söylenebilir mi acaba, diye bir soru geçmiyor değil insanın zihninden.
Bu soru da çok anlamlı ve gerçeklerle örtüşen bir soru değil. ABD, İngiltere ve Sovyetler’i aynı masanın etrafında toplayan Yalta Konferansı iki büyük cihan savaşı sonrasında kurulmuş, paylaşım masası’ydı.
Şu ana kadar böyle bir savaş yaşanmış değil.
Belki de şunu söylemek mümkün aslında: Günümüzde savaşın mahiyeti, biçimi, aktörlerin savaşı sürdürme yöntemleri çok değişti. Hem dijital savaşlar var hem de vekâlet savaşları.
Dijital ticaret savaşları, dijital kültür savaşları vesaire.
Dijital savaşlar, kısmen sürüyor, kısmen bitti, kısmen de şekil değiştirerek yeni savaşlara dönüşüyor.