“Bak abi” yazmıştı sosyal medyada bir kardeşimiz, “bak abi, öncelikle Allah rızası, sonra da isminin etrafındaki itibar için yolluyor insanlar bu parayı. O kadına ulaşıp ulaşmadığının vebali boynunadır.”
Bu satırları okuduğumda boynumda fiziki bir ilmek hissetmiştim.
O dönemde birbirine yakın iki ofisimiz vardı. 15-16 kişi çalışıyorduk. Bir çalışanım gelmiş, diğer ofise temizliğe gelen kadın hakkında inanması gerçekten güç şeyler anlatmıştı. Kadının iki engelli çocuğu, kadına asla yaklaşmaması gereken alkolik ve psikopat bir kocası varmış. Ev sahibi evden çıkın demiş ki zaten oraya da ev demeye bin şahit istermiş. Eşya desen yokmuş. İmkân desen yokmuş. Çocuklarını yalnız bırakmaya korktuğu için haftada iki gün gidebiliyormuş temizliğe ve tüm kazancı da bundan ibaretmiş. Çocukların eğitim işi de çok sıkıntılı imiş.
Bu gibi anlatılarda “gerçeğin bütünüyle o olduğuna” hemen inanmayacak kadar çok şey görmüştüm. Abartı gelmişti bana hikayenin detayları. Yine de yardım etmek şarttı. Aklıma bu işlere odaklanan bir STK’cı arkadaşım geldi. Ne yapabileceğimizi konuştuk. O da “abi bizim arkadaşlarımız gitsin, durumu yerinde incelesin, tespite göre konuşalım” dedi.
Yapılan tespit, hikayenin eksiği olduğunu, fazlası olmadığını ortaya koydu. Kadıncağızın düzelmesi gereken pek çok meselesi vardı. Kocasının bilmediği bir eve taşınması, çocukların kendilerine uygun bir eğitim alması, yeni eşyalar, kadına sürekli bir iş, sağlık harcamaları ve daha fazlası.
Şöyle yaptım STK’cı arkadaşımın da yönlendirmesiyle. Bizim mahallenin erkeklerinin haklı-haksız köpürdükleri KADEM’i aradım. Kocanın tastamam çocuklardan ve eşinden uzaklaşması işini onlar çözdü. Kadına da bir iş buldular. Eğitim konusunda Milli Eğitim Bakanlığı’ndan bir danışmanı aradım. Hemen ilgilendi. Sağlık harcamalarını biz hallettik. Taşınma, bir yıllık kira ve yeni eşyalar konusunda da sosyal medyadan bir çağrı yapıp dönemin parasıyla 35.000 TL’yi STK’cı arkadaşımın işaret ettiği derneğin hesaplarına toplamaya davet ettik.