
Sesli Dinle
Selam üzerinize olsun.
Beğeni, insanların hoş ve güzel buldukları şeylere karşı hissettikleri olumlu bir duygudur. İnsan, yaratılışı gereği anlaşılmaya, değer görmeye, hatırlanmaya, sevilmeye ve takdir edilmeye ihtiyaç duyar. Nitekim “…Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır…” [1] buyruğu ile, asıl değeri nasıl kazanacağımız ortaya konur. Atalarımızın da “Marifet iltifata tabidir" sözü de bireylerin emek ve başarılarının takdir edilmesinin önemini ortaya koyar. Zira takdir edilen insan, daha şevkle çalışır .
Ancak günümüzde beğenilmek, adeta görünmeyen bir baskı unsuru halini aldı. Pek çok insan, sosyal çevresinde kabul görebilmek adına kendisini olduğundan farklı sunma çabasına girmektedir. Bir zamanlar insanın değeri karakteriyle, bilgisiyle, erdemiyle ölçülürken, bugün sosyal medya beğeni sayıları üzerinden yapay bir değer kriteri oluşturulmuştur. Artık çoğu zaman sayılar konuşulmaktadır. “Kaç takipçin var, kaç beğeni aldın, kaç kez paylaşıldın?” vb. Bu süreç, insanı özünden uzaklaştırarak sahte bir kimlik inşasına sürüklüyor. Kişi, kendi tercihlerinden ziyade başkalarının butonuna basması uğruna yaşamını şekillendirmeye başlıyor.
Peki geçici bir beğeni mi, İlahi rızaya uygun bir hayat mı? Allah, insanı şerefli ve değerli bir varlık olarak yaratmış, ona ölçüler koyarak doğruluk ve iyilik yolunda yaşamasını istemiştir. İnsanların beğenisini ve onayını sürekli aramak, zamanla kişinin kendi kimliğinden uzaklaşmasına ve öz değerini unutmasına sebep olabilir. Oysa insanın gerçek değeri, yalnızca yaptıklarıyla değil; hayata kattığı anlam, güzel ahlâkı ve başkalarının hayatına bıraktığı olumlu etkilerle ölçülür. İnsanı yücelten ya da değersizleştiren şey davranışlarıdır. Bu nedenle iyi bir anne-baba, eş, evlat, kardeş, komşu ve her şeyden önce güzel ahlâklı bir insan olma gayreti, her türlü sosyal medya etkileşiminin üzerindedir.
Barış, huzur ve esenlik dileğiyle...