“KAPLANININ SIRTINDA”
Zülfü Livaneli bu kitabıyla yakın tarihimizin üzerine karabasan gibi çöken tabuları yıkacak, önyargıları kıracak bir çığır açmış. Buna Kendi mahallesinin baskılarına boyun eğmeyen Atilla İlhan, Kemal Tahir… geleninin devamı da diyebiliriz.
Yazar, Batı kaynaklı sol, sosyalist ve Marksist çizgide olmanın, içinde yaşadığı, kendini var eden toplumun kutsallarına, kültürüne ve tarihine savaş açmak olmadığını Abdülhamid üzerinden anlatmaya çalışmış. Kıymeti bilinirse bu bir kırılma, öze dönüş noktasıdır. Umarım “ Kaplanın Sırtında”, Livaneli’nin mahallesinde kartların yeniden karılmasına vesile olur.
Livaneli bu kitabı hakkında şunları söylüyor;
“Abdülhamid kitabını yazdığımda ona çok hücum etmemi istediler. Oysa II. Abdülhamid, 34 yıllık imparatorluk döneminde sadece 11 idam kararı imzalamış. Onların da biri hariç hepsi adi suçlardan.
Aynı dönemde Belçika Kralı Leopold, (Afrika’da) kauçuk işçisi çocukların kollarını kestirip saraya getiriyor ki tatmin olsun diye. ( Veya korku ve yıldırma ile sömürge düzenini pekiştirmek için) Bir milyondan fazla insanın kolu kesiliyor. Ama biri “Kızıl Sultan”, diğeri ise gelişmiş uygar bir Batılı…
Batılı tarihçileri okudukça hayal kırıklığına uğruyorum. Tarihi nasıl çarpıttıklarını gördükçe şaşırıyorum.
Avrupa değerleri dedikleri şeyleri… insan hakları evrensel bildirgeler falan. Avrupa’nın bunlarla uzaktan yakından bunlarla ilgisi yok. GAZZE’DE YAPTIKLARINI GÖRMÜYOR MUSUNUZ? Tarihleri baştan sona soykırımlarla dolu.
Ben Batı’yı okudukça ve anladıkça Batı’dan hoşlanmamaya başladım.”
Ya siz???
Buram buram insanlık kokan, barış dolu nice Cumalar diliyorum.