(Dünkü yazıda F.G.’nin, ülke kamuoyundaki ilk zuhûr yıllarından, kendi etrafında, manevî gücü yüksek bir kişi olduğu havası oluşturmak istediği ihtimaline dair bir-iki örnek aktarmıştık. Bu gibi örnekler o kadar çok ki.. Kaldığımız yerden devam edelim: )
***
Bunlar sokaktaki sıradan insanlar için fazla bir şey ifade etmeyebilir. Ama, inanç açısından fazla donanımlı olmayan ve de dünya meşgalesi içinde manevî açıdan aç kalmış bazılarının, bu açlığı gidermek için bir yere bağlanıp oradan beslenmek istemesi karşısında, bu gibi ‘manevî şifre’ görüntüsü verilen atraksiyonların, saf kimseleri cezbetmeye daha bir vesile olduğu unutulmamalıdır.
Hattâ, ‘Kur’an’dan idrakine yansıdığını iddia ettiği ve bazı hassas konularda öyle uçuk-kaçık laflar ediyordu ki, bunları ciddîye alıp eleştirmek isteyenler o saçmalıkların tekrarına âlet olmak ihtimali ile bile acı çekiyorlardı.
İNANÇ AÇISINDAN AÇ KALMIŞ HALK KESİMLERİYLE İRTİBAT İÇİN TAKTİKLER..
Bir kişi, birilerini kendisine böyle acaipliklerle bağlayabiliyorsa.. O kitlenin mahiyeti ve keyfiyeti nasıl olabilir? Şair ne demişt: ‘Elbette put olur, öpülen eller ve etekler,/ Elbet öpen oldukça, bulunur öptürecekler..’
Hele de, bu konulara daha önce daha önce ilgi göstermeyen kimseler bir anda kendilerini muammalar âleminde buluyorlar, cemaate dahil oluyorlar, ‘kardeş’lerden sayılıyorlar, diğer kardeşler de onları gözetip alış-verişlerini o yeni kardeşlerin dükkanlarından yapıyorlar, böylece kalbleri ve cepleri daha bir ısındırılıyor ve onların aylık gelirleri bir anda 8-10 misli artıyor, o yeni ‘kardeş’ler de kazançlarının bir kısmını ‘hizmet’e veriyorlardı; yani bir ‘emme-basma tulumbası’ sistemi çalışıyordu.