Her devirde Hak-Batıl kavgası hiç eksik olmamış ve kıyamete kadar da hep olacaktır. İslam düşmanlığını atalarından devralan Batı; dün olduğu gibi bugün de İslam düşmanlığını hararetle devam ettirmektedir. Camilere saldırılar, tesettürlü hanımlara hakaret ve sözlü tacizler devam ediyor. Camilere sırf Almanya da 2014-2020 arasında 700 saldırı olmuştur. Fransa, helal gıda etiketi taşıyan ürünleri marketlerinden kaldırttı.Almanya da 2020 yılında camilere 122 saldırı olmuştur.Batı dünyasında İslam karşıtlığı devam ederken Türkiye'mizde de maalesef Batı'yı sevindirirken milletimizi üzecek İslam hazımsızlığı faaliyetler görülmektedir. Kadınların baş örtülü olarak bazı kamu görevlerini yerine getirmeleri veya getirecek olmaları tahkir nedeni olabiliyor. Sözde millet tarafından milleti temsilen seçilen milletvekillerinden biri; baş örtülü bir hakim bir polis bir subay olmasını istemiyoruz diyebiliyor. Hele hele bunu özgürlük ve demokrasi çağında aynı zamanda da inanç ve inancına göre yaşama hürriyeti anayasamızla devletimiz tarafından güvence altına alınmışken anayasamıza ve milletimize meydan okurcasına diyebiliyor. Bu cesareti bu söz sahipleri nerden alıyor acaba; çünkü anayasamız ve kanunlarımız böyle bir hakkı kimseye vermiyor. O zaman bu kanun tanımamazlık niye? "Baş örtülü bir kadın hakimin adaletle karar vereceğine inanamıyorum " diyecek kadar bahtsız, kanunsuz ve Müslüman milletimize saygısız bir sözü kabullenmiyor ve sahibine iade ediyoruz . Bu millet inancına el uzatanları, dil uzatanları affetmemiş bunu da affetmeyecektir. Ne acı ki bu yaklaşımlar İslam karşıtı çevreleri memnun ederken %99 u Müslüman olan Türkiye halkını incitmekte ve vicdanlarda yara açmaktadır. Aynı zamanda bu çıkışlar Türk halkının kesinlikle istemediği, çok kararlı bir şekilde geride bıraktığı karanlık günleri hatırlatmaktadır. Geçmiş yıllarda bayanların baş örtülü ve tesettürlü olarak sokak ve caddelerde dolaşmaları yasaklanmak istenmemiş miydi, buralar da kamu alanıdır demiyorlar mıydı? Şu unutulmasın ki; inanca ve inanan insanın inancını yaşamasına saygılı bir Türkiye yücelir.
Ayrıca; baş örtülü ve tesettürlü giyim İslama bağlılığın ve Allah ın emirlerine uygun bir tarzda yaşamanın bir göstergesidir. Şöyleki “mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan korusunlar. Namuslarını da korusunlar…Nur24ayet30)”
“Mümin kadınlarada söyle gözlerini haramdan korusunlar. Namuslarını da korusunlar. Ve ziynetlerini de açmasınlar. Ancak görünenler hariç. Baş örtülerini yakalarının üzerlerine koysunlar…Nur24ayet31)
“Ey Nebi,hanımlarına, kızlarına ve mümin kadınlara söyle örtülerini üzerlerine alsınlar,onların tanınmaları ve incitilmemeleri için bu daha uygundur.Allah Gafurdur,Rahimdir.(Ahzap 33 ayet 59)
Allahımız örtünme ve tesettür konusunda mümin kullarını böyle uyarıyor.Göz ve gönülleri günahlardan arındırmak için tesettür kurallarına uymak her mümin kadının görevidir ve İslamın farzlarından bir farzdır.Dileyen uyar. Bir Müslüman, Allah'ın istediği şekilde yaşarsa O'nun rızasını kazanır yine Allah'ın emirlerine göre yaşamazsa veya O'nun istediği şekilde yaşamayı ne kadar terk ederse o kadar rızasından uzaklaşır hatta günaha girer, vebaline de katlanır. Tesettür, namaz,oruç,hac,zekat ibadetleri gibi farzdır,ihmal edilmemesi gerekir ama Allah kullarını inanıp inanmamada ve inancını yaşayıp yaşamamada tercihi kuluna bırakmış zorlamamıştır lakin bu tercihin karşılığı olarak ya ceza ya mükafat vardır.
Dinimizde inanç ve düşünce özgürlüğü vardır,mülkün sahibi her şeyin yaradıcısı olan Allah,peygamberlerine vahiy yoluyla neyin hak, neyin batıl olduğunu bildirmiştir, dileyen iman eder, dileyen de inkar eder.
’Dinde zorlama yoktur gerçekten doğrulukla sapıklık birbirinden ayrılmıştır.Artık kim tağutu (Allahtan başkalarına kendisine boyun eğilen şahıs kuruluş ve düzenleri veya putları) inkar edip Allaha iman ederse o kopması olmayan sağlam bir kulpa sarılmıştır.Allah işiticidir bilicidir.’
Allah iman edenlerin dostudur,onları (küfrün) karanlığından imanın aydınlığına çıkarır.Kafirlerin dostları ise tağutlardır.Tağut onları aydınlıktan karanlığa çıkarır işte onlar ateşin yaranıdırlar ve onlar orada ebedidirler.(Bakara 2 ayet 257)
Tüm insanlığa Allahımızın koyduğu hüküm budur dileyen aklını kullanır,hak din İslama yönelir dileyen de nefsinin ve şeytanın kölesi olarak hayatını sürdürür.Herkes hesabını Allaha verecektir.
Mümin erkek ve mümin kadınlar,hayatın her alanında Allahın emirlerine uygun tarzda yaşamaya çalışırlar.Kendilerine bir şahitlik ve hüküm verme yetkisi verildiğinde de şahitliklerini dosdoğru yaparlar.Kararlarını da hak ve hukuk çerçevesinde verirler.
’Ey iman edenler kendiniz, anne ve babanız ve akrabalarınız aleyhine de olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti yerine getirenlerden olun.İster zengin ister fakir olsun fark etmez.Allah onlara daha yakındır.Adaletten yüz çevirerek nefsin arzusuna uymayın.Şayet dilinizi eğer(bükerseniz) veya yüz çevirirseniz iyi bilin ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.’(Nisa 4 ayet 135)
Allah hüküm verme durumunda olanlara kim olursa olsunlar adil olmayı ve kim olursa olsun herkese hakkını vermeyi emreder. Hakkında hüküm verilecek kişi kafir dahi olsa Müslümanlara zarar vermeyen birisi ise Allah öylelerine bile iyi davranmayı ve adaletli olmayı emreder. Hüküm verme makamına oturan kim olursa olsun vicdanının sesini duyarak karar vermesi gerekir.
Allahın emrine uyarak başını örten bir kadın hakimin, örtülü olmasından dolayı adil olmayacağını iddaa etmek adaletten, hakkaniyetten uzak olmanın bir sonucudur. Toplumları ayakta tutansa adalettir. Farklı inanca ve düşünceye sahip olabilirsiniz bu sizin en tabii hakkınızdır ama sizin gibi olmayanları inancından ve inancına göre yaşamasından dolayı tahkir edemezsiniz böyle bir hakkınız yoktur. Allahın emri olduğu için başını örten bir kadın hakimi güvenilmeyen biri olarak anlamak ve anlatmak çok çirkin bir iftiradır.Bu düşüncede olanlara da duacıyız; "Rabbimiz hidayet versin" diyoruz.
Allah ,bütün Müslümanları emirlerine uygun ve yasaklarından da uzak durarak yaşamaya çağırıyor
’Ey iman edenler sizi diriltecek şeye davet ettiğinde Allah’a ve Resulune icabet ediniz,iyi bilin ki Allah kişiyle kalbi arasına girer ve şüphesiz onun huzurunda toplanacaksınız.(Enfal 24)
Allah ve Resulu Müslümanlara huzurlu hayat tarzı veren emirler verir.yasakları da bildirir.Bireysel,toplumsal,kültürel, ekonomik, siyasi,ahlaki ve benzeri tüm alanlarda uyulması gereken kuralları ve kanunları bildirir. Öyleyse bir insan olarak dünya hayatında huzurlu olarak yaşamak istiyorsak Kuran ve sünnete göre yaşama irademizi ortaya koymalıyız ve bunun mücadelesini de vermeliyiz.Aksi takdirde zalimlere isabet edecek olan savaş,fakirlik,anarşi,ahlaksızlık ve toplumsal çalkantılar ve felaketlerle bizlerde karşılaşırız.İşte bir Müslüman hayatının her alanında dürüst olmalıdır.kimsenin hakkını yemez, kimseye zulmetmez,velev ki düşmanı dahi olsa ona hakkını verir.Böyle bir dinin mensuplarını sırf inançlarından dolayı ve hak dini islama inanmalarından dolayı güvensiz, adaletsiz, zulümkar olarak nitelendirmek ve anlatmak inancını yaşamak isteyen insanları bir türlü anlamamaktır, anlamak istememektir, bir türlü inattır. Allah, cehalet, gaflet ve inat bataklığına dalanlara da hidayet versin. Bizleri dosdoğru yolundan ayırmasın.
ALİ KERRAR ULU
06/01/2021