Bakanlık olarak 12 yıllık zorunlu eğitim süresinin kısalmasına yönelik kesin bir formül veya önerileri olmadığını vurgulayan Tekin, "Dünyada çocuklar çok daha erken yaşlardan itibaren yükseköğretim kademesine geçmeye başladı. Biz de bunları tartışmaya açalım, Türkiye'de bu da tartışılsın istedik. Kamuoyundaki tartışmaları takip ediyoruz. Bakanlığımızdaki ilgili birimler hem üniversitelerle hem akademisyenlerle bu konudaki çalışmalarını da sürdürüyor." diye konuştu.
Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ve Liselere Geçiş Sistemi'ndeki (LGS) yeni soru tipleriyle ilgili soruyu yanıtlayan Tekin, kademeler arası geçiş süreciyle ilgili hiçbir değişikliğin söz konusu olmadığını bildirdi.
Tekin, "Bu konuda çocuklarımızın, öğretmenlerimizin kafasını kimsenin karıştırmaya hakkı yok. Kademeler arası geçişle ilgili hiçbir değişiklik bizim gündemimizde yok." dedi.
Kademeler arası geçişte merkezi sınav sorularının tamamen Bakanlığın ders kitapları ve müfredata göre hazırlandığının altını çizen Tekin, şu bilgileri paylaştı:
"Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli (TYMM) kapsamında geçtiğimiz eğitim öğretim yılında başlayan programlarımızın uygulanma sürecini tamamladıktan sonra kademeler arası geçişe tabi olacak arkadaşlarımız için soru havuzu, yeni kitaplara ve müfredata göre revize edilmiş olacak. Sadece soru tarzları itibarıyla yani sınav sisteminde sınavda kademeler arası geçişte herhangi bir değişiklik değil bu, sadece sorularımızın müfredata uyarlanmış olması. Şu andaki mevcut sorular mevcut müfredata göre. 2028'de TYMM kapsamında ilk defa kademeler arası geçiş sınavına girecek arkadaşlarımız için ise yeni müfredat ve yeni programlara göre yeni ders kitaplarından hazırlanmış sorular olacak. Çocuklarımızın ve gençlerimizin bizim ders kitaplarımız, EBA'da kendileri için paylaştığımız materyaller, başta MEBİ olmak üzere dijital ortamlarda kendilerine sunduğumuz imkanlar dışında herhangi bir şeye ihtiyaç duymadan kademeler arası geçiş sınavına hazırlanacakları bir süreç var önümüzde."
Tekin, konu eksikliği bulunan öğrencilerin Destekleme ve Yetiştirme Kurslarından (DYK) yararlanabileceğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Eğitimde fırsat eşitliğini maksimize etmek, bütün çocuklarımızın sosyal devlet mantığı çerçevesinde ücretsiz ve eşit biçimde eğitim öğretim fırsatlarından faydalanması için çocuklarımıza hiçbir sosyal ekonomik ayrım olmaksızın bu imkanı sunuyoruz. Çocuklarımızın ilave yardımcı kitap, yardımcı kaynak ya da benzeri şeylere asla ihtiyaçları yok. Biz okullarımızda da alınmasını istemediğimizi söyledik. Aynı şekilde özel okullarda da bu ders kitapları bizim tarafımızdan veriliyor. Çocuklarımızın ilave bir kaynağa asla ihtiyacı yok. İlave olarak ihtiyaç duyacakları kaynak ya da herhangi bir şey varsa onu da biz elektronik ortamda kendilerine sunuyoruz. Ders ihtiyaçları olursa da DYK kursları vesilesiyle sunuyoruz. Hiçbir çocuğumuz, hiçbir velimiz endişe etmesin, her türlü imkanı kendilerine sunabileceğimiz bir imkan sepeti var. Yeni soru tipleri yeni müfredatla uyumlu biçimde olacak."
"Hazırlık eğitimlerini en kısa zamanda başlatmayı planlıyoruz"
Milli Eğitim Akademilerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Yusuf Tekin, öğretmen adaylarının, başöğretmen ve uzman öğretmenler eşliğinde yaklaşık 500 saatlik uygulama eğitimi alacaklarını, adaylık eğitimini tamamladıktan sonra öğretmenliğe adım atacaklarını bildirdi.
Bakan Tekin, öğretmen adaylarının hangi tarihte eğitime başlayacağına ilişkin soruya, "Bu konudaki yasal düzenlemede öğretmen aday arkadaşlarımızın, ilgili yasanın amir hükümleri doğrultusunda arşiv araştırması dediğimiz güvenlik soruşturmasıyla ilgili süreci tamamlanacak. O bize erişir erişmez biz de süreci başlatacağız. Benim tahminim ocak ayı sonu itibarıyla yavaş yavaş bu konuyu biz İçişleri Bakanımızla da konuşup süreci hızlandırırız. En kısa zamanda başlatmayı planlıyoruz ama sadece bizim değil, ilgili birimlerden de bize gelecek verileri değerlendirmek durumundayız." yanıtını verdi.
Adrese dayalı kayıt sistemiyle okul ve adres eşleşmelerini planlayarak buna uygun yatırım yaptıklarını dile getiren Tekin, şu ifadeleri kullandı:
"Bizim tarafımızdan planlanmayan biçimde, kamuoyunda farklı sebeplerden dolayı fazla reklamı yapılan veya şehir efsanesi haline dönüşen okullar mevcut. Biz bütün okullarımıza aynı imkanları sunuyoruz. Bütün okullarımızdaki öğretmenler bizim için çok değerli, hepsi eşit. Böyle bir fırsat eşitliği varken okullarımız, öğretmenlerimiz arasında bu tür ayrışmalar hem bizim planlamalarımızı olumsuz etkiliyor hem de yaptığımız bütün bu yatırımlara rağmen göstergelerde istediğimiz şey yakalanmamış oluyor. Dolayısıyla yeni dönemde planladığımız şekilde adrese dayalı biçimde kayıtların yapılması için İçişleri Bakanlığımızla birlikte bir dizi tedbiri hayata geçireceğiz. Onu da yakın zamanda duyurmuş olacağız."
"Lütfen eğitim öğretim sistemimizi Atatürk üzerinden eleştirmekten vazgeçsinler"
Bakan Tekin, 1 ve 2'nci sınıf öğrencilerine verilen gelişim raporlarına ilişkin, "Henüz okuma yazmayı yeni öğrettiğimiz bir çocuğu notla değerlendirmek artık çok demode bir yaklaşım pedagojik anlamda." açıklamasını yaptı.
TYMM ile öğrencilerin çok kapsamlı şekilde değerlendirildiği, öğretmenlerin velilere rehberlik yaptığı ve tatil dönemlerinin daha faydalı geçeceği bir izleme tanımlama süreci başlattıklarını belirten Tekin, şunları kaydetti:
"Bugünlerde bu konunun çok tartışılmasının sebebi muhalefet partisi. Biz Milli Eğitim Bakanlığı olarak Atatürk başta olmak üzere bu ülkeyi bize emanet eden herkese, onların maddi ve manevi emanetlerine saygı duymak ve saygı duyacak bir kuşak yetiştirmekte mükellefiz. Dolayısıyla bizim Atatürk ya da Atatürk'ün saygınlığıyla ilgili olumsuz bir tavır içerisinde bulunacağımızı iddia eden muhalefeti kınıyorum. Bu açık bir niyet okuyuculuktur.
Sayın Özgür Özel'in Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olduğunda bir açıklamasını dinlemiştim, 'Atatürk'ün arkasına saklanıp siyaset yapmaktan vazgeçeceğiz, artık bunu yapmayacağız.' demişti. Ben gerçekten ümitlenmiştim ama maalesef şu anda CHP hala aynı mantıkla hareket ediyor. Lütfen okullarımızı, bizleri, eğitim öğretim sistemimizi Atatürk üzerinden eleştirmekten vazgeçsinler. En az onlar kadar Atatürk'e saygı duyuyoruz, Atatürk'ü seviyoruz. Çocuklarımızın da atalarına, cumhuriyet değerlerine saygılı biçimde yetişmesi için çaba sarf ediyoruz. Bu çok basit bir siyaset. Kamuoyunda 'asrın hırsızlığı' diye bilinen, görünen bir şeyi saklamak için bu kadar sığ düşünmemeleri, sığ yaklaşmamaları lazım."