Osmanlı-Arnavud İlişkileri
MAKALE
Paylaş
10.06.2023 17:04
513 okunma
İsmail Aydın

Osmanlı Türklerinin Arnavutluk’la temasları ilk olarak 1383’de başlar. Bu tarihte Türk akıncıları tarafından sıkıştırılan Avlonya prensi memleketini Venedik Cumhuriyeti himayesine koymağa mecbur olmuştur. İkinci temas, Şarl Topia ile II. Balşa arasındaki mücadele dönemine (1385) rastlar. Balşalar, Şarl Topia’yı Draç şehrinde kıstırırlar, o da Venediklilere güvenemediğinden Türk ordusunu imdada çağırır. II. Balşa, bu sırada Bosna kıralı ile de mücadele halindedir. Osmanlıların kendi üzerine geldiğini haber alınca Bosna kıralıyla savaştan vazgeçerek güneye döner. Ohri’yi zaptetmiş olan Çandarlı Halil Hayrettin Paşa, Şarl Topia’nın daveti üzerine, hemen Elbasan dağlarını aşarak güneye iner ve Balşa ile Devol nehrinin sol sahilinde karşılaşır. Çetin bir mücadeleden sonra Balşa’yı mağlup eder. Draç prensi Topia bu sayede memleketine tekrar sahip olur.

ORTAMIN NEZAKETİ DİKKATE ALINIYOR

Bu galebeden sonra Osmanlılar Narda körfezine kadar sokuldular ve hatta geçici bir süre için Selânik de alındı. Venediklilerin hâkimiyetinde bulunan Kroya ile İskenderiye (İşkodra) 1389’da Türklerin eline geçti. Fakat Sultan Murad, kendi devleti aleyhine Avrupa’da görüşmeler yapılırken, Akdeniz’de büyük bir deniz kuvveti olan Venediklileri aleyhine harekete geçirmeyi uygun görmediğinden bu iki şehri Venediklilere terk etmiştir.

Osmanlılar, Arnavudluk ile Epir’i almağa teşebbüs etmediler. Fakat Türkler, yerli prenslerin birbirleriyle olan mücadelelerinde paralı asker olarak bulundular ve buraları iyice öğrendiler. Akıllı siyaset Latinlerle bir hadise çıkarmamaya dikkat etmiş, Balkanlıların bunlarla birleşmesini önlemiştir.

Osmanlıların Venediklilerle hoş geçinme ve onları gücendirmeme siyaseti daha evvel de görülmüştü. Dalmaçya’daki Venediklilere ait yerlerde taarruza girişen Macar kıralı Layoş’a karşı, senatonun ricası üzerine Osmanlı hükümeti Venediklilere beş bin okçu askerle yardım etmişti.

Arnavudlar, devlete aralarında ünlü başvezirlerin de olduğu pek çok vezir vermiştir. Dukakin ailesinin bir kısmı İslamiyet’i kabul ederek Osmanlı devletinin hizmetine girmiştir. Yavuz Sultan Selim zamanındaki meşhur Dukakin oğlu Ahmet Paşa bunlardandır.

Ecnebi tarihçilerinin de itiraf ettikleri gibi Osmanlıların Balkanları fetih ve iskân siyaseti pek hesaplı ve pek başarılı olarak tatbik edilmekte idi.

KASTRİYOTA AİLESİ

Topia ve Balşa hanedanlarının hâkimiyetlerini kaybetmeleri üzerine bunlara tabi olan Arnavut beyleri tekrar serbest kaldılar. Bunların içinde en meşhuru, eski adı Mazreku iken daha sonra Kastriyota adını alan Arnavut ailesi idi.

Bu aileden Jorj Kastriyota, 1389’da I. Kosova muharebesine iştirak etmiş ve hatta Türklere karşı geceleyin baskın yapılmasını tavsiye etmiştir.

Yine bu aileye mensup Jan Kastriyota zamanında bunların mülkleri genişlemiştir. Topia’lara ait olan Kroya Osmanlılar tarafından zaptedildikten sonra 1410 senesinde Evrenuz Bey’in III. Balşa’ya mağlup olması üzerine yine o aileden Nichta Topia tarafından işgal edildi. 1415 senesinde Türkler tarafından geri alınmıştı.

Jan Kastriyota, her ne kadar Osmanlıların yüksek hâkimiyetini kabul etmiş, büyük oğlu Reposhi’yi rehin olarak Osmanlı sarayına göndermiş ise de Türklere karşı Venediklilerle anlaşmak ve himaye görmek siyasetini takibetmiş, hatta kendisine Venediklilerce önce fahrî sonra irsî yurttaş unvanları verilmiştir. Jan Kastriyota, bu ince siyasetinin semeresini görmüş, Venediklilerle iyi geçinmek isteyen Osmanlı Türklerinin fütuhatından memleketini korumuştur. Daha sonra Osmanlı padişahı II. Murad, kuvvetli bir ordu ile Adriyatik sahiline gelince Osmanlı hâkimiyetini tanıyarak oğullarını (Stanisha, Konstantin ve Jorj) Osmanlı sarayına rehin vermiştir. Arnavutluğun diğer kısımlarına yapılan harekâtlarda, anlaşma gereği ölümüne kadar (1443) Jan Kastriyota’ya dokunulmamıştır.

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
İsmail Aydın
YAZARIN ÖZGEÇMİŞİ

İSMAİL AYDIN KİMDİR?

İsmail Aydın, Hukukçu yazar. Anacığının anlatımına göre koç katımında doğmuş. Koç katımı, Yozgat’ta ekim ayının sonu ile kasım ayının başında olur. Dolayısıyla doğum günü belli değil ama Aydın, doğum günü olarak 29 Ekimi benimsiyor. Koç katımı, döl almak üzere erkek koyunun (Koç) dişi koyunlar arasına bırakılmasına denir.

Peki, hangi yılın koç katımı? O da belli değil. 1950 olabileceği gibi 1949’a da ihtimali var. Her nasılsa nüfusa 08.02.1953 D.lu olarak tescil edilmiş. Yaşı küçük diye ortaokula kabul edilmemiş, bu defa da mahkeme kararıyla, ay ve gün sabit kalmak üzere 1950 olarak tescil edilmiş. İsmail Aydın, doğum gününün bile doğru dürüst kayıt altına alınamayışını, okur-yazar olmayan tolumun  “hal-i pürmelâli” olarak niteliyor.

İsmail Aydın İlkokulu Sorgun’a bağlı Temrezli köyünde, ortaokul ve liseyi Yozgat’ta okudu. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1977 yılında mezun oldu. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevinden sonra Sorgun’da altı yıl avukatlık yaptı. Ekim 1986’da Diyarbakır / Bismil’de Noter oldu. Kastamonu/Tosya, Bolu ve Ankara’da çalıştı, 2015 Şubatında emekliye ayrıldı.

İsmail Aydın çilekeş Anadolu’nun yanık sesi olarak çıkıyor karşımıza. Türkiye’mizin karşı karşıya bulunduğu sorunlara ilişkin çözüm önerileri sunuyor. Üzerine titrediği kesim Gençlik. Ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun Eğitim.

İsmail Aydın, fakülte yıllarından itibaren yazı hayatının içinde oldu. İlk gençlik yıllarıyla beraber memleket meseleleriyle ilgilendi. Tartışmalı radyo ve televizyon programlarına katıldı. Çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları yayımlandı. Şubat 2013’ten beridir, internet ortamında yayın yapan Ana Haber Gazete’de yazmaya devam ediyor.

Meteorolojinin Sesi Radyosu’nda 2013-2016 yılları arasında yayınlanan Kıssadan Hisseler Programı’nın yapım ve sunuculuğunu üstlendi. Türkiye Noterler Birliği’nin Meslekî Forum Sitesi’nde anılarını yazdı.

Ağustos / 2016’da “Batı’nın Gücü Nereden İleri Geliyor?”, Kasım 2016’da “Yeniden Yükselişe Doğru”, Şubat 2017’de “Umut Ülke Türkiye”, Mayıs 2017’de “Bir Noterin Anıları”, Ağustos 2017’de “Kaybettiklerimiz”, Ocak 2018’de “Kıssadan Hisseler”, Mart 2018’de “Niçin Akif? Niçin Safahat?” isimli kitapları yayımlandı.

Yazı hayatını ve kitap çalışmalarını sürdüren İsmail Aydın evli ve dört çocuk babasıdır.

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya