
Ekim 2024'te Türk Milliyetçiliğinin bayraktarı görülen MHP Lideri Devlet BAHÇELİ, PKK Terör örgütü elebaşı “bebek katili " mahkûm Öcalan’a herkesi şaşırtan sürpriz bir çağrı yapıyor!
27 Şubat 2025'te de Öcalan Bahçeli'nin çağrısına onun istediği içerikte cevap vererek beklenmedik bir Çağrı (Emir) yapıyor:
“Bütün gruplar silahları bırakmalı ve PKK kendisini feshetmelidir.”
Varlıklarını inkâr edercesine Öcalan:
“Ayrılıkçı ulus devlet talebi yok, federasyon yok, idari özerklik yok, kültürel çözümler yok. Hiçbirisi bu konjonktürde cevap değil. Demokratik Devlet (mutabakat) tek yoldur.” diyor.
Türkler ve Kürtler arasında bin yıllık “kardeşlik ruhunun; Hegemonik Güçlere karşı hayatta kalmak için elzem” olduğunu vurguluyor.
Acaba ilk ve büyük ÇAĞRI Hegemonik Güçlerden mi geldi?!
Her vatandaşın, hepimizin isteğidir! Sevinir, mutlu oluruz...
- Terörsüz Türkiye,
- Analar ağlamasın,
- Kan, ateş, şiddet dursun,
- Şehit olan, ölen, kaybolan, faili meçhule kurban giden, yer ve yurtlarından edilen on binlerce insanın acısını tanıyan bir dönem son bulsun,
- Barış ve çözüm olsun.
Ancak;
- Yurt içinde etkisi minimize olmuş hatta bitmiş, Resmi yetkililerce ayakkabı numaraları bile bilinen sayılı terörist kalmıştır
- Güvenlik güçlerimizin üstün teknolojik donanım, silah gücü ve başarılı mücadele operasyonlarıyla içeride ve Kuzey Irak'ta kımıldayamaz hale getirilmiş terörist PKK unsurları; Kuzeydoğu Suriye'ye ABD'nin desteği ile yerleşmiş ve yoğun bir şekilde silahlandırılmış, ordulaştırılmışlardır (DEAŞ ile mücadele bahanesiyle).
- Suriye'de ABD ve AB tarafından da terör örgütü olarak kabul edilen PKK, isim değiştirerek, PYD, YPG ve SDG (Suriye Demokratik Güçleri) adları ile yapılandırılmıştır
- An itibariyle kuzey doğu Suriye'de ilan edilmiş “Demokratik Özerk Yönetim” SDG olarak varlığını sürdürüyor.
- Endişe edilen husus tam olarak şudur!
Türkiye’de bitmiş, Kandil'de iyice zayıflamış, son kullanma tarihi geçmiş, adı yıpranmış, iddiaları konjonktürel olarak geçersiz hale gelmiş PKK lağvedilsin! Ancak buna karşılık “Suriye Kürdistanı”, maskesi değiştirilmiş PKK aktörleri olan SDG üzerinden süreç içinde kurulsun ve meşruiyeti yeni Suriye yönetimi ile Türkiye tarafından tanınsın.
Aynen Irak Kürdistanı gibi…
Adım adım olgunlaştırılarak taktik ataklar sonrası stratejik bir oyunla Büyük Kürdistan'ın ikinci parçası tescillensin.
Bu konuda Türkiye'de devam eden gündemle eş zamanlı olarak Suriye'deki SDG süreci senkronize bağlantılı olarak pazarlık masasında tutuluyor.
Bu konjonktürde; Suriye yeni yönetimi, SDG, YPG aktörleri, ABD, İsrail ekseninde güncel gelişmeler de dikkatlerden kaçmıyor.
Suriye yeni yönetimi SDG ile enerji, petrol anlaşması yapıyor, SDG silahlı gruplarının yeni Suriye ordusuna katılım şartları görüşülüyor. Suriye Türkmenleri ve SMO unsurları Suriye'nin Geleceği Konferanslarına çağrılmıyor. Türkiye; SDG ile ilgili ileri bir adım atmıyor, atamıyor!
Öcalan'ın çağrısı için Suriye kürtlerinden iki farklı ses geliyor:
1. Mazlum Kobani (Sözde SDG komutanı): “Bu Sadece PKK için, bizimle ilgili hiçbir şey değil.”
2. Salih Müslim (Suriye PKK'sı): “Örgüt ne derse yaparız.” Yani SDG için PKK feshedildiğine göre Türkiye için artık bir sorun olmamalıdır.
Bu duruşu destekleyen ABD Basın Sözcüsü Karolina Leavitt: “Türkiye artık PKK'yı bahane edip Kuzey Suriye'de bulunan PYD'yi rahatsız edemez. Çünkü PKK diye bir grup artık yok.” sözünü ediyor.
Bir ABD'li general de: “Ortadoğu'da ABD için İsrail gibi tampon devletler lazım. Kürdistan bunun için uygun bir alternatiftir.” diyor.
ABD'nin iki bin askerlik özel kuvveti halen Fırat'ın doğusunda SDG, YPG ile iç içe birlikte. Sözde DEAŞ’a karşı ortak mücadele ve muhafızlık hizmetinde bulunuyor. Yani ABD ve yanında İsrail 2011 yılından itibaren jeopolitik, askeri, ekonomik ve siyasi yatırım yaparak PKK üzerinden kurdukları SDG / Demokratik özerk yönetimini bırakmak terk etmek niyetinde değiller.
İsrail; Golan tepelerinin işgalini Şam'a doğru genişleterek Dürzi bölgesini de (Süveyda ve Dera) ve ek olarak Suriye'deki varlıklarını da güçlendiriyor. Zaten Esad'ın kaçtığı sırada Suriye'nin tüm askeri altyapısını 100'e yakın noktayı bombalayarak imha etmişlerdi. Askeri havaalanları, uçaklar, top, tank, donanma ne varsa yerle bir ettiler. Yeni Suriye yönetimini tamamen silahsızlandırarak yıllarca bu konuda kımıldayamaz hale getirdiler. Kuzeydoğu Suriye'deki SDG, YPG ile de sıcak iletişim ve dayanışma halinde ABD ile ortak bir çaba içindeler.
Stratejik oyun teorisinde Emperyalist plan Suriye'de 2. Kürdistan, sonra İran'da 3. Kürdistan ve nihayet Türkiye'de dördüncüsü kurulacak. Böylece tampon bir devlet, ikinci İsrail olacak “Birleşik Büyük Kürdistan” hedeflerinde hegemonik / emperyalist plana Komplo Teorisi değil de Stratejik Oyun Teorisi derseniz arz-ı mevud hedefindeki Büyük İsrail Projesi (BİP) tam da budur işte.
Öcalan'ın dikkat çektiği Hegemonik Güçlere karşı Türkiye ve bölgenin beka sorunu, hayati meselesi bu olmalıdır.
Terörsüz Türkiye için barışa giden yol böyle tuzaklarla dolu maalesef.
Görüşmeler gizlilik içinde yürütülüyor ancak “çağrı” karşılığında; iyileştirilmiş gözaltı, siyasi tutukluların serbest bırakılması, eylemsiz tutuklulara af derken Sırrı Süreyya Önder'in toplantıda ilettiği son not: “Örgütün silahsızlanma ve dağılma için Ankara'dan ‘demokratik siyaset ve yasal bir çerçeveye’ ihtiyaç olduğu” da Öcalan’ın minik bir talebi olarak söylendi.
Bir de Kürt Barış Enstitüsü: “Hiçbir silahlı çatışma tek bir siyasi liderin mesajıyla sona erdirilemez” diye beklentilerde el yükseltti.
Yarım asırlık yaşlı terör örgütünün 74 yaşındaki ihtiyar terörist başı çağrısını yaptı. Yukarıda yansıtılan jeopolitik aktörler adımları bekleme durumundalar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan için beklentiler kendi siyasi geleceğiyle ilintili olarak şöyle seslendiriliyor:
2028 seçimlerinde CHP ile DEM arasına bir kama sokmak. Yeniden Cumhurbaşkanı seçilme yolunu açmak. ABD ve AB'nin terör örgütü saydıkları PKK'ya karşı zafer kazanmak. “Bebek katili” etiketli Öcalan'a yapılan teklif üzerinden Kürt oylarını kazanarak yoluna kesintisiz devam etmek.
Sırada Anayasa değişiklikleri de var değil mi?
Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler.
İnşallah… 28.02.2025