Vesveseden Nasıl Kurtuluruz?
MAKALE
Paylaş
01.03.2025 11:52
631 okunma
Prof. Dr. Cağfer Karadaş

Hocam zihnimizi meşgul eden, içimize korku salan, ibadetlerimizde bıkkınlık oluşturan ve psikolojimizi bozan vesveselerden nasıl kurtulabiliriz?

Bir önceki sohbette vesvesenin mahiyetini ve tezahürlerini anlatırken demiştik ki içimize doğan her kötü duygu bir vesvesedir. Bu bazen içerden kaynaklanır bazen dışardan bir etkiyle oluşur. Öyleyse bundan kurtulma yolu çift taraflı önlem almakla mümkündür.

İçimizde oluşan bir duygunun önlemini nasıl alırız?

İşe duygunun kaynağını veya tetikleyici etkenini tespitle başlayabiliriz. Eğer duygu dışardan bir takım olgu, olay ve çevresel şartlardan kaynaklanıyorsa onlara odaklanmak gerekir. Sözgelimi bir olgu olarak “yaşadığımız ev” bizi vesveseye sevk ediyor olabilir. Sözgelimi “Acaba ev yeterince güvenli mi? Hırsız girebilir mi? Yangın çıkabilir mi? Deprem de yıkılabilir mi?” Bu tür vesveseleri gidermenin yolu evi yeterince tanımaktan geçer. Evi tanıdığımızda, güvenli olduğunu anladığımızda, yakın ve ciddi bir tehlike olmadığını gördüğümüzde hâlâ vesvese devam ediyorsa artık bu evhamdır ve bundan kurtuluş yolu düşünmemek ve unutmaktan geçer. Tetikleyici etkene örnek ise çevredeki birtakım insanların sizi vesveseye sevk etmesidir. Bu sevk etme inançtan başlayıp sağlık ve sosyal ilişkilerinize kadar geniş bir yelpazede olabilir. Sözgelimi inancımızı sorgulatmaya, ibadetlerimizden şüphe ettirmeye, sosyal ilişkilerimizdeki güven ve samimiyeti yok etmeye yönelik bazı kişilerin söylemleri, telkinleri ve teklifleri bizi evhama, şüpheye, güvensizliğe hatta korkuya sevk edebilir. Bundan kurtulmanın yolu bu tür söylem ve eylem içinde olan kişilerden uzak durmak veya onların söz ve davranışlarını dikkate almamaktan geçer.

Dış etken olmaksızın doğrudan içerden gelen duygulara karşı nasıl önlem alınabilir?

Doğrudan içerden gelen kötü duyguları yenmek kararlı ve iradeli bir tutumla mümkündür. Şu bir gerçek ki bu tür vesveselere karşı irade zayıflığı gösterildiğinde ciddi bir zorluklarla karşılaşmak ihtimal dahilindedir. Bunun için vesvesenin zihnimizi işgal etmesine izin vermeden erken hareket geçmek ve son derece kararlı bir tutum içinde olmak gerekir. Nasıl ki tıpta erken teşhis hastalıktan kurtulmanın en önemli ayağı ise vesvesenin başlangıcında ona yüz vermemek erken kurtuluş yoludur. Kötü alışkanlıklar da böyledir. Başlangıçta kurtulmak kolaydır, ancak zihni ele geçirdiğinde büyük çabalara ihtiyaç duyulur. Demek ki başlangıçta yani takıntıya dönüşmeden vesvesenin önüne geçmek kesin ve külfetsiz başarı getirir. Takıntıya dönüştüğünde ise Yüce Yaratıcıya sığınarak ve yine ödünsüz sağlam irade ile başarmak mümkündür. Bu tutum sadece vesvese için değil sigarayı bırakmaktan, fazla kilolarımızdan kurtulmak için az yemek yemeye kadar bütün alışkanlıklarımız için geçerlidir. Allah’a dayanmak ise bizi yalnızlık duygusundan kurtarır, güç ve güven verir. Vesveseyi doğuran ve sürmesine neden olan bir başka husus ise dikkat dağınıklığı ve boşluktur. İbadet hayatının sürekliliği boşluğu doldurur ve kişinin Rabbine güvenini artırır ve böylece vesveseye yer kalmaz. Demek ki sağlam inanç ve ibadete devamlılık vesveseye karşı bizim en büyük ve etkili silahımızdır. Bununla mücadelede gücümüz artar ve kararlılığımız pekişir.

Vesvesenin başlangıcının tespitini nasıl yapacağız?

Başlangıcının tespiti vesvesenin kaynağını tespittir. Kaynağını tespit ettiğimizde orada etkisiz hale getirme imkanına kavuşuruz. Dış çevrenin telkin ve dedikodularıyla oluşan vesvesenin kaynağını tespit görünen olduğu için nispeten kolaydır. İçerden gelen vesvesenin kaynağı çoğu zaman müphem olması dolayısıyla biraz daha zordur. Bu tür iç vesveseler de aslında yine hayat stresi, biyolojik rahatsızlık, olumsuz çevre şartları gibi dış sıkıntılardan ve etkenlerden kaynaklanabilir. Bu sıkıntıların bir kısmı insanın rüyasına da yansıyabilir. Rüyalar büyük ölçüde psikolojimizin uykumuza yansımasıdır. Bu gerçeği Hz. Peygamber (sav) on dört asır önce bildirmiştir. Bu durum tecrübeyle de sabittir. Mutlu olanlar güzel, sıkıntılı olanlar kâbus görür. Dersine odaklanan ve çalışan öğrenci rüyasında sınıfı geçtiğini, derse odaklanamayan veya çalışmayan öğrenci ise sınıfta kaldığını görür. Bunu bilmeyen kişiler rüyaların gelecekten haber verdiğini düşünerek vesveseye kapılırlar. Kötü rüyaların etkisinden kurtulmanın yolu Hz. Peygamber’in “kötü rüyalarınızı başkalarına anlatmayın, Allah’a sığının ve unutun” tavsiyesine uymaktan geçer. (bk. Karadaş, Cağfer. “RÜYANIN MÂHİYETİ BİLGİ VE HÜKÜM DEĞERİ”. Diyanet İlmi Dergi 53/1 (Ocak 2017), 43-62. https://doi.org/10.61304/did.383144.) Çünkü rüyanızı anlattığınızda dinleyen kişiler sizi daha çok vesveseye sevk edebilir. Buradan anlaşılıyor ki içten gelen vesveselerin kaynağı aslında dışsal sorunlarımızdır. Sorunlarımızı çözdüğümüzde görevimizi yerine getirdiğimizde veya sınavları çalışıp başardığımızda vesvese kendiliğinden ortadan kalkar

Sorunlardan nasıl kurtulacağız?

Bazı sorunların üstesinden kendimiz gelebiliriz. Sözgelimi içimizde evham, endişe veya korku doğuran vesveselere prim vermediğimiz ve aldırmadığımız takdirde bunların kendiliğinden zihnimizden silindiğini görürüz. Bir başka yol dikkatimizi işimize yoğunlaştırmak, işin yapılıp bittiğinden emin olmaktır. Örneğin kapıyı kilitlerken başka bir şey düşünmeden kilitlemeye odaklandığımızda, kapının kilitlenmiş olduğundan emin oluruz ve evhamdan kurtuluruz. Dikkatimizi ibadete verdiğimizde kaç rekât namaz kıldığımız konusunda vesveseye kapılmayız. Eğer vesvese sağlık konusundaysa uzmana güvenmek ve tavsiyesine uymak en geçerli yoldur. Sözgelimi kendisine baş vurduğumuz doktor rahatsızlık doğuracak belirti yok diyorsa buna güvenmeliyiz, aksi takdirde vesvesenin en çetinlerinden biri olan hastalık hastası oluruz.

Vesvesenin bir kısmı “görünmeyen varlıklar”la ilgili maalesef. Bunlara karşı nasıl önlem alırız?

Buradan kastettiğiniz sanıyorum cin, uzaylı, ufo gibi varlıklar. Bu türden vesveselerde en etkin çözüm bilgi ve uzman görüşüne başvurmaktır. Sözgelimi cinlerin görülmesi ya mucize veya keramet cinsinden olağanüstü olaylardır. Mucizeler peygamberlere hastır dolayısıyla bu yolla görülmesi artık söz konusu değildir. Çünkü peygamberlik Hz. Muhammed (sav) ile birlikte son bulmuştur. Keramet haktır ama ona bakışımız ilham ve rüyaya bakışımız gibi olmalıdır. Nasıl ki rüya ve ilham ile amel etmek caiz değilse mucize dışındaki olağanüstülüklerden yola çıkılarak bir hüküm ortaya koymak veya kendimize yönelik etkisinden söze etmek doğru ve caiz değildir. Bu konuda Kafama Takılanlar kitabımızdaki cinlerle ilgili yazılara bakılabilir. Çağdaş spekülasyonlar olan uzaylı ve ufo denilen varlıklara gelince ortada ispat edilmiş bir gerçeklik yoktur. Benim kanaatim bunların çoğu spekülasyon, kalanı da halüsinasyondur. Bu tür halüsinasyonları gidermenin yolu bu söylentileri dikkate almamaktır. Eğer bu tür vesveseler yerleşmiş ve takıntı haline gelmişse ehil ve bu konuları bilen bir uzmandan psikolojik destek almak en doğru yoldur.

Bu tür vakalarda cinci hocalara başvurmak daha doğru değil mi?

Eğer kandırılmak veya istismara uğramak tecrübesi kazanmak istiyorsanız bunlara baş vurabilirsiniz. Onlara başvurmak kaşımızı düzelttirelim derken gözümüzden olmak anlamına gelebilir. O yüzden son derece dikkatli olmakta yarar vardır. Eskilerin “yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder” sözü yabana atılmamalıdır. Bu kişilerin yarım hocalıkları bile tartışmalıdır. Bu yüzden bunlara “hoca” demek gerçek hocalara haksızlık olur.

Eskiden nasıldı? Hz. Peygamber’in vesveseyle ilgili önerisi olmuş mu?

Vesvese insanlık tarihi kadar eskidir. İblis, Hz. Âdem ve Hz. Havva’yı vesveseyle kandırmıştır. Onlar da bu vesveseden Allah’a yönelerek, sığınarak ve dua ederek kurtulmuşlardır. İnsanın içine bir takım saptırıcı ve çeldirici soruların, arzuların veya beklentilerin doğması her zaman mümkündür. Sahabîler de bu tür vesveselere maruz kalmıştır. Peygamberimizin onlara tavsiyesi, Allah’a dayanarak hareket etmeleri, bu tür vesveseleri dikkate almamaları ve unutmaları yönünde olmuştur. Ancak bizler bazen içimizde oluşan duygular, niyetler veya kararlardan günaha girdiğimiz vesvesesine kapılırız. Halbuki ayet ve hadislerde belirtildiği gibi kişi söz veya fiile dökmedikçe içinde oluşan hiçbir duygu veya niyetten sorumlu tutulmaz. Kiramen Katibîn melekleri sadece ağzımızdan çıkan sözü veya yaptığımız işleri yazarlar. Kafamızdaki niyet ve düşünceyi yazmazlar. Yine hadislerde belirtildiği gibi abdest alırken veya namaz kılarken kişi vesveseye kapılıyorsa bunlara aldırmayıp ibadetine devam etmelidir. Abdest alırken veya aldıktan sonra zihnimize kuru yer kaldığına dair bir şüphe gelirse bunu dikkate almamalıyız, gidip namazımızı kılmalıyız. Kaç rekât kıldığımız konusunda vesvese gelmişse en kuvvetlisine göre hareket etmeliyiz, namazın sonunda veya bittikten sonra gelen vesveseye de itibar etmemeliyiz. Eksikse de Yüce Allah kabul eder. Çünkü vesvese insanı ibadetten bıktırır, soğutur hatta terk ettirir. En güzeli vesveseye yüz vermemek ve Yüce Allah’ın rahmetine ve mağfiretine sığınmaktır. (bk. Ebû Dâvûd, “Ṣalât”, 158; Tirmizî, “Ṭahâret”, 43).

 

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya