Ramazan Medeniyeti yazıları bir hayli ilgi görüyor. O yüzden hepinize teşekkür ediyorum.
Direniş, diriliş ve varoluş mevsimi olarak tarif ettiğim Ramazan Medeniyeti yazılarına bugün de devam ediyoruz…
Ramazan, İslâm medeniyetinin, aynı ânda hem özünü ve şuurunu, hem de söz’ünü ve şiirini sunar bize, demiştim.
İslâm medeniyeti, tek şuur ve şiir medeniyetidir: Çünkü İslâm, İlâhî Söz’e ve Nebevî Şuur’a dayanan tek dindir: İlâhî Söz’le ve Nebevî Şuur›la insanı Beşerî Şiir’e durduran ve bütün mevcûdâtı buluşturan, İlâhî Söz’ün ve Nebevî Şuur’un bütün koordinatlarını insanın önüne ve şuuruna açan çok katmanlı, herkese açık ve herkese kucak açan medeniyettir.
Aslında İslâm, tek medeniyettir: Diğer uygarlık veya sivilizasyon tecrübeleri, insanı ya sadece kendi içine kapadıkları ya da sadece kendi dışına hâkim olmaya kışkırttıkları, ya fizik gerçekliği ya da fizikötesi gerçekliği kutsayarak diğerini yoksaydıkları için, hakikati aynı anda bütün boyutlarıyla kavrayan ve yaşatan bir medeniyet olma özelliklerine sahip değildir.
MEDENİYET: KOZMOLOJİK TASAVVUR, BÜTÜNCÜL B/AKIŞ
Medeniyet, ancak bütün varlıklara açılabilen, bütün varlıkları ihata edebilen, bütün varlıklar arasında dinamik iletişim sistemi, kanalları, koridorları açabilen, inşa edebilen kozmolojik bir şuur hâli’dir. Eğer bir insanlık tecrübesi, aynı ânda hem Yaratıcı’yı, hem Kâinât’ı, hem de İnsan’ı hayatının çekim alanına alabiliyorsa, medeniyet olabilir ancak.
Adına sivilizasyon tecrübeleri dediğimiz pagan tecrübeler, insanı, varlığı ve hakîkati sadece fizik dünyaya kapattıkları, Yaratıcı, Kâinât ve İnsan’dan oluşan büyük varlık zincirini hem yok saydıkları hem de parçaladıkları için sonuç sadece kaos ve katastrof olagelmiştir.