1933 yılında Bursa’da dünyaya gelen Necat Beyeç, 1966 yılında genç bir girişimci olarak İdeal Kazan’ı kurarak iş hayatına adımını attı. Planlama, taahhüt ve montaj konularıyla iş hayatında yerini alan Kuruluş attığı kararlı adımlarla zaman içinde sektörün başat aktörlerinden biri haline geldi. 1972 yılında Bursa Organize Sanayi Bölgesine taşınarak basınçlı kap, kazan ve ısı santrallerine yönelen Kuruluş, kendi alanındaki öncülüğüyle Necat Beyeç liderliğinde sektörüne yön veren bir kurum özelliği kazandı.
Necat Beyeç fabrikasını sadece sanayi ürünü üreten bir kurum değil, aynı zamanda inancı, kültürü ve sosyal yönüyle topluma katkı sağlayan bir sosyal merkez hüviyeti rolüne kavuşturmuştu. Bazen bir camii inşaatı bazen bir vakfın kuruluşu veya hayır işleri bazen de Bursa’nın muhafazakâr iş adamlarının örgütlenme mekânı olmuştu iş yerindeki ofisi.
Necat Beyeç’in önemli uğrak yerlerinden biri BUÜ. İlahiyat Fakültesi’ydi. Eski adıyla Bursa Yüksek İslam Enstitüsü. Sanayii çevresinde yeterli cami olmadığı için fabrikasının bir yerini mescide dönüştürerek ve İlahiyat hocaları Yunus Vehbi Yavuz ve Akif Köten’i bizzat kendi arabasıyla alarak Cuma sohbeti ve namaz kılınmasını sağlamıştı. Deyim yerindeyse onun samimi gayretleriyle fabrikası bir ilim ve sohbet meclisi hüviyeti kazanmıştı. Bu şekilde irtibat kurduğu Bursa İlahiyat Vakfı’na fiilen de destekleri olmuştur. Bu çerçeveden olmak üzere 1989-1990 Yönetim Kurulu Üyeliği, 1990-1992 İkinci Başkan olarak Vakıf’ta görev ifa etmişti.
1990 yılında birkaç genç iş adamının öncülüğünde kurulan MÜSİAD’ın Bursa Şubesinin temelleri de yine Necat Beyeç öncülüğünde ve onun iş yerinde gerçekleşmişti. Onun fabrika ofisi 1991’de Müsiad Bursa Temsilciliğinin kuruluş çalışmaları için adeta karargah vazifesi görmüş ve 1994 yılında kurulan Müsiad Bursa Temsilciliğinin öncü ve kurucu başkanı olmuştu.
Necat Beyeç’in hayat hikayesini, doğduğu yeri, çocukluğunu hatta ailesini bile bilen çok azdır, ama sınırlı ömrüne sığdırdığı kocaman gönlüyle niteliği ve niceliği sayfalara sığmayacak hayrât listesini bilmeyen yoktur. Gah bir vakfın toplantısında gah işadamları kongresinde gah bir caminin temel atma töreninde bulurdunuz onu. Bulunduğu yerde her şeyiyle bulunur: Bedeniyle, emeğiyle ve mali gücüyle…
Kur’an Araştırmaları Vakfı da, onun omuz verdiği, ilk safta gönüllü olarak katkıda bulunduğu ve hayatının sonuna kadar desteklediği Bursa’ya ve ilim alemine hizmet eden bir kurumdur. Necat Beyeç bu kurumu kurmak için yola çıkan başta kurucu başkan Yunus Vehbi Yavuz olmak üzere İlahiyat hocalarına destek vermiş ve hiç sektirmeden tüm hizmetlerinde bütün varlığıyla yerini almıştı.
Çok sesi çıkmaz, nutuk atmaz, kendini ve yaptığını gösterme hevesine kapılmaz, fotoğraf karelerinde önde görüneyim telaşına düşmez; ama iş yapar, işe koşar, hayır olan ve hayır yapılacak her yerde hazır ve nazır bulunurdu.
Bu özelliğiyle Necat Beyeç için Bursa’nın Sakin Gücüydü desek hiç abartı yapmış olmayız, aksine hakkını teslim etmiş, üzerine yakışan vasfı giydirmiş oluruz.
Bendeniz, Kur’an Araştırmaları Vakfı’nda tanıdım Necat ağabeyimizi. Sakin ama kararlı, hayır hasenata hevesli, bir iş olduğunda herkesten önce davranan ama bunu kimsenin gözüne sokmadan, abartılı tavır takınmadan, sessiz ve sakin bir şekilde gerçekleştiren müstesna yönünü sevdim. Kimseye kızdığını, sitem ettiğini, iş buyurduğunu veya başkasına iş havale ettiğini görmedim. Üzerine düşeni fazlasıyla yapar ama hiç yapmamış gibi görünmeyi de başarırdı. İşte bu özelik sahibine eskiler, alçak gönüllü ve riyaya kaçmayan tevazu sahibi anlamında mahviyetkâr yada mahviyetperver derlerdi. Tüm aşırılıklardan uzak mütevazı kişilik örneği demektir.
Bu sakin güç özelliğini, bir rahmetli Raşit Küçük hocamda gördüm bir de Necat Beyeç ağabeyimizde. Biri hocalığın sakin gücü, diğeri ise iş aleminin sakin gücüydü. Belki bendenizde olmayan şeyi büyütüyor olabilirim ama bilen dostlarımızın da bu hakkı teslim edeceğini düşünüyorum.
Böylesi örnek şahsiyetlere çok ihtiyacımız var, bugün ve her gün. Bunun için bu gönül erlerinin anılması, sonraki nesillere hatırlatılması ve hayat serüvenlerinin bir şekilde tanıtılması bugünkü varlığımız ve geleceğimiz için hayatî önemi haizdir. “Kitapta İbrahim’i, İsmail’i, İshak’ı, Yakub’u, Eyyub’u, Zülkifil’i, Elyesa’ı, Meryem’i de hatırla ve hatırlat…” (Meryem 16,41,54; Sâd 17,45,48) ilahî buyruğu bu konuda bize hem örnek hem de teşviktir.
Onun iş hayatı için söylediği “rakiplerimizin bile danışmanıyız” sözü hem mütevazılığını hem de iş hayatındaki ortak girişim ve kollektif bilinç çabasının bir ifadesidir. Aslında o iş hayatında olduğu gibi, sosyal hayatta da, hayır yarışında da aynı tavrı ve tutumu sürdüren bir güzel ahlak timsaliydi; birleştirici kişilik, sakin ama derinden itici güç, hal ve tavırlarıyla toparlayıcı ve yönlendirici iradeydi.
Evli ve bir kız bir erkek iki güzide çocuk babası Necat Beyeç ağabeyimiz bir mübarek ayda 19 Ramazan 1447 Hicri yılında ve 9 Mart 2026 Pazartesi günü hayata gözlerini yumdu, cismen aramızdan ayrıldı ama sevgisi, hatırası ve hayratıyla ismi kalbimizde kaldı.
Son bir not olarak Necat Beyeç, son derece başarılı işlere imza atan Savunma Sanayii Başkanlığımızın mümtaz başkanı Haluk Görgün Beyefendinin de kayınpederidir. Onun ağzından Necat Beyeç’in Kafkas kökenli olduğunu öğrendik. Zaten Bursa’mızın büyük çoğunluğu ya Balkanlardan ya da Kafkaslarden gelen göçmenlerden oluşmaktadır. Bursa’nın insan ve kültür zenginliği, yerel halkının yanından işte bu göçmenlerden gelmektedir. Bursa’nın bu zenginliğini TARİHTEN BUGÜNE BURSA İNSANI adlı açık erişimli dijital kitapta bulabilirsiniz (https://yayin.okuokut.org/catalog/view/73/59/213).
Rabbim rahmetiyle muamele etsin, mekânı cennet, derecesi âlî olsun, ailesi ve dostlarıyla havz-ı kevser başında Rahmet Peygamber’inin sancağı altında buluştursun… Âmin.
12 Şevval 1447 / 31 Mart 2026
Cağfer Karadaş