DÜNYANIN DİREKLERİ VE DENGE UNSURLARI
MAKALE
Paylaş
24.03.2026 16:47
559 okunma
Prof. Dr. Cağfer Karadaş

Ünlü fakîh Debûsî’nin dediği gibi dünyanın dengesi dört grup ile sağlanır: Peygamberler, sahabîler, âlimler ve âmirler.  Burada asıl olan peygamberlerdir. Sahabîler onların sohbetinde yetişen ve yollarını takip eden öğrencileri olup aynı zamanda sonrakilere örneklik ve öğretmenlik yapan kişilerdir. Âlimler ise sahabeden aldıkları ilim mirasını kendi zamanlarına aktaran, uygulayan ve uyaranlardır. Âmirler, âlimler yoluyla peygamberlerden gelen mirası koruyan, kollayan ve tatbikine yardımcı olan idarecilerdir. Çünkü din yakîn ilim, sâlih amel, doğru söz ve âdil idareden oluşan dört direk üzerine kuruludur.

Kesin bilgi anlamına gelen yakîn ilim Yüce Allah’tan alınan vahiy olup peygamber vasıtasıyla öğretilir ve hayata tatbik edilir. Dine uygun ve insanlığa faydalı işler anlamına gelen sâlih amel, ilmiyle âmil sâlih kulların kesin bilgiyi hayatlarına tatbik edip, toplum içinde ahlakî kişilik örneği sergilemeleridir. Doğru söz âlimlerin kitap ve sünnet çerçevesinde halka öğrettikleri bilgilerdir. Âdil idare ise, adaletli yöneticilerin dünyada düzen ve dengeyi sağlamalarıdır. (Cağfer Karadaş, Düşünce Dünyamızı Aydınlatan 40 İslam Bilgini, İstanbul: Ensar Neşriyat 2015, s. 8.)

Peygamberlere bu kadar değer verilmesinin ve güvenilmesinin nedeni, Allah tarafından seçilip ismet sıfatıyla ilahî korunmuşluğa mazhar kılınmış olmalarıdır. Onların dışındakiler böyle bir korunmuşluğa sahip olmadıklarından örnek alacakları ahlakî kişiliğe, telkin, teşvik ve uyarıya ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaç öncelikle peygamberlerin faaliyetleriyle veya onların emanetini devralan ve sözün gücünü ellerinde bulunduran ilmiyle âmil âlimler eliyle karşılanır. Çünkü “âlimler, peygamberlerin vârisleridir.” (Tirmizî, “Kitâbü’l-ilim”, 19).

Burada sözü edilen veraset mal-mülk veraseti değil, kendisine emanet olarak verilen ilmi alma ve aktarma görevinin yanı sıra toplum içinde ahlakî kişilik örneği olma sorumluluğudur. Aynı zamanda âlimin bu vârislik vasfını tezahür ettirmesi, yöneten ve yönetilenlere yönelik denetim ve eleştiri görevini hakkıyla yerine getirmesine bağlıdır. Ama âlim de bir insan olduğu ve korunmuşluk (masumiyet) özeliği bulunmadığı için kendisinin de denetim ve eleştiriye açık olması gerekir.

Öte yandan “âlimler, Yüce Allah’ın kendilerine halkı emanet ettiği kimselerdir ve onlar ümmet-i Muhammed’in koruyucuları ve şâhitleridirler” (Aclunî, Keşfu’l-Hafâ, hadis no: 1749, 1750). hadîsinde geçtiği gibi âlim, içinde yaşadığı toplumun gidişatına şahit olan, yol gösteren ve güven telkin eden bir konumda bulunmalı, adeta kendini değil yolu gösteren yol işaretleri gibi olmalıdır.

Peygamberler eliyle gelen ve âlimler tarafından öğretilen kurallar “dinde zorlama yoktur” (Bakara 2/255A) ilkesi gereği vicdan sahibinin aklı ve iradesine havale edilmiştir. Bundan dolayı vicdan sahibinin kendisine verilen bu kurallar çerçevesinde vazifesini yapıp yapmadığını tespit edecek ve kayda alacak bir kontrol mekanizmasına ihtiyaç olduğu aşikardır. İnsanların bu ihtiyaçlarını karşılamak için Yüce Allah, indirdiği ilahî kuralların yanında bir de kontrol ve gözetleme ekibi oluşturmuştur.

Bu ekip, insanların davranışlarını ve sözlerini kayda geçiren “değerli yazıcılar” anlamına gelen kirâmen kâtibîn melekleridir. Bu meleklerle insanlar arasında çıkar çatışması olmadığı için tuttukları kayıtlar tarafsız, âdil ve doğrudur. Böylece kişinin vicdanı, mübelliğ ve muallim vasfını taşıyan peygamber aracılığıyla öğretilen kuralların yanı sıra melekler tarafından denetlenme mekanizmasıyla çift yönlü desteklenmiş olur.

Şayet haz düşkünü, azgın, bozguncu, zalim bir kişi elinde bütün bu desteklerden yoksun bırakılırsa bir vicdan, ya hız ve haz atının üstünde vazifesini yerine getiremez hale gelir ya ihmal edilerek ve yok sayılarak değerini yitirir ya da kibir karanlığında kaybolup gider.

Öte yandan peygamber ve âlim şahsiyetin yol göstericiliğinde dünya hayatını ve fırsatını iyi değerlendiren kişi, gelecek kaygısının olmadığı ebedî cennet hayatına ulaşır, bütün dünyevî kötülük ve kusurlardan arınmış olur. “Onlara “selametle ve güvenle girin oraya!” denilecektir. Onların içlerini düşmanlık duygularından temizlemiş olacağız; artık bir kardeşler topluluğu olarak sedirler üzerinde karşı karşıya oturacaklar. Orada hiçbir yorgunluk ve bıkkınlıkla karşılaşmayacaklar. Oradan çıkarılmaları da söz konusu olmayacaktır.” (Hicr 15/45-48)

5 Şevval 1447 / 24 Mart 2026

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya