ZOR SORU, ZOR CEVAP
MAKALE
Paylaş
18.10.2026 21:53
95 okunma
İdris Doğan

Öğretmen okulu yıllarında aldığımız ciddi müzik eğitiminin de etkisiyle zaman zaman radyo ve televizyondaki müzik programlarını takip ederim.

Geçenlerde araçla yolculuk ederken dinlediğim bir radyo programında sunucu hanımefendi, şarkı aralarında dinleyicilerle kısa kısa hoş sohbetler ediyordu.

Bir ara, “Özür dilemek mi zor, affetmek mi?” diye bir soru yöneltti. Dinleyicilerden cevap beklediğini söyleyerek başka bir şarkıyı anons etti.

Allah Allah! Ne zor bir soruydu bu!

Aslında her soru benim için üzerinde düşünülmesi gereken bir meseledir. Ancak bu çok daha farklıydı. Cevap vermek için insanın zihnini hayli zorlaması gerekiyordu.

Konu çalıştığım yerden gelmişti. Fakat üzerinde ciddi biçimde düşünmek, yanlış bir şey söylememek gerekirdi. Zaten yoldaydım, telefonu kullanma imkânım yoktu. Hoş, imkânım olsa da pat diye cevap vermezdim ya...

Soru kolay da olsa zor da olsa cevapta acele etmemek gerekir. Zira zihnî faaliyetlerin en önemlilerinden biri olan düşünme devreye girmeli; mevcut bilgiler tanzim ve tasnif edilerek bir hükme varılmalıdır.

Dedim ya, konu çalıştığım yerden gelmişti. Ne var ki algı, anlayış ve davranışlarımızın hercümerç olduğu dijital çağda, özür dilemenin samimiyetini de affetmenin faziletini de neredeyse kapı dışarı etmiştik.

Yıllar önce de yazdığım gibi, bugün kaybetmekte olduğumuz insanî ve ahlâkî değerler arasında özür dilemek de vardı, affetmek de...

Sunucunun sorusu yalnızca psikolojinin değil; ahlâkın, vicdanın, iradenin ve insan tabiatının da meselesiydi.

Bilirsiniz, özür dilemek nefse, affetmek ise kalbe zor gelir.

Özür dilemek, insanın kendi kusuruyla yüzleşmesini gerektirir. Haksızlığını kabul etmek, verdiği zarardan pişmanlık duymak ve karşısındakinden bağışlanmayı istemek kolay değildir. İnsan, kendisini haklı gördüğü bir konuda bile yanılmış olabileceğini kabul etmeli; gururunu, kibrini ve benlik duygusunu aşabilmelidir.

Bu iş samimiyet ister, cesaret ister.

Affetmek ise başka bir imtihandır.

İnsan, kendisine yapılan haksızlığın acısını, kırılan güvenini, incinen haysiyetini ve bazen yıllarca taşıdığı hatıraları aşmak durumundadır. Haklı olduğu bir meselede bile öfkesini yenmesi, intikam duygusundan uzaklaşması ve incinmiş benliğinin sesini susturması gerekebilir.

Böylesine bir irade ancak ahlâkî olgunluk, fazilet ve fedakârlıkla açıklanabilir.

Aslında ne samimiyet tek başına özür dilemeyi ne de fazilet tek başına affetmeyi karşılar. Bu iki davranış, ahlâkî değerlerin bütünlüğü içinde filizlenip hayat bulur.

Özür dilemek, insanın kendi nefsine karşı kazandığı bir zaferdir. Affetmek ise kendisine yapılan kötülüğün doğurduğu öfkeye esir olmamaktır.

Ancak burada önemli bir ayrım vardır: Özür dilemek, yapılan yanlışı ortadan kaldırmaz; affetmek de yapılan yanlışı doğru hâle getirmez.

Özür dileyen insan, kendi kusurunun sorumluluğunu üstlenir. Affeden insan ise başkasının kusurunun kendi ruhunda sürekli bir öfkeye dönüşmesine izin vermez.

Elbette her özür samimî, her bağışlama da faziletli değildir. Kimi insan çıkarı için özür diler, kimi de korktuğu veya çaresiz kaldığı için affettiğini söyler.

Oysa özür dilemenin kıymeti, dildeki sözden çok vicdandaki pişmanlıkta; affetmenin değeri ise görünürdeki bağışlamadan çok kalpteki samimiyette aranmalıdır.

Peki, hangisi daha zordur?

Bence bu, yaşanan haksızlığın büyüklüğüne, insanın mizacına ve ahlâkî olgunluğuna göre değişir. Ancak derin bir haksızlığa uğramış insan için affetmenin daha zor olabileceğini düşünürüm.

Şurası muhakkak ki özür dilemek insanı küçültmez, affetmek de insanı güçsüzleştirmez.

Özür dilemek için kibri, affetmek için kini yenmek gerekir.

Kibrin ve kinin hâkim olduğu yerde ne kardeşlik gelişir ne de toplumsal huzur kök salar.

18.10.2026

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya