Soğuk ve mesafeli jeopolitik analizlerin ve haberlerin bu coğrafyada yaşayan milletlerin gerçek iç dünyalarını, hikayelerini ve acılarını tam yansıtabildiğini düşünmüyorum.
Zira aramızdaki bağların, tarihi geçmişin, akrabalık ilişkilerinin sorunlarımızı çözmek için jeopolitik yöntemlerden daha güçlü olacağını düşünüyorum.
Birbirine Benzeşen Milletler
Geçtiğimiz günlerde genç gazetecilerle bir araya geldim ve Suriye üzerine haber planlamalarını konuştuk. İçlerinden birinin Suriyeli Arap olduğunu öğrendiğimde çok şaşırdım çünkü Türkçesi benimkinden daha iyiydi. Bir diğeri Kürt’tü ve hepimiz bu etnik kimliklerimizin farkında değildik; çok samimi bir ortam oluşmuştu.
Bizi birbirine üç şey bağlamıştı:
-
Din bağı… Hepimiz Müslümandık ve ezan okunduğunda saygıyla kendimizi toparlayıp “Aziz Allah” dedik.
-
Kan bağı… Benim annem Kürt’tü, diğerinin babası Arap’tı. Akrabalık bağımız vardı yani.
-
Coğrafya bağı… Hepimizin ataları bu coğrafyalarda doğmuş, tarihte birlikte yaşamıştı…
Bizler birbirine benzeyen, birbirini etkileyen, değiştiren ve zenginleştiren milletlerdik.
Küçük kızım, Suriyeli bir ailenin yaptığı muhteşem felafeli yemeğe gidiyordu bu yazıyı yazarken. Onların yemeklerine ve tatlılarına bayılıyormuş.
Ben, Diyarbakır Kürtlerinin pişirdiği yemeklerin hayranıydım. Sanırım hepimiz Antep baklavasına hayır diyemezdik.
Ortak bir deryada birbirine karışan pınarın suları gibiydik ve aslında aynı yere akıyorduk.
Kör İdeolojilerin ve Yabancı Devletlerin Verdiği Acı
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’deki gelişmelere dair yayımladığı son mesajda ABD-SDG ilişkisinin artık bittiğini ilan ettiğinde o cenahta büyük bir tepki doğdu. Galiba bunlar içinde bana en çok acı vereni, Şivan Perver’in ağlayarak yayımladığı bir videoydu. Şarkılarını hayranlıkla dinlediğim bu büyük Kürt sanatçı, Almanya’da yaşadığı evde gözyaşları içinde ABD’ye, Kürtleri terk etmeyin diye adeta yalvardı. Çok üzüldüm ve bu büyük sanatçıyı “Kürtler katlediliyor” diye kandırıp bu videoyu çektirenleri lanetledim…
Türkiye’de bir grup ayrılıkçı Kürt, Nusaybin’de Türk bayrağını direkten indirip yaktı. Türk bayrağındaki kırmızı renk şehit kanını temsil eder ve o renkte Kürtlerin ve Arapların da kanı vardır. Bizi çok öfkelendirdi bu yapılan.
Nusayri Araplardan Avrupa’da yaşayanlar, konforlu odalarından mesajlar yayımlayıp Türklere ve Şam yönetimine karşı Kürtlerin isyan etmesi için onları tahrik ediyordu.