Özet
Modern toplumlarda bireyin güç karşısındaki tutumu, yalnızca kişisel cesaret ya da ahlaki karakter üzerinden açıklanamaz. Sosyal psikoloji, siyaset bilimi ve hukuk sosyolojisi birlikte değerlendirildiğinde, bireyin otoriteye yönelişinin arkasında güvenlik ihtiyacı, aidiyet arzusu, kurumsal belirsizlik ve ideolojik meşruiyet mekanizmalarının bulunduğu görülmektedir. Solomon Asch ‘in uyma deneyleri ile Stanley Milgram'ın itaat deneyleri, bireyin grup baskısı ve meşru kabul ettiği otorite karşısında kendi muhakemesini askıya alabildiğini göstermiştir. Ancak bu makale, söz konusu deneylerin yalnızca laboratuvar ortamına ait bulgular olmadığını; modern dünyada ideolojik iktidarların ve hukuki güvensizlik ortamlarının bu psikolojik eğilimleri sürekli yeniden ürettiğini ileri sürmektedir.
1.Giriş: İnsan Neden Güce Yakın Durur?
İnsan çoğu zaman hakikati inkâr ettiği için değil, kendisini güvende hissetmek istediği için güce yaklaşır. Bu ayrım önemlidir. Çünkü bireyin davranışını belirleyen unsur yalnızca doğru ile yanlış arasındaki tercih değildir; aynı zamanda güvenli alan ile riskli alan arasındaki tercihtir. Thomas Hobbes'un siyaset felsefesinde güvenlik ihtiyacının merkezi bir yere sahip olması tesadüf değildir. Benzer biçimde Abraham Maslow da güvenlik ihtiyacını insan davranışlarının temel belirleyicileri arasında saymıştır. İnsan, belirsizliğin arttığı dönemlerde düşünsel bağımsızlığını korumakta zorlanır; güvenlik vaat eden yapılara yönelme eğilimi gösterir. Dolayısıyla güç, yalnızca siyasal bir olgu değil; aynı zamanda psikolojik bir sığınaktır.
2. Asch Deneyi: Hakikatin Yerini Çoğunluğun Alması
Solomon Asch ‘in 1950'li yıllarda gerçekleştirdiği deneyler, bireyin açıkça yanlış olduğunu gördüğü bir yargıya, yalnızca çoğunluk öyle düşündüğü için katılabildiğini göstermiştir. Bu deney, insan zihninin hakikatten vazgeçmeye ne kadar yatkın olduğunu değil; yalnız kalmaktan çekindiğini ortaya koymuştur. Buradaki temel psikolojik dinamik, hakikatin reddi değil, sosyal dışlanma korkusudur. Modern toplumlarda bu korku daha karmaşık biçimlerde ortaya çıkar: mesleki yalnızlaşma, akademik dışlanma, kariyer kaybı, dijital linç, sosyal itibarsızlaştırma. Birey böyle durumlarda gerçeği savunmaktan vazgeçmeyebilir; ancak onu dile getirmekten vazgeçebilir. Sessizlik zamanla uyuma, uyum ise yeni bir "normal" üretimine dönüşür.
3. Milgram Deneyi: Otoritenin Vicdanı Askıya Alması
Stanley Milgram'ın deneyleri ise otoritenin bireysel vicdan üzerindeki etkisini göstermektedir. Katılımcılar, meşru gördükleri bir otoritenin talimatıyla başkalarına zarar verebilecek davranışlarda bulunabilmişlerdir. Milgram’ın en önemli bulgusu şudur: İnsan vicdanını tamamen kaybetmez; fakat sorumluluğunu otoriteye devredebilir. Bu psikolojik mekanizma, Hannah Arendt'in "kötülüğün sıradanlığı" kavramıyla da uyumludur. Büyük kötülükler çoğu zaman şeytani niyetlerden değil, sorgulanmayan itaatten beslenebilir.
4. Modern Dünyada İtaatin Yeni Kaynağı: Hukuki Güvensizlik
Asch ve Milgram'ın deneyleri tek başına yeterli değildir. Çünkü günümüz insanı yalnızca otoriteye saygısından dolayı değil; hukuki belirsizliklerden dolayı da güce yaklaşmaktadır. Hukukun öngörülebilirliğinin zayıfladığı toplumlarda insanlar şu kanaate yönelir: "Haklı olmak yetmez; güçlü olana yakın olmak gerekir. “Bu düşünce bireysel bir ahlak sorunu olmaktan çok, kurumsal güven krizinin sonucudur. Eğer insanlar haklarını bağımsız kurumlar aracılığıyla koruyabileceklerine inanmazlarsa, güvenliği hukukta değil; güç ilişkilerinde aramaya başlarlar. Böylece hukuk kültürü yerini ilişki kültürüne bırakır. Bu dönüşüm, modern toplumların en ciddi yapısal risklerinden biridir.
5. İdeolojik Güç: Hakikatin Yerine Geçen Anlam Üretimi
Modern iktidarlar yalnızca emir veren yapılar değildir. Onlar aynı zamanda anlam üreten yapılardır. Antonio Gramsci'nin hegemonya yaklaşımı ve Michel Foucault'nun bilgi-iktidar analizi, iktidarın yalnızca zor kullanmadığını; doğruyu tanımlama kapasitesi de geliştirdiğini göstermektedir. Bu durumda birey yalnızca korktuğu için değil; otoritenin sunduğu anlam dünyasını içselleştirdiği için de itaat edebilir. İdeoloji burada yalnızca bir düşünce sistemi değildir; güvenlik duygusu sağlayan bir çerçevedir. İnsan, dünyayı anlamlandıran çerçeveyi kaybetmemek için güce bağlanabilir.
6. Güç ve Psikolojik Güvenlik Arasındaki Döngü
Modern toplumlarda güç ile güvenlik arasında kendini besleyen bir döngü oluşmaktadır. Belirsizlik arttıkça insanlar güçlü yapılara yönelir. Güç merkezleri büyüdükçe bağımsız düşünce alanı daralır. Bağımsız düşünce daraldıkça insanlar daha fazla belirsizlik hisseder. Belirsizlik arttıkça güç daha da cazip hâle gelir. Bu döngü kırılmadıkça özgür bireylerden oluşan bir toplum yerine, güvenlik arayan bireylerden oluşan bir toplum ortaya çıkar.
Sonuç
Asch ve Milgram deneyleri, Neredeyse insanın güç karşısındaki davranışlarını anlamada temel kilometre taşları olmuştur. Ancak modern toplumlarda bu davranışların sürekliliğini açıklamak için psikolojik bulguların siyaset sosyolojisi ve hukuk kuramıyla birlikte değerlendirilmesi de gerekir. İnsan, çoğu zaman hakikati değersiz gördüğü için değil; hakikatin kendisini koruyamayacağına inandığı için güce yaklaşmaktadır. Hukukun öngörülebilirliğinin zayıfladığı, kurumsal güvenin aşındığı ve ideolojik söylemlerin hakikatin yerine geçtiği ortamlarda, güç yalnızca yönetme kapasitesi değil, aynı zamanda psikolojik güvenlik sağlayan sembolik bir sığınak hâline gelir. Bu nedenle medeniyetlerin geleceğini belirleyen temel mesele, yalnızca iktidarın sınırlandırılması değildir. Asıl mesele, bireyin hakikati savunduğunda da kendisini güvende hissedebileceği kurumsal ve ahlaki bir düzenin inşa edilmesidir. Hakikatin güvence altında olmadığı bir toplumda cesaret istisna, itaat ise sıradan davranış hâline gelir. Böyle bir ortamda güç büyüyebilir; ancak hakikat zayıfladıkça medeniyetin ahlaki omurgası da çözülmeye başlar.
Türkçe Kaynakça:
Arendt, Hannah. Kötülüğün Sıradanlığı: Eichmann Kudüs'te.., Asch, Solomon E. "Kanaatler ve Toplumsal Baskı (Opinions and Social Pressure)." Bu makalenin Türkçe çevirileri çeşitli sosyal psikoloji derlemelerinde yer almakta olup, ayrıca Asch deneyleri üzerine Türkçe akademik incelemeler mevcuttur. Foucault, Michel. İktidar/Bilgi (Power/Knowledge)., Gramsci, Antonio. Hapishane Defterleri., Hobbes, Thomas. Leviathan: Bir Din ve Dünya Devletinin İçeriği, Biçimi ve Kudreti., Maslow, Abraham H. Motivasyon ve Kişilik., Yükselbaba, Ülker. "Milgram Deneyi: Otorite ve İtaate Dair." İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt 75, Sayı 1 (2017), s. 227-270