Paranın para ile savaşı
MAKALE
Paylaş
03.04.2023 12:45
748 okunma
Süleyman Seyfi Öğün

Ekonomi kavramının parasal dünyâ ile ilişkisinin son derecede netâmeli bir ilişki olduğu çok defâ dikkatlerden kaçar. Eğer para, ekonomik mübadele tarzı içinde sâdece araçsal bir konumdaysa, paranın ekonomik bir değer olduğunu rahatlıkla iddia edebiliriz. Eğer para, ekonominin değer üreten tarafını destekliyorsa; yâni üretim hacmi kadar -en fazla bunun mâkûl bir miktar üzerinde- bir para hacmi dolaşımdaysa para ekonomik işlevini yerine getiriyor demektir. Ama, şu veyâ bu sebeple meydana gelen ve sıcak paraya olan ihtiyacı arttıran durumlar, parasal genişlemelere yol açar. Para hacmi üretim hacminin üzerine çıkarsa; yâni üretimde karşılığı olmayan bir para piyasalarda yüzmeye başlarsa ekonomi açısından, adına enflasyon denilen tedirgin edici bir durum ortaya çıkmış demektir. Eğer kısa zaman zarfında bu fazla piyasadan çekilip yakılmazsa durumun kontrolden çıkmaya doğru evrilmesi kaçınılmaz olacaktır.

Kahir ekseriyet bir malın fiyatını onun değeri zanneder. Hâlbuki tam aksi de olabilir. Para hacmindeki şişmeler malların fiyatlarını yükseltir; ama değerini düşürür. Alım gücünün o oranda artmaması ise talebi eksiltecek; nihâyetinde ekonomiyi durgunluğa, ardından yaygın iflâslara mahkûm edecektir. (Enflasyon, resesyon stagflasyon akraba kavramlardır ve peş peşe sökün ederler). Eğer bu fazla paralar yeniden bölüşümün konusu yapılsa, yâni ulusa akıtılsa bile durum değişmeyecektir. Değişmek bir tarafa, daha da beter hâle gelecek, fiyatlar daha da artacak, balya balya paralarla bir somun ekmek almanın bile mümkün olamayacağı günler başlayacaktır. Her iki durumda da ekonomik yıkım mukadderdir.

Anlaşılıyor ki parasal büyüme ile ekonomik büyüme arasında ters orantılı ilişkiler olabiliyor. Para ekonomik değer olabileceği gibi anti-ekonomik bir durumun da ifâdesi olabiliyor. Buna biyolojik bir misâl de verilebilir. Hücrelerin dengeli çoğalmasıyla hayâtımızın sıhhatli bir şekilde devamlılığını temin edebiliyoruz. Ama onların dengesiz çoğalması, yâni kanser ile hayâtımız sona eriyor. Para ile ekonomi arasında da böyle bir ilişki var.

1971’de Nixon Şoku üzerinden ABD Doları’nın Altın Standardı’nın hâricine çıkarılması; istenildiği kadar çoğaltılması karara bağlandı. Bunun bir intihar olduğu düşünülebilir. Çünkü miktârı kontrolsüz bir şekilde artan bir paranın değerinin de düşeceği; herkesin ondan kaçacağı beklenir. Evet, herşey bu kadarla sınırlı kalsaydı, olacağı da buydu. Ama ABD cinlik yapıp, dünyâ ticâretini, bilhassa da hayâtî bir ehemmiyeti hâiz olan enerji ticâretini ABD Doları’na bağladı. (Unutmayalım ki 1973 Petrol Krizi bilhassa çıkartıldı). Bu sûretle hiç kimse ABD Doları’ndan kaçamayacak, Dolar’a biteviye bir tâlep olacaktı. Bu talep de Dolar’ın değer kaybına mâni olacaktı. Bu arada ABD ise istediği miktarda basacağı paralarla tekmil dünyânın artığını emecek, refahını arttıracaktı.

Arap petrolü bunun merkezindeydi. Elbette bu ticâretten en büyük payı Atlantik mahreçli petrol şirketleri alıyordu. Mâli trafiğin bir kısmı ise savaş ekonomisi üzerinden işletiliyordu. Suudlara ve BAE’ye bir düşman bulmak lâzımdı. Akla gelen ilk gelen İsrâil’di. Ama bu Batı normları açısından kabûl edilebilir değildi. Bunun için İran seçildi. Bu yeni düşman Arap tehdidini İsrâil’den uzaklaştıracaktı. Ama İsrâil de düşmansız bırakılmamalıydı. İran, uzaktaki düşman olarak bunun için de biçilmiş bir kaftandı.

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Süleyman Seyfi Öğün
YAZARIN ÖZGEÇMİŞİ

14 Şubat 1959 tarihinde Muğla'da doğdu. Bursa Anadolu Lisesi'nden 1977 yılında mezun olduktan sonra Bursa Uludağ Üniversitesi'nin İktisadi ve İdarî Bilimler Fakültesi'nde 1982 yılında lisans eğitimini tamamladı. 1986 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde yüksek lisansını tamamladı. 1991 yılında Uludağ Üniversitesi'nde siyâset doktoru, 1993 yılında doçent ve 1998 yılında da profesör oldu. 2010 yılına kadar Uludağ Üniversitesi'nin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde kamu yönetimi bölümünde çalıştı ve emekli oldu. 2010-2016 yılları arasında Maltepe Üniversitesi'nin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nin uluslararası ilişkiler ve Avrupa Birliği bölümünün başkanı sıfatıyla ders verdi. 2020 yılında İstanbul Ticaret Üniversitesi'nin İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi'ne geçti ve siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler bölümünde çalışmaya başladı. TvNet kanalında Akıl Odası başlıklı programa yorumcu olarak katılmaktadır. Aynı zamanda Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır.

 

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya