KİM KİMİNLE SAVAŞIYOR
KİMLER KİMLERLE ANLAŞIYOR?
Artık adı “Hürmüz Körfez Savaşına” dönüşen bu savaş aslında kimler arasında oluyor, merak ediyor muyuz?
Savaşın başladığı tarih olan 28 Şubat öncesi haritada sadece bir körfez olan Hürmüz, nasıl oldu da bambaşka bir niteliğe dönüştü.
O her şeyi bilen ölçen hesaplayan Amerikan Derin Devleti, bunu hesaplayamadı mı?
Pekiii Hürmüz’den elde edilen acayip büyük bir gelirin, amiyane tabirle cukkanın gittiği adresler arasında Vatikan, İngiltere, Çin ve başka ilginç yerlerin olması sadece tesadüf mü?
28 Şubattan bugüne İran’a sadece Çin, Rusya, Hindistan mı destek oldu, oluyor. Diğerleri kimler ve neden destek oluyorlar? Gerekçeleri yalnızca İran’a haksızlık yapılması gibi onların nezdinde komik olan bir gerekçe olabilir mi? İnanalım mı?
Bir ipte iki cambaz oynamaz deriz ya biz. Hürmüz’de bir ipte çok cambaz oynuyor. Onlar orada oynarken İsrail haritasını değiştiriyor. Filistin ve Lübnan yok oluşa gidiyor.

Ve gerçekten ABD sadece şu an kimlerle anlaşma peşinde.
HERKESİN MALI NEDEN YALNIZCA İRAN’IN MALINA DÖNÜŞÜYOR?
Ama daha da ilginç olanı tam da bu. Niye oluyor bu?
Sadece meraktan soruyoruz, Hürmüz tarihin hangi döneminde İran’ın malı olmuştu? Veya bırakın İran’ı, ne zaman Katar’ın, Kuveyt’in, BAE’nin malı kabul edilmişti?
Bu komik sorulara cevap vermek biraz zor.
Ancak en komik olanı da ne biliyor musunuz, bütün bu kepazelik, bu çok övülen internet çağında yapay zekâ devrinde yapılıyor olması.
İletişimin bunca yaygınlaştığı, her alana her şeye kolayca ulaşıldığının ileri sürüldüğü bu dönemde neden hiçbir konuda bilgimiz yok?
Var mı cevabı olan?
İRANDA REJİM DEĞİŞMİŞ OLABİLİR Mİ?
Tamam, bu didişmede ABD-İsrail ve İran konusundaki temel düşüncelerimizi saklı tutarak konuşalım.
45 yıldan fazladır ambargo uygulanan İran’da neler oluyor, nasıl oluyor. Yahu bu adamlar ambargo uygulanıyorsa, bu dev çarşıları, yolları, köprüleri, füzeleri hangi para ile yaptılar?
Hadi geçelim onları.
Peki bu sokaklardaki vatandaşların görüntüleri de ne? Yahu aylar önce bir kadıncağız kıyafet yüzünden ölmemiş miydi? Cezalandırılmamış mıydı?
O insanın ölümüne gerekçe olan başörtüsüne ne oldu da, hangi zaman ve nasıl İranlı kadınların başından havalanıp uçup gitti.
Memleket bombalanıyor, kafeler açık, eğlence tam gaz. Sanırsınız Bağdat caddesinde yürüyüş halindesiniz. Kafelerden ABD rapçilerinin sesleri duyuluyor.
Yahu bu ne iş? Adamlar size bomba yağdırıyor, siz onların kafası ile dizayn edilen cafelerde, onların zevki ile oturup, onların rap şarkılarını dinliyor sonra üzerinde İngilizce yazan kazaklarınızla TV kamerasına “vatan millet” edebiyatı yapıyorsunuz.
Yıllardır yaşadığımız bu çirkinlik nasıl oldu da Tahran’ın göbeğinde karşımıza çıkıverdi?
“Ben” diyor Türkiye’de yaşayan bir genç kız, saçını başını, kılığını kıyafetini gösterip, “Türkiye’de nasılsam burada da öyleyim. Vatanımızın savunmasına geldik, artık çok şey değişti.” Diye de ekliyor.
Hayırdır? Vatan millet 45 yıllık rejimden de 45 yıldır süren rejim düşmanlığından da baskın mı geldi.
Tam bu noktada kafa dank ediyor, İran’da çaktırmadan rejim mi değişti acaba, diyoruz.
EVCİL HAYVAN MI PET Mİ ÇOCUK MU?
Diye geçtiğimiz şubat ayında yayımlanan yazımızda sormuş ve bunun ciddi bir soruna dönüşmek üzere olduğuna değinmiştik.
Geçtiğimiz günlerde Alman kökenli bir markanın hazırladığı anneler günü reklamı ile bu konu patladı.
İşin ilginç yanı söz konusu firmanın ilk vakası değildi bu.
Evcil hayvanlara, uzunca bir zamandır “hayvan” denmiyordu. İngilizce meraklıları” pet” diyordu önceleri. Sonra bu “çocuk” olarak değişti.
Evcil hayvanına miras bırakan, malını mülkünü öldükten sonra bir köpeğe vb bağışlayan birçok manyağın yaşadığı bir dünyadayız.
Bu konuya değinen 13 Şubat tarihli yazımızı şöyle bitirmişiz:
“Gördünüz mü, bir evcil hayvanlar olarak başladığımız yazımızda milli eğitim, maliye, kültür bakanlıkları gibi bakanlıkları ilgilendiren, sosyo-kültürel vaziyetimize vurgu yapan noktalara değindik. Yorum size kalmış.”
SİYASİ DEĞİL, KAVRAM KARGAŞASI
Ankara Büyükşehir Belediyesine yönelik bu yazı ama asla siyasi değil. Sadece ülkedeki kavram kargaşası ve bir memleketin ana dilinin nasıl çarçur edildiğine örnek.
ABB (Biz CHP’li diyerek ön almıyoruz farkındaysanız) kale içi ve Ulus’taki bazı sokaklar için “SOKAK SAĞLIKLAŞTIRMA” projesi başlatmış.
Sokak sağlıklaştırma. Ne demek bu?
Belediyenin dediğine göre, yapılacak çalışmalarla sokağın özgün dokusu korunarak daha estetik bir görünüme kavuşturulacakmış.
İyi güzel, görevinizi yapıyorsunuz. Yapmalısınız da. Nedir bu “sağlıklaştırma”
Canlılar için kullanıldığını “sandığımız” bir kelime ne zamandır sokak, cadde, tuğla, bina için kullanılır oldu.
Yenileme, onarma, eski haline getirme, de.
İlla bir şeyler diyeceksen “restore” de.
Ama nedir sağlıklaştırma?
Böyle konuştuğun zaman daha mı sağlıklı oluyorsun?
Kütüphanemden:
ULLA HEISE
KAHVE KAHVEHANE

Mustafa Özel’in Türkçesi ile Almanya’nın en ünlü kahve uzmanlarından biri sayılan Ulla Heıse’nin kaleminden kahve ve kahvehaneye yönelik ilginç bir çalışma. Kahveyi daha yakından tanımak, kahve macerasını dünden bugüne öğrenmek ve daha keyifli kahveler içmek için bir göz atın deriz.

Tekrar görüşebilmek ümidiyle.
Sarper SAN
