2. BÖLÜM
VE İRAN’IN KIRILMA NOKTASI : DEVRİM
İran Devrimi, Ocak 1978'de Şah karşıtı ilk büyük halk gösterileri ile başladı. Grevler ve gösteriler ülkeyi ve ekonomiyi felç ettikten sonra Şah, 16 Ocak 1979'da ülkeyi terk etti ve 1 Şubat 1979'da büyük bir halk kitlesinin karşılamasıyla, Ayetullah Humeynî İran'a geri döndü.
1 Nisan 1979'da İran resmen İslâmî Cumhuriyet oldu. Aralık 1979'da ülke teokratik bir anayasayı ve Humeynî'nin ülkenin dinî lideri olmasını onayladı.
Şaşırtıcı derecede hızlı gerçekleşen devrim karşısında, ne askerî bir karşı koyuş, ne mali bir kriz, ne de bir ayaklanma yaşandı. Bunun arkasında yatan gerçek, İran halkının Şah karşıtı birleşik muhalefeti olduğu kadar, Amerika’nın ordu komutanlarını devrime hazırlamış olmasıydı.
Devrimin Kurbanları
Hem milliyetçi hem de Marksist muhalif gruplar, İslâmî gelenekçilerle birlikte Şah'a karşı mücadele etmelerine rağmen, binlercesi devrim sonrasında İslâmî rejim tarafından idam edildi.
O dönemde Humeynî'nin sağ kolu olan Ayetullah Montazeri, 2000 yılında yayınladığı Hatıralar adlı kitabında, “1988 yılında, 30.000 siyasî tutuklunun Humeynî'nin emriyle idam edildiğini” yazıyordu.
Humeyni, ülkede komünistleri temizledi, yanı sıra liberal ve sosyal demokratları da.
İRAN-IRAK SAVAŞI : AMERİKA’NIN İRAN’A KESTİĞİ CEZA
Büyükelçilik Baskını
4 Kasım 1979'da bir grup İranlı öğrenci, ABD büyükelçiliğinin “casus yuvası” olduğu iddiasıyla elçilik personelini rehin aldı. Öğrenci liderleri, Humeynî'den izin almadan elçiliği basmalarına rağmen, Humeynî olayın başarıya ulaşması üzerine onları destekledi.
ABD yönetiminin müzakere çabaları ve kurtarma operasyonu başarısız oldu. Ancak 19 Ocak 1981’de, Cezayir Bildirisi'ne istinaden rehineler serbest bırakıldı.
Müslümanların Savaşı
Devrim sırasında İran'ın güçlü ordusu dağıtılmıştı. ABD büyükelçisinin Saddam’ı telkin ve teşvikiyle, 22 Eylül 1980'de Irak ordusu Huzistan'a saldırdı ve İran-Irak savaşı başladı.
Irak kuvvetleri 1982'ye kadar çeşitli ilerlemelerde bulunsa da sonrasında İran ordusu bu kuvvetleri geri çekilmek zorunda bıraktı. Savaş, 1988'de tarafların BM'nin barış antlaşmasını kabul etmesiyle sona erdi.
İran’da 100.000'den fazla can kaybına mal olan savaş sırasında, aralarında Amerika’nın da bulunduğu pek çok ülke, her iki tarafa da silah sattı.
Irak’ın Amerika tarafından İran’a saldırmaya teşviki, Ortadoğu’da kaos çıkarmak, silah satmak gibi çıkar amaçlı hedefler gütmenin yanında, büyükelçilik operasyonu nedeniyle, Amerika’nın İran’ı cezalandırması, Humeyni’nin yoldan çıkması halinde neyle karşılaşacağının ağır bir şekilde hatırlatılmasıydı.
GİZLİ MÜZAKERELER
Humeyni’nin sürgündeyken Amerika’yla müzakereler yaptığı ve onlara İran’daki Amerikan çıkarlarına dokunulmayacağı ve aynen korunacağı yönünde garantiler verdiği, bugün belgelerle açığa çıkmış durumda. Yayınlanan belgelere göre;
Humeyni daha 1963'te Tahran’da ev hapsindeyken, Kennedy yönetimine destek mesajı iletmişti. Bu ilk mesajında Humeyni, İran'daki ABD çıkarlarına karşı olmadığını vurguluyor, hatta Sovyet ve İngiliz etkisine karşı ABD varlığını gerekli gördüğünü söylüyordu.
Humeyni 5 Ocak 1979’da Paris’te kendisini ziyaret eden Amerikalı temsilciye Washington'a iletilmek üzere şunları söylüyordu: "Petrol konusunda endişe olmamalı. ABD'ye petrol satmayacağımız doğru değil." Humeyni görüşmede, İran'ın kalkınmak için özellikle ABD'ye ihtiyaç duyacağının altını çizmişti.
Humeyni devrimden hemen önce 15 Ocak 1979'da, Carter yönetimi ile iki hafta sürecek gizli müzakerelere başladı.
Devrim öncesindeki halk eylemlerine, petrol/rafineri işçilerinin grevleri de eklenince, petrol sevkiyatı sekteye uğramış ve Batının çıkarları zedelenmeye başlamıştı. Humeyni, 27 Ocak 1979 tarihinde Paris’teyken Carter yönetimine "İranlı askeri liderler sizi dinler, İran halkı ise beni" diyerek gönderdiği mesajda Carter'dan, İran ordusu üzerindeki etkisini kullanarak, kendisinin iktidarı ele geçirmesine yardım etmesini istiyor, bunun karşılığında İran'daki Amerikan çıkarlarını ve vatandaşlarını koruyacağını, Amerikalılara yönelik hiçbir husumet yaşanmayacağını garanti ediyordu.
Amerika devrime onay verirken, Sovyetlerle yakınlaşmama ve onları İran’a sokmama şartını koyduğunda Humeyni, Rusların ateist olduğunu onlarla yakın olamayacaklarını ancak, Amerikalılar Tanrıya inandığı için, kendileriyle yakın ilişkiler kuracaklarını söylemişti.
16 Ocak 1979'da, Şahın ülkeden kaçmasından 2 gün sonra ABD Humeyni'nin temsilcisine, İran anayasasının değişmesine, yani monarşinin kaldırılmasına açık olduklarını söylüyor ayrıca, İranlı askeri liderlerin, kendi siyasi gelecekleri konusunda yumuşak olacakları (Humeyni’ye karşı çıkmayacakları) bilgisini de veriyordu.
GUADELOUPE KONFERANSI : BİR DEVRİM, BİR DARBE
Guadeloupe Konferansı, Fransa’nın sömürgesi olan Guadeloupe adasında, 4-7 Ocak 1979 tarihlerinde, dört batılı ülkenin liderlerinin bir araya geldiği toplantıydı.
Fransa Cumhurbaşkanı Valéry Giscard d'Estaing’in ev sahipliği yaptığı toplantıya ayrıca ABD Başkanı Jimmy Carter, Batı Almanya Şansölyesi Helmut Schmidt ve İngiliz Başbakanı James Callaghan katıldı.
Monarşiyi deviren İran devriminden bir ay önce yapılan ve dünya meselelerinin görüşüldüğü toplantıda, İran ve Türkiye hakkında iki önemli karar alındı.
Bu yazının konusu olmamakla birlikte, Türkiye’deki 12 Eylül 1980 darbesi kararının o toplantıda verildiğini belirtmekle yetinelim.
Toplantının diğer önemli konusu ise İran’dı. Avrupalılar ve Amerikan Dışişleri Bakanlığı, İran halkının Şahı istemediğini, Şahın direnmesi halinde ülkede iç savaş çıkacağını, İran’ın parçalanması halinde de bir bölümünün Sovyet denetimine gireceğini savunuyorlardı.
Konferansın sonunda katılımcılar, Şahın İran'ı mümkün olduğunca erken terk etmesine ve İran’daki muhtemel komünist ayaklanmayı bastırması ve Sovyetlerle yakınlaşmaması koşuluyla, Humeyni’nin İran Devrimi’ne yeşil ışık yakılmasına karar verdiler.
Toplantının ardından iç protestolar ve Pehlevi hanedanına karşı muhalefet arttı. Konferanstan 7 gün sonra 16 Ocak 1979'da, Şah İran’ı terk etti.
Batılı güçler, İran’ın Sovyet denetimine girmesi riskine karşı, Humeyni’yi tercih etmişlerdi. Böylece, İran İslam Cumhuriyeti, Batılı dört liderin onayı ile kurulmuş oldu.
-------------------------- 2. BÖLÜM SONU ---------------------------