Bu konuşmadan kısa bir süre sonra Fransa Cumhurbaşkanı Macron, “Önlem almazsak 5 yıl içinde Avrupa batacak.” diye açıklama yaptı.
ABD ise bu çöküş daha da hızlansın diye Avrupa’yı sıkıştırıp duruyor. Oysa ABD entelektüelleri bile Amerikan yüzyılının sona erdiğini, ABD yönetiminin bunu gördüğü için bu denli agresif politikalar izlediğini söylüyor.
Çin-ABD rekabetinin sonunda bir çatışmaya döneceği yönündeki kehanetleri ise Ankara’daki Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’nde (ORSAM) Çin konusunda uzman Dr. Murat Öztuna ile konuştum. “Çin ile ABD sonunda bir yerde anlaşır, bir çatışma olacağını düşünmüyorum. Ancak Çin’in gücünü abartıyor dünya.”
“Nasıl yani?” dedim, “İleride Çin merkezli bir dünya düzeni görmeyecek miyiz?”
“Hayır.” dedi. “Çin’in yapısı, ABD gibi böyle bir sistemi yönetmeye uygun değil, gücü de yok.”
Tüm bunları neden anlatıyorum biliyor musunuz? Dünya düzeni büyük bir sarsıntı ile değişirken karşılaştığımız tabloyu iyi anlamalıyız.
Kuralsız ve Saldırgan Geçiş Düzeni
ABD bir gece vakti Venezüella Devlet Başkanı’nı ve eşini yatağından alıp kaçırdığında bunu hangi hukuka dayanarak yaptı? Ya da İsrail Katar’a saldırırken hangi BM kuralına dayandırdı? Hiçbirine…
İran, Lübnan, Gazze, Yemen, Suriye de hiçbir hukuka ve kurala dayanmayan saldırılara maruz kaldı. Yani diyeceğim, kuralsız, hukuksuz, saldırgan bir dünya düzeni geçişi içindeyiz. Bu demektir ki Trump Greenland’ı zorla almak istese, İsrail bir daha İran’ı vursa kim ne diyecek? Bu hukuksuzluğu bahane ederek Çin Tayvan’ı alsa, Rusya Ukrayna’nın tamamını işgal etmeye kalksa ne olacak?
Velhasıl dünya düzeni değişiyor ve bu kaotik bir ortam yaratıyor. Kaos da hukuksuzluk ve kuralsızlık demektir. Peki, İslam ülkeleri ne yapacak bu kaos ortamında?
Nasıl bir dünya düzenine geçeceğiz?
Çin Devlet Başkanı 2 Şubat’ta Uruguay Devlet Başkanı’nı ülkesinde ağırlarken gelecekte nasıl bir dünya düzeni gördüğünü şu cümlelerle ifade etti: “Adil ve düzenli, çok kutuplu bir dünyaya, karşılıklı yarar sağlayan ekonomik küreselleşmeye doğru ilerlemek için iş birliği yapmalıyız…”
Çin’in merkezileştirilmiş bir dünya düzeninde tek başına sistemi yönetemeyeceği ve buna yapısal olarak uygun olmadığı fikrini savunan Dr. Murat Öztuna’yı dinledikten sonra Çin Devlet Başkanı Şi’nin açıklamaları daha bir anlam kazandı.