Akıl fukara olunca dil ukala olurmuş!
MAKALE
Paylaş
10.03.2024 17:27
481 okunma
Ersoy Baba

 

 

Merhaba değerli okurlarım.

Geçtiğimiz hafta içinde öyle enteresan olaylar oldu ki, yazıp kendi yorumumu yapmazsam çatlayacağım. Biliyorum ki yazılarım siyasete bulaşmamak temeli üzerinde güzel vakit geçirmeniz amaçlıdır. Lakin öyle zamanlar oluyor ki kenardan kenardan da olsa bir şeyleri yazmak mecburiyetinde hissediyorum kendimi. Çünkü karşımdaki okuyucularımın IQ seviyeleri basit sohbetleri sıkıcı buluyor. Siyasi konular orta ve ortanın üstü bir seviyeye ait. Ancak siyasetin de kendi içinde dibi var. Birçok şey dibe çöktüğünden olsa gerek oradakiler bu dibe çöküp katranlaşmış zihniyete bulaştıklarında bir türlü sıyrılamadıkları için orada yaşamaya adapte olmuşlar.

İşte konumuz da tam orası:

Seçim mitinginde CHP Afyonkarahisar Belediye Başkan adayı Burcu Köksal Genel Başkanının yanında Afyonlulara hitap ederken:

-“Belediye başkanı seçilirsem Belediyenin kapıları DEM Parti hariç bütün partilere ardına kadar açık olacaktır” dedi. Parti içinde kıyamet koptu.

Onların kıyameti Türkiye’nin bayramıdır. Konum o değil.  Özgür Özel’in de 2 gün sonra:

-“Ben o ara dalgındım. Konuşmanın farkında değildim. Onun için anında tepki vermedim” mealinde söz sarfetti. Ya gerçekten akli bazı sorunları var. Ya da, anlık siyaset üretip; “Afyon gibi bir yerde DEP taraftarı zaten yok hükmündedir, bari insanları bu şekilde kandırıp Ak Partiden oy devşirelim” derdindedirler.

“Trink 1”

Özel Bilecik’te mitingde taraftarlarına soruyor:

-“Bu seçimde Erdoğan’a oy var mıııı?”

Miting alanındaki CHP’liler hep birlikte:

-“Vaaaar!” diye bağırıyorlar.  Özgür özel bu sorusunu 3 kere tekrarlıyor. Üç keresinde de meydandakiler “vaaar” diye bağırıyorlar.

“Trink 2”

Özgür de:

-“Sağolun, var olun” diyor ve diğer konuya geçiyor. Özgür Özel meydandaki CHP’lilerin ne cevap verdiğini duymuyor, dinlemiyor, farkında değil ki tepki de vermiyor!

“Trink 3”

İşin enteresanı meydandaki (kendi tabirleriyle ancak ifade edilebilecek kalabalık) “sürü” Genel Başkanlarını dinlemiyorlar, ne dediğini duymuyorlar, farkında değiller ki “Erdoğan’a oyumuz var” anlamında ”Vaar!” diye bağırıyorlar.

Malatya Büyükşehir Belediye başkan adayı Veli Ağbaba da meydanda taraftarlarına hitap ederken:

-“Elimi değil, gövdemi Malatya’ya sokmaya geldim” demesi de ayrı bir zeka seviyesi. Biraz kafa çalıştıran biri olsa niyetini bu kadar aleni, uluorta söylemezdi.

“Trink 4”

-“Hangi birini yazayım ki?”

Maalesef bunlarda genel olarak bir IQ sorunu var.

Tam bunların bu vahim durumunu izlerken Mamo Dayı’nın sosyal medyada paylaştığı fıkra geldi aklıma.

  Adamın biri yapay zekâ ile yönetilen, robotların servis yaptığı bir lokantaya gider. Gelen robota yemek siparişini verir. Biraz sonra süper bir servis hizmetiyle harika yemekleri getiren robot yandaki sandalyeye oturur ve:

-“Affedersiniz. IQ seviyenizi öğrenebilir miyim?”

-“Bunu neden sordun?”

-“Yemek sırasında güzel vakit geçirebilmeniz için sizinle sohbet konusu için gerekli. “

Müşteri bir yandan yemeğini yerken bir yandan da robotla dalga geçmek için:

-“180” der. 130 sonrası süper zekâ anlamında olduğu için robot kısa bir şaşkınlık geçirir ve uzun uzun, kuantum fiziği, küresel ısınma, biyoteknoloji, ekonomi, insanlığın yaradılışı üzerine konuşur.

Müşteri robotun bu sohbetinden fazlaca etkilenir. Ertesi gün yemek yemeye yine aynı lokantaya gider. Yemek siparişini verir. Servis yapıldıktan sonra garson robot sorar:

-“Affedersiniz. IQ seviyenizi öğrenebilir miyim?”

Müşteri dün çok yükseklerden uçtuğu için ağır konulardaki sohbete denk gelmemek için doğrusunu söyler:

-“90. IQ’m 90” der.

90 sıradan ortalama bir seviyedir.  Robot bu kez de uzun uzun sohbete başlar ama bu kez futbol, borsa, arabalar, siyaset hakkında sohbet açar. Müşteri çok etkilenmiştir.

Bir sonraki gün robota IQ seviyesini mahsus çok düşük söyler.

-“10, IQ seviyem 10” der. Robot duraksar. Adama son derece yavaş bir biçimde anlayabileceği şekilde konuşmaya başlar:

-“Erdoğan Türkiye'yi sattı. Fetulla Gülen Türkiye'yi yeniden kurtaracak yeğenim. Millet aç aç! Köprü mü yiyeceğiz?  128 milyar dolar nerede? Karton maketleri uçak diye yutturuyorlar. Suriye'de Libya'da ne işimiz var? Tank palet fabrikası Katar'a peşkeş çekildi. SİHA'lar damadın. Bizim cebimize mi giriyor? Araplar bizi arkadan vurdu. İsrail'i destekliyorum. O püsküllü deli Kadir var ya; "Keşke Yunan galip gelseydi" dedi. Sultan Vahdettin vatanı sattı. Osman Kavala'nın hapiste ne işi var?”

Robot müşterisinin IQ’suna uygun şekilde bütün yemek boyunca bu sohbeti yaklaşık 35 kere yavaş yavaş tekrar etti.

***

Bir de bu taife üstüne üslük ruh çağırma seansları yapıyor. “Sıcaktan bunalmışsındır. Biraz serinle” diyerek Atatürk’ün ruhunu çağırıyorlarmış. Hazır gelmişken de partinin durumunu sorup birlikte yol haritası çıkarıyorlarmış.

Bu görüşmelerde de Atatürk de taleplerini Özgür Özel’e iletmiş. Özgür de il başkanları toplantısında il başkanlarına:

-“Atatürk sizden CHP’yi iktidar yapmanızı istiyor! Atatürk Sinop’a gidin diyor. Atatürk Erzurum’da çalışın diyor!” diyerek talepleri iletiyor. İşin enteresanı hepsi de ayağa kalkıp saygıyla alkışlıyorlar. Atatürk söyledi, emretti dedikten sonra akan sular duruyor. Kimse de sorgulamıyor:

-“Atatürk öldü. Ne zaman geri döndü de söyledi bunları?”

-“O mu size gelip söyledi? Siz mi ona gidip duydunuz? Siz ona gittiyseniz nasıl geri döndünüz?”

-“Ruhunu mu çağırdınız?”

-“Gelen ruh onun değil de ya Bekri Mustafa’nın ruhuysa? Ya sizinle dalga geçmişse?

-“Üzerinde ne vardı? Kefen mi, Papyonlu şapkalı takım mı? Çorapları her zamanki gibi Arman ve Rum asıllı Ekonomides’in dokuduğu çorap mıydı? Ayak ayak üstüne attığında çorapları gergin dursun diye giydiği jartiyeri de var mıydı? Frak ve smokin olarak İsviçre’deki terzinin diktiği mi vardı üzerinde? Slim fit takımları, dar paça kesimli pantolonu Paris’teki terzisi Levon Kordonciyan’ın torununun elinden çıkan mıydı?  Üste oturan gömleği İtalya’daki terzisinden gelenlerden biri miydi? Ya rugan ayakkabıları? İngiltere’de özel tasarlanıp üretilen ruganlar mıydı? Bastonu da elinde miydi? Devrek’te özel hazırlattığı ucu milletvekillerine dürttüğünde onları sıçratacak kadar acı veren çivili bastonu da elinde miydi?

Bunlar o anda üzerinde değildiyse o Atatürk değildir. Kontrol için bunların üzerinde olduğundan emin olmak gerekiyor.

Ama bakıyorsun il başkanlarına, hiç araştırmadan, sorgulamadan çılgın gibi alkışlayıp hemen denilenleri kabulleniyorlar. Müthiş bir iman ile bağlanmışlar. Bu bağ öyle görsel malzemelerle kıyafetlerle yıkılır mı?

Böyle hassas konularda fazla yazıp çizmemek gerektiğini bilirim. Yazar çizerim. Ama duracağım yeri de bilirim.

Velhasıl sevgili, değerli okurlarım.  Bir yazının da sonuna geldik. İçinizden “çok şükür bitti” dediğinizi duyuyorum. Hiç fazla sevinmeyin. Alakasız konulara maydanoz ve salçalı sos olmak benim işim gücüm.  Haftaya çok daha cins bir konuda hazırlığım var. Bi yere kaçmayın. Bulur buluşturur okuturum.

Adet olduğu üzere konu ile alakasız bir fıkra anlatıp konuyu kapatalım:

Serçenin biri bir bahar günü dalgın dalgın uçuyormuş. Bir anda yolun bir metre üstünde uçtuğunu fark ediyor. Son anda da karşıdan gelen motosikletliyi. Her ikisi de çarpışmayı engellemek için ellerinden geleni yapmışlar... Ama nafile...

Serçe "çotaaank" diye Motosikletlinin kaskına çarpıp düşmüş. Motorcu sıkı bi hayvansever olarak hemen atlamış motordan. Koşmuş serçenin yanına. Serçe baygın yatıyor. Kıyamamış, bırakamamış yolda; almış getirmiş eve. Eskiden kalma kafesi varmış evde. Baygın serçeyi kafesin içine güzelce yerleştirmiş. Yanına da az biraz su, az biraz ekmek koymuş, vurmuş kafayı yatmış.

Bizim serçe bir müddet sonra ayılmaya başlamış. Daha tam da seçemiyor ortalığı. Hafif bulanıklık var yani...

Bir de bakmış ki parmaklık, ekmek, su falan var bulunduğu yerde...

-“Hadi yaa! Motosikletliyi öldürdüm her haldeee!”

Kalın sağlıcakla.     

                                                                               

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Ersoy Baba
YAZARIN ÖZGEÇMİŞİ

Yazarın Özgeçmişi:
Ersoy Baba sınıfta kalma yokkenki yıllarda ilkokulu okudu. Hastalıkları sebebiyle okula gidemese de zorla mezun edildi.
Lise tahsilinden sonra Ankara'ya yerleşti.Teklifler Oxfort'tan gelmesine rağmen Gazi Eğitim Fakültesini tercih etti.  Ersoy baba bi gazetenin matbaasında tashihler  yaptı. Sonra birden kendini aynı gazetenin editör masasında buldu. Editör yemekten döndüğünde masadan kalkmak zorunda kaldı. Hırs yaptı ve rakip gazetede köşe yazarlığına kadar yükseldi. Şimdilerde emekli oldu. Gidip kahve köşelerinde oturacağına gazete köşelerinde milleti yazılarıyla meşgul ediyor.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya