Her türlü ıslahata, düzeltmeye, inşa ve ihyaya bir yerden fiilen başlamak lazım.
Hep konuşmak, hep yazıp çizmek, hele de sonu gelmez tartışmalarla bir yere varılamıyor.
Teoriler pratiğe dökülmeden doğruluk ve uygunluk iddiası boştur.
Önümüzde elbette birden fazla önemli problem veya arıza var; İslamlaşma ve maddi manevi varlığımızı koruma belki bunların başında geliyor.
İslamlaşmadan maksat bir yandan Müslüman olmayanların, en uygun söz ve daha önemlisi güzel Müslümanlar olarak (temsil yoluyla) hidayete kavuşmalarına yardımcı olmaktır, diğer yandan Müslüman olduklarını beyan eden ama sahih İslam bilgi ve hayatına göre önemli eksikleri olanları (ferdi, aileyi, cemiyeti, devleti…) sahih İslam’a göre ikmal ve inşa etmektir.
Maddi ve manevi varlığımızı korumaktan maksat dinimizi, vatanımızı, bağımsızlığımızı, medeniyetimizi, ahlakımızı… düşmandan ve bozucu unsurlardan korumaktır.
Bir başka yazıda İslamlaşma konusunu biraz daha açalım inşallah.
Koruma konusuna gelince:
Sahih din kitaplarda duruyor, baş kitap Kur’an-ı Kerîm ve Efendimiz'in (s.a.) hayatı (O’nun, İslam’ı kâmil manada temsili) önümüzde yazılı olarak mevcut; bunları kimse ortadan kaldıramaz.; ama din adına ortaya konan bir takım ipe sapa gelmez açıklamalar, usulsüz yorumlar, batıl dâvalar, bid’atlar ve hurâfeler… var, bunlar İslam’ı yeni veya yeniden öğrenmek durumunda olan halkın (ve özellikle gençlerin) önünde önemli bir koruma engeli oluşturuyor. Bugünkü iletişim imkanları herkesi hatip, yazar, sinema yapımcısı, iddia sahibi, sözde allâme… haline getirdi, sosyal medya dedikleri çıfıt çarşısına girip de normal çıkmak için temellerin çok sağlam olması gerekiyor.