Okunamayan Mektup
MAKALE
Paylaş
16.01.2026 17:56
99 okunma
Mesut Akdağ

Bir gün bir kadın Nasrettin Hoca’ya gelir: “Askerdeki oğluma mektup göndermek istiyorum. Bana mektup yazar mısın Hocam?” der. Nasrettin Hoca, “Benim şimdi oralara gidecek vaktim yok.” diye cevap verir. Kadın şaşırır: “Hoca, ben sana oraya git demedim, mektup yaz dedim!” Hoca ise gülümseyerek yanıtlar: “Benim yazdığım yazıyı ancak ben okurum da ondan...”

Evet, bu bir fıkra; gülüp geçtik. Hani bazen bizzat kendimiz veya bir dostumuzun fıkra gibi hikâye dedirttiren olaylar yaşamışızdır.

Aynen bu şekilde söyleyebileceğimiz Nasrettin Hoca’nın fıkrasını hatırlattıran yaşanmış Sabri Bey’in hikayesini anlatacağım.

Peki, kim bu Sabri Efendi? 90’ına merdiven dayamasına rağmen nice genci cebinden çıkaracak kadar dinç, aklı ve hafızası yerinde bir ihtiyar. Kurtuluş Savaşı’nı görmüş, cephede savaşmış ve medrese tahsili almış gün görmüş biridir. Sabri Dede, medrese tahsili görmüş kendini geliştirmiş ama Cumhuriyetten sonra eğitim görmediği için Latin harflerle okuması yazması yoktur. 

Bu sebeple bilgilidir, kültürlüdür etrafına tecrübelerinden faydalandırır ama yeni nesil torunlarının gözünde cahildir.

Torunlarıyla bir türlü anlaşamaz. Bilhassa Kamille anlaşmamaktadır. Fıkradaki gibi torunu Kamil’e ancak kendisinin okuyabileceği bir mektup yazar.

Torunu Kâmil, 1960’lı yılların Ankara’sında üniversite okumaktadır. Zeki, çalışkan ve sosyal bir öğrencidir; fakültenin yurdunda kalır. Kâmil, o dönemde kendilerini “çağdaş ve ilerici” olarak tanımlayan öğrenci kulüplerine üyedir. Bu kulüpler; yobazlığa karşı savaş açmak ve ülkeyi medeniyete götürmek için faaliyetler yürütmektedir. Kamil, son zamanlarda derslerini biraz aksatıp bu kulüp faaliyetlerine hız vermiştir.

Hikayemiz de tam burada başlıyor. Bir gün yurda geldiğinde arkadaşları müjdeyi verir:

“Müjde! Sabri Dedenden mektup var.”

Kâmil sevinse mi üzülse mi bilemez. Çünkü ona göre dedesi; okuma yazma bilmeyen, cahil ve yobaz biridir. Hatta devletin onun gibiler yüzünden geri kaldığını düşünmektedir. Şaşkınlıkla sorar:

“Şaka yapmıyorsunuz değil mi? Bana mektup hem de cahil olan Sabri Dedemden?”

“Zarfta gönderen o görünüyor. Çok tuhaf... Dedene cahil diyorsun da sana mektup göndermiş?”

“Evet, öyledir. Herhalde başkasına yazdırmış olmalı. Açalım bakalım ne yazdırmış? Doğrusu merak ettim.”

Büyük bir merakla zarfı açarlar ama tam bir şok yaşarlar! Gençler mektubu evirip çevirir, altına üstüne bakarlar ama tek kelime okuyamazlar. Çünkü mektup, onların “cehaletin simgesi” olarak gördüğü Kur’an harfleriyle (Arap harfleriyle) yazılmıştır.

Arkadaşları alaylı bir ifade ile

“Bu eski harfler de ne? Seni de kendi gibi yobaz zannetmiş herhalde!”

Kâmil, hem utancından hem de dedesine sinirinden kıpkırmızı olur:

“Dedem bunu bana nasıl yapar? Buraya İslam harfleriyle ne yazmış? Mektup mu, muska mı, tılsım mı belli değil!”

Tam o sırada içlerinden biri akıl verir:

“Siyasal’da okuyan, şu namaz kılan çocuk var ya... Kerim! O okuyabilir. Çünkü Kur’an okumasını biliyor. Ona götürelim.”

Gençler bir ordu gibi Kerim’in yanına koştururlar. Kalabalık komünist öğrenci grubunun üzerine doğru koşarak geldiğini gören Kerim korkup kaçmaya başlayacağı sırada Kâmil bağırır:

“Dur, korkma! Sana bir şey yapmayacağız, sadece sana bir şey soracağız.!”

Kerim durur, hayretle onlara bakar. Ona mektubu verir:

“Şuna bir bak, dedem gerici olması yetmezmiş gibi bir de yobazlık harfleriyle bunu göndermiş. Ne yazıyor burada?”

Kerim kâğıdı evirip çevirir ama o da okuyamaz:

“Ben bu yazıyı ilk defa görüyorum. Bunlar Kur’an harflerine benziyor ama farklı... Üstelik harekesi de yok. Ben bunu okuyamam.”

Gençler, “Biz de seni hoca sanmıştık!” diyerek ayrılırlar. Mektubu üniversitedeki başka öğrencilere, hatta hocalara bile sorarlar ama kimse çözemez. Okulda söylentiler yayılmaya başlar: “Kamil’in dedesi büyü göndermiş,” “Dersleri iyi olsun diye muska yapmış,” “Onu da yobaz yapmak istiyormuş...”

Mektubun şöhreti Edebiyat Fakültesine kadar ulaşır. Son sınıf öğrencisi Cemil, merak edip Kamil’in yanına gider:

“Şu mektubu bana bir gösterir misin?”

“Ne yapacaksın? Kimse okuyamadı, sen mi okuyacaksın? Bizim yobaz dede muska yazmış işte. Bana tesir etmemesi için “Bir ağacın altına göm.” dediler. Ben de bir ağacın altına gömdüm.”

“Hele bir getir. Savaş görmüş bir adam torununa durup dururken muska yazıp da göndermez.”

Kâmil, Cemil’i isteksizce ağacın yanına götürür, gömdüğü yeri kazıp biraz yıpranmış ama yazıları hala duran kâğıdı çıkarır. Cemil kâğıdı alır almaz hem gülmeye hem de okumaya başlar:

“Canımdan çok sevdiğim torunum, gözümün nuru, gönlümün süruru Kâmil... Nasılsın evladım? Derslerine çok iyi çalış; vatanımızın senin gibi aydın gençlere ihtiyacı var. Kendini ne kadar iyi yetiştirirsen vatanına o kadar faydalı olursun. Bu senin yüreğinde var evladım."

Kâmil şok içindedir:

“Sen ne diyorsun? Bunlar mı yazılı?”

“Evet, bunlar yazılı.”

Şaşırmış bir şekilde

“Ama bunlar Türkçe?”

“Cahil, gerici, yobaz dediğin deden sana daha ilerici olman için mektubu göndermiş. Bu  ne muska ne tılsım ne de yobazlık yazısıdır. Bildiğimiz mektuptur. Senin ‘gericilik’ sandığın harflerle yazılmış ama dili Türkçe... Deden niçin bu mektubu yazmış bilmem fakat bildiğim bu mektup gericilik olarak bildiğimiz Osmanlıca!”

Kâmil, ne diyeceğini bilemeden şaşırmış bir şekilde mahcup bir edayla:

“Ben de şey sanmıştım.”

Evet, hikayemiz burada bitti. Maalesef görüldüğü üzere kuşaklar arası birbirini bağlayan kimlik ve kültür köprüleri yıkılmış.

                                                                                                                    Mesut AKDAĞ

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya