HADİSE OLAN UNICEF METNİ
YAZAN, YAZDIRAN ORTADA YOK BİR TEK OKUYAN VAR
Paola Marchi, Hadisenin çok tartışılan sözlerine ilişkin ne düşünüyor, nasıl bir yorum yapar sizce?
Paola Marchi kim mi?
UNICEF Türkiye temsilcisi imiş.
Yani günlerdir tartışılan bir konuda telefonla aranıp, kapısı çalınıp veya bir e posta ile fikri ve düşüncesi sorulmayan kişi.
Şöyle de desek daha doğru olur, bunca gürültüyü duymazdan gelip, iki satırlık bir açıklamaya gerek görmeyen bir yetkili.
Oysa Bay Marchi çocukları ilgilendiren son derece hassas bir yerde görev yapıyor. Uzaktan baktığında çocukları incitmemek için her şeyi yapar görüntüsünde. UNICEF Türkiye’nin resmi sayfasına göre, Ekim 2023’den bu yana ülkemizde görev yapıyor.
.jpg)
En azından bazı hassasiyetleri öğrenmek için yeterli bir süre.
Öğrenmemiş. Peki olaylara neden olan Hadise, bu işin neresinde?
Bunu da yine UNICEF Türkiye’nin resmi sayfasından, 6 Temmuz 2022’de Hadise’nin UNICEF Türkiye tarafından Çocuk Hakları savunucusu olarak atandığını öğreniyoruz.
***
OLAY TİŞÖRT GİYMEK DEĞİL
Yani olay Hadise’nin üzerine UNICEF yazılı tişörtü giyip bir video çekmesi demek değil.
Kimin yazdığı bilinmeyen metinde anlamı pekiştirmek için retorik bir etki uyandırılmaya çalışılmış. Ama yanlış seçilmiş kelimeler yüzünden ortaya kaba bir söyleyiş çıkmış. Bir yanda Türkiye var, bir ülke. O, Filistin’de bir bölge olan Gazze’yi işaretliyor. Diğer tarafta bir ülke olan Sudan’dan bir kıta olan Afrika vurgulanıyor..
.jpg)
Metnin amacı, Ramazan bağışlarının muhtaç çocuklara yönlendirilmesi için UNICEF’e yapılmasını istemek.
Metin zayıf. Retorik vurgu amacına ulaşmamış, ifade kötü amaçlı.
Ve onca gürültüye rağmen UNICEF Türkiye başını kaldırıp bir açıklama yapmıyor. İşin sonunda Hadise UNICEF ile ilişkisinin bittiğini açıklayıp, ben oynamıyorum diyor.
UNICEF Türkiye’nin temsilcisi olarak yazdığımız Paola Marchi bu metni kaleme almamıştır.
Metin büyük olasılıkla UNICEF Türkiye’de görevli TC vatandaşı kişi veya kişilerce yazılmış olabilir.
Bu kişi veya kişilerin “açız açızcılardan” olduğunu söylemek veya tahmin etmek abartı olmasa gerekir.
Çünkü gürültü koptuktan sonra sosyal medyada Türkiye’den açlık manzaraları paylaşanların sayısının birden arttığı, okunan metnin ne kadar doğru olduğunun savunulduğu görüldü.
Ne var ki, bu eylem neden yapılmış, kim yapmış, örneğin Ramazan için yapıldıysa kaç İslam ülkesinde daha yapılmış. Yapıldıysa oralarda metni kimler okumuş, ne soruldu ne yazıldı ne de tartışıldı.
Ekranların gedikli yorumcuları, yorum yaptıkları onca önemli sorunların arasına bunu da sıkıştırıp birkaç kelam etmekten geri kalmadılar.
***
DEVLET DESTEĞİNİ NEDEN ANLATAMIYOR?
Uzunca bir zamandır Elektrik ve doğalgaz faturalarının en altında fark edip etmediğinizi bilmediğimiz minicik yazılmış bir not yer alıyor.
Aslında fark edilip okunduğunda epeyce önemsenecek bir not bu.
Faturanızın ASLINDA KAÇ LİRA OLDUĞUNU VE BUNUN NE KADARININ DEVLET TARAFINDAN DESTEKLENDİĞİ yazılıyor orada.
Örneğin, 4.700 lira olan doğalgaz faturasının 2.100 lirasının devlet desteği ile karşılandığı geri kalan 2.600 liranın sizin tarafınızdan ödeneceği, gibi.
Yine bir örnek, 1.300 lira olan elektrik faturası devletin 700 lira desteği ile 500 lira civarına düşmüş.
Pekiii normal koşullarda bu destekler konuşulmayacak, önemsenmeyecek konular mı? Neden yeterince konuşulmuyor, önem ve değer verilmiyor.
Bir başka deyişle neden doğru ve yeterince anlatılmıyor.
Devlet sanki ayıplı bir iş yaparcasına bu desteği konuşmak ve anlatmaktan aciz.
Neden küçük harflerle okunmasın dercesine yazdırıyorsun. Neden bu konuyu billboardlarda vb duyurup açıklamıyorsun?
Bu desteği doğru bir şekilde apaçık anlatmak gerekiyor. Bir haneye yapılan yıllık destek en az 40 bin lira civarında.
Devlet bu desteği açıklamalı, elektrik ve doğalgaz dağıtan kurumlara bu desteğin nasıl aktarıldığını da belirtmelidir.
***
AYNI TAS AYNI HAMAM
DEMOKRASİ VE ÇAĞDAŞ YAŞAM UĞRUNA
Eskiler değişmeyen konular için, “aynı tas aynı hamam” derdi.
Dünyamız şimdi böyle oldu. Hâkim kültüre benzeşerek aynileşen dünya ahalisi aynı şeyleri yapa yapa farklılıklarını minimum düzeye indirdi.
TV programları da bunlardan biri.
Sakın, bizim programlar, yayınlar böyle demeyin.
Bütün dünyada TV programları bizimki gibi şöyle böyle.
Eline bir çubuk alıp harita önünde konuşan emekli asker, bizde de var, Fransa, Almanya, Hindistan, Kore’de de var.
Aynı kalıp, pardon formatta, üretilmiş yarışma programları,
Kadın aile programları,
Yemek programları her ülkede aynı.
Bu benzerlik tek düzeliği ve sıkıcılığı da beraberinde getirdi. Programların formatı gereği özgünlük, incelik, kalite kalmadı.
Programlarda sıcaklık, sevecenlik, hassasiyet ve değer bitmedi. Onun için de insanlar sosyal medya bağımlısı oldular. Yalan yanlış ama kendilerinden olanı izlemeye başladılar.
Ev tadilatlarını, mezat ve depoda kalan eşyaların satışlarını ve benzer çok konuda yaptığı programlarını buyurun seyredin diye dayatan hâkim güç hem kültür dünyasını altüst ediyor hem de cebimizdeki paraya el koyuyor.
Bütün bunlara demokrasiden, batılı yaşamdan, çağdaş medeniyetten dolaşa dolaşa, kendi istek ve rızamızla geldik. Sadece TV programlarını inceleyince bile bu durumda yalnız olmadığımız anlaşılıyor.
Dünya ülkeleri demokrasi ve çağdaş yaşam uğruna büyük bir vurgun yemişe gözüküyor.
Hepimize geçmiş olsun.
***
BİR DÖVMEDİR ALDI YÜRÜDÜ
Dövme son yıllarda yaygınlaştı. Özellikle gençlerin bir kısmı vücutlarının hemen her yerine dövme yaptırır oldu.
Özellikle sporcu ve müzisyenler dövme yaptırmada abartılı bir şekilde öne çıkıyor. Bazılarının yüzü dışında görülen her yeri dövmeli. Bu görülmeyen yerlerinin de dövmeli olduğu anlamına geliyor.

Dövmenin sosyo-kültürel analizine girmeyeceğiz. Tarihi perspektiften bakmayacak, dini açıdan yorumlamayacağız.
Şu kadarını vurgulayalım, yeni bir iş değildir. Göründüğü gibi hiç değildir.
Gelelim konumuza.
Gözde semtlerde, ana caddelerde, ünlü sokaklarda ardı ardına dövmeciler açılıyor.
Duyduğumuz ve gördüğümüz kadarı ile de fiyatları oldukça yüksek. Bazıları doğrudan dolarla iş yapıyor.
Dövme işi, aynı anda birkaç kurumu ilgilendirdiğinden bu gibi yerlerin öyle kolayca açılmaması gerekiyor.
Doğrudan insan teni üzerinde yapılan bir çalışma. Hijyen, sağlık, alerjik gibi durumlar vb. önem taşıyor.
Kalıcı dövmelerin çıkmama sorununa karşı psikolojik bilgilendirme ne derece yapılıyor? Bu da ayrı bir durum.
Dövme yapanların eğitim, nitelik ve bilgi durumları da önemli.
Bu gibi yerlerde sadece dövme yapılmıyor. Vücudun çok değişik ve hassas yerlerine piercing, hızma gibi işlemler de yapılabiliyor.
Bu gibi yerlerde başka nahoş işlerin olduğu bittiği de konuşuluyor.
Şimdiii. Kötü bir şey olup bittikten sonra aklımız başımıza geliyor ve önlem almaya koşuyoruz. O nedenle, bu dövme konusunda: “ey etkili ve yetkililer biraz duyarlı olun” diye yazıyoruz bunları.
Kimsenin zevkine de beğenisine de karışma gibi bir durumumuz yok.
Ama beklenmeyen bir sorun yaşanması halinde bu gibi yerlere yeni açıldı gözü ile de bakmamak gerekiyor.
***
Kütüphanemden
KUR’AN’DA ZİKİR KAVRAMI VE ALLAH’I ZİKİR
DOÇ.DR. İSMAİL KARAGÖZ
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI YAYINLARI,2012
İçinde bulunduğumuz Ramazan ayında okumamız gereken türdeki kitaplardan biri bu. Yazar, zikir kavramının Kur’an’da 268 defa geçtiğini belirterek, Allah’ı zikir; kalp, beden ve dil ile yapılır. Diyor.
Kur’an’da ısrarla Allah’ı zikretmek emredilmiş, çok zikredenler övülürken, zikretmeyenler yerilmiş.
.jpg)

Haftaya tekrar görüşebilmek umuduyla.
Sarper SAN
.jpg)