Gölgen seni adam sanıp peşinden geliyor!
MAKALE
Paylaş
04.06.2023 10:23
311 okunma
Ersoy Baba

 

Önümde giden araçlardan en öndeki kırmızı ışık yanınca durdu. Hemen arkasından giden ise gereksiz bir duruşmuş gibi korna çalarak onu protesto etti. Önündeki araç kırmızı ışığa uyarak beklemeye devam edince sinirlenerek solundan çıkıp yoluna devam etti. Onunla kalsa iyi. Bir de pencereyi aralayıp el kol hareketi yapıp bağırdı.

-“Burası Siteleeer! Burda Kırmızıda durulmaaaz!”

Ankara’daki Mobilyacılar Sitesinden bahsediyorum. Trafiğinde kuralsızlık o kadar kanıksanmış ki sadece dışardan alışverişe gelen müşteriler kurallara uydukları için sıkıntı çekiyorlar.

Orada araç kullanıyor iseniz plakasız traktörlerin römorklarının yan tarafından 70-80 santim dışarı taşırarak taşıdıkları suntaları görebilmeniz gerek. Kırmızıda geçip sizinle burun buruna gelebilecek muayenesiz ve sigortasız şahinleri de görebilmeniz gerekir.  Motosikletinin üzerinde koca plaka süngeri taşırken önünü görmeyen kalfayı da sizin görebilmeniz gerekir. 2-3 sıra park etmiş araçların olduğu caddelerde park edebileceğiniz yeri bulabilmek önemli. Nereye durursanız durun aracın kontağını kapatıp kapıları kilitleyip, tam arabadan uzaklaşırken arkadan sırıtarak:

-“Oraya gamyon gelecek. Yükleme var. Aracınızı alın oradan” diyenleri de göz önüne almanız lazım.

Ankara Siteler’de araç kullanmak alışveriş için gelen perakende müşteriler için her zaman korkutucudur.

Sitelerde esnaflık yapan bir arkadaşın anlattığı da enteresan:

Müşteri İnternetten takımı beğenmiş. Kumaşta takılmış.

-“Kumaş kartelaları burada var, gelin burada seçin” dendiğinde müşteri:

-“Kesinlikle Sitelere arabayla gelmem. Dolmuş ya da otobüs de çok uzakta bırakıyor. Ben Aydınlıkevler’e kadar geleyim. Siz de kumaş örneklerini oraya getirin. Orada seçeyim”.

5000’in üzerinde iş yerinin olduğu bu bölgede sağ elimdeki + sol elimdeki + sağ ayağımdaki ve sol ayağımdaki parmaklarımın toplamı kadar.. yani en fazla onların 15-20 katı kadar olan bu magandalar yüzünden koskoca bir sektörün önemli bir alanını “gidilmez” ilan etmek de yanlış tabi. Emniyete bir sürü şikayetler gidiyor. Ama her halde onlar da burada araçlarının hasar almasından korkuyorlar ki pek içeri girmiyor ve müdahale etmiyorlar. Oysa suçlulara ceza yazmaya kalksalar devletin bütçesi büyük bir açığı kapatır. Petrol ve gazdan daha fazla bir getiri sağlanabilir. O kadar yani! Ancak tek ricam ben oralarda değilken ceza yazma işlemleri yapsınlar. Malum; Devletin cari açığı kapanacak derken benim cari açık çoğalabilir. Hele ki her şeyin ateş pahası olduğu bu zamanda…

“Ateş Pahası” demişken, bu lafın kaynağını öğrendim geçenlerde. Size de anlatayım ki bilin. Bilmeyenlere de benim yazılarımı paylaşıp bilmelerini sağlayın. Okunma oranlarım umurumda değil, yeter ki toplum aydınlansın.

Kanuni Sultan Süleyman bir kış mevsiminde avenesi ile birlikte ava çıkar. Mevsim kış olunca olumsuz hava koşulları her an karşılaşılabilecek bir durumdur. Dağda kar fırtınasına tutulan ekip zor bela bir köylünün evine sığınmak durumunda kalırlar. Kendilerini tanıtmadan eve konuk olurlar. Köylü av ekibinin sıradan bir av ekibi olmadığını anlar. Ama sormaya da cesaret edemez. Ateşin başında ısınmaya başlayınca tatlı bir gevşeme yaşarlar. Kanuni Sultan Süleyman ateşin verdiği rahatlığı anlatmak için, “Şu ateş bin altına değer” der. Yeme içme faslından sonra o gece köy evinde kalırlar. Sabah Padişah gecelik masrafını ödemek amacıyla köylüye sorar;

-“Yedik, ısındık, geceledik. Her şey için teşekkürler. Karşılığını vermek isteriz. Kaç altın ödeyeceğiz?” Diye sorar. Köylü,

-“Bin altın” der…

Kanuni Sultan Süleyman bu rakamı pahalı değil, çok çok, çook pahalı ve abartılı bulur. Ekibi de şaşırır.

-“Nasıl yani?” derler. Köylü;

-“Siz söylediniz efendim akşam ateşin “bin altın” değerinde olduğunu. Yediğiniz, içtiğiniz, gecelediğiniz benim ikramım. İstediğim ateşin bedeli. O da dediğiniz gibi “bin” altındır” der.

İşte o gün bugündür, pahalı olan bir malın durumunu açıklamak için, “Ateş Pahası” ifadesi kullanılır.

***

Türkiye’nin geleceğinin kararının verildiği bir seçim yaşadık. Geçti gitti nihayet. Diyeceksiniz ki; seçimden istediği sonuç çıkınca “Ersoy baba rahatlamış, gerginlik yerini kulak memesi kıvamında bir yumuşaklığa, rahatlığa bırakmış. Fındık kabuğunu doldurmayan birkaç konuyla yazıyı geçiştirip yağmurda yürüyüşe çıkacak” diye düşünüyorsanız kısmen haklısınız. (Bu arada son paragrafı okurken kulak memenizi ellediğiniz gözümden kaçmadı)

Ancak karnınız çok açken lokantada lahmacun siparişi verdiğinizde önünüze çeyrek lahmacun gelse ve “devamını haftaya getireceğiz” deseler, Sayın Erdoğan’ın “Bi daha da Davos’a gelmem” dediği gibi o lokantaya bi daha da gitmezsiniz. Okur kolay kazanılmıyor. Onlarca yazar varken benim makaleme tıklamışsınız biraz daha okutmadan bırakmam sizi.

Dün Sayın Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı yemin töreni vardı. Yemin töreninde Cumhurbaşkanı meclise geldiğinde herkes makamına saygı gereği ayağa kalkarken Seçimin alışılagelmiş mağlubu Kemal Kılıçdaroğlu oturduğu yerden kalkmadı. Daha da doğrusu kalkamadı. Malum Antalya’da yaptığı mitingde söylemişti zaten:

-“Uzun süre koltukta oturanın bir pisliği vardır o yüzden o koltuktan kalkamıyordur. Altına yapmış demektir"

Dün o oturduğu yerden kalkmayınca bu sözü aklıma geldi. Kendini anlatmış. İlk defa da yalana yönelmemiş. Şaşırmadım dersem yalan.

Parti içindeki Atatürkçü olarak kendilerini sınıflandıran kesim, gittikçe istifaya veya tepetakla devrilmeye doğru giden Kemal’in durumunu görüp içten içe seviniyorlar. Ümitleniyorlar. Bunların halini, gördükçe de aklıma gelen gelene.  

Hani köyün yaşlı semercisi Bekir usta ölmüş. Tüm eşekler de köy meydanında toplanıp tepinmeye, oynamaya başlamışlar. Yaşlı hasta bir eşek duvar dibinde oturmuş, olanları seyrediyor ve düşünüyormuş. Diğer eşekler ona gelip:

-"Haberin yok herhalde. Semerci Bekir öldü" demişler.

-"Ne olmuş öldüyse?"

-"Artık bir semer ustası kalmadığına göre sırtımıza semer takamayacaklar. Yük yükleyemeyecekler, sırtımıza binemeyecekler. Kırda bayırda istediğimiz gibi dolaşabileceğiz."

Yaşlı eşek gülmüş bu söylenenlere.

-"Şaşarım aklınıza" demiş. "Bugün sevinçle tepineceğinize aslında yas tutmalısınız. Bekir usta iyi kötü sırtımızın ölçüsünü biliyordu. Bizi rahatsız etmeyecek semerler yapmaya çalışıyordu. Yarın bir acemi semerci getirirler. Sırtınız yaradan kurtulmaz. İyisi mi siz semerciden değil, eşeklikten kurtulmanın yolunu arayın. Eşek kaldıkça sırtınıza semer yapan mutlaka bulunur."

Seçimde sandık başında müşahit olarak görev yaptım. Sayımlarda bulunduğum coğrafyanın özelliği gereği Sayın Erdoğan’a bir oy çıkıyorsa Kılıçdaroğlu’na 20 oy çıkıyordu. Sayım sonrası malum kesimin ruh hali çok enteresandı. Sayım sırasında oylar Kemal’e çıktıkça neşeleniyorlar, etraflarına gülücükler saçıyorlardı. Sayımlar bittiğinde hemen cep telefonlarına dadandılar. Yüzler biraz afalladı. Ama halen tebessüm edebiliyorlardı. Okul genelinde işleri bitip gitmeye hazırlanırlarken bir saat önce neşe içinde selfie çekenlerin yüzleri düşmüş, kafaları eğikti. “Kemal’den de bi cacık olmazdı zaten” diyenleri bile oldu.

Mustafa Kemal’den bu yana gelen tüm genel başkanları sırasıyla inceleyin. Gelen bir öncekinden iyi değil. Her seferinde daha da kötüsü geliyor. Yeni gelecek olanın da öncekinden daha kötü olması bir gelenek halini almışsa semerciden değil eşeklikten kurtulmanın yollarını araştırmalıdırlar.

İnsanoğlu unutuyor. Yapılan onca güzel şeylerin unutulup soğanı unutmamak insanımızın büyük kısmının malullüğü.  Bu sebeple gelecek haftaya kadar beklemeyin. Eski makalelerimi günlere bölüştürerek tekrar tekrar okuyun. Her seferinde yeni gibi hissetmezseniz benim de adım Kemal değil!

Kalın sağlıcakla.

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Ersoy Baba
YAZARIN ÖZGEÇMİŞİ

Yazarın Özgeçmişi:
Ersoy Baba sınıfta kalma yokkenki yıllarda ilkokulu okudu. Hastalıkları sebebiyle okula gidemese de zorla mezun edildi.
Lise tahsilinden sonra Ankara'ya yerleşti.Teklifler Oxfort'tan gelmesine rağmen Gazi Eğitim Fakültesini tercih etti.  Ersoy baba bi gazetenin matbaasında tashihler  yaptı. Sonra birden kendini aynı gazetenin editör masasında buldu. Editör yemekten döndüğünde masadan kalkmak zorunda kaldı. Hırs yaptı ve rakip gazetede köşe yazarlığına kadar yükseldi. Şimdilerde emekli oldu. Gidip kahve köşelerinde oturacağına gazete köşelerinde milleti yazılarıyla meşgul ediyor.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya