GÖTÜRME VE ÇÖKMENİN PSİKO-ANALİZİ
Yıllardır siyasetçilerin rüşvet ve kamu kaynaklarına “çökme” ve “götürme” eylemleri üzerine konuşulur. Yazılar yazılır, nutuklar atılır. Seçim meydanlarında “daha temiz daha arınmış” olduklarını iddia eden liderlerin konuşmaları dinlenir.
Ama seçimler biter kazanan ve kaybeden belli olduktan sonra gerçekler fark edilir.
Koltuğa oturup gücü ele geçirenlerden bazılarının yolsuzluk, rüşvet ve kamu kaynaklarını suistimal etme eğilimleri yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar.
Üstelik bunu yaparken yüzleri kızarmaz. Sanki doğal bir iş yapıyormuş gibi davrandıkları, kamu kaynaklarını kendi malı gibi kabul ettikleri görülür.
Bu eğilim, psikoloji ve psikanaliz dünyasında nasıl değerlendirilmiştir diye merak ettik ve kısa bir araştırma yaptık.
İlginç ve şaşırtıcı analizlerin yapıldığını, bazı analizlerin, yaşadığımız olay ve kişilere “cuk” oturduğunu ibretle ve dehşetle gördük.
İşte o şaşırtıcı analizlerden birkaçı:
Narsisizm ve "Karanlık Üçlü"
Psikolojide yolsuzluğa yatkınlık genellikle Karanlık Üçlü olarak bilinen üç kişilik özelliğinin birleşimiyle açıklanıyor:
Narsisizm, Makyavelizm ve Psikopati.
Bu üç özelliğe sahip kişilerin empati yeteneklerinin düşük olduğu belirlenmiş. Bunlar Kamu malına "çökmeyi" bir suç değil, kendi üstünlüklerinin veya "hak ettikleri" gücün doğal bir getirisi olarak görürler. Bu saptamayı yapan uzmanlara göre, bu yapıdaki bir politikacı için kurallar sadece "sıradan insanlar" içindir. Biraz tanıdık geldi gibi değil mi?
Devam edelim
Kibir Sendromu
Sırada siyasetçilerde görülen güç zehirlenmesi yer alıyor. Bunu Kibir Sendromu olarak tanımlamışlar. Onlara göre bu siyasetçilerde görülen bir "mesleki bozukluktur". Bu analize göre güç zehirlenmesi içindeki Kişi, kendisini devletle, güç ile bir tutmaya başlar. "Ben devletim, güç bende" algısı oluşur. O Kişi veya kişiler için kamu malını çalmak aslında "kendi malını kullanmak" gibi sıradan bir rasyonaliteye dönüşür. Bu türlerin en bariz belirtileri ise size çok daha şaşırtıcı gelecek. Ve mutlaka “aaa” diyeceksiniz. Bunlarda aşırı bir özgüven hali, gerçeklerden kopuş ile sadece “tarihe veya kendi seçmenine" hesap vereceğine inanma saplantılarının görüldüğü uzmanlarca vurgulanıyor.
Tabii bu kadarla bitmiyor. Bu kişilerin bir de çocuklukta yaşadıkları aşağılık kompleksini aşırı telafi etme çabaları var. Buna üstünlük çabası deniyor.
Üstünlük Çabası
Bu çaba içindeki Kişi, içindeki yetersizlik duygusunu bastırmak için devasa bir maddi güç ve kontrol mekanizması kurmaya çalışıyor. Kamu malına el koymak, bu kişiliğin dünyadaki varlığını ve "yenilmezliğini" kanıtlama biçimi olarak analiz ediliyor.
Vay canına demeyin. Durun daha bitmedi. Uzmanlar yolsuzluğu sadece kişisel bir bozukluk değil sistemin bir sonucu olarak görüyorlar. Buna Durumsal Etki deniyor.

Yani, denetimin olmadığı ve gücün mutlaklaştığı ortamlarda "iyi" insanlar bile hızla yozlaşabiliyor. Değişik kamu görevlerinde kişiler birdenbire hayal bile etmedikleri bir güç ve mali kaynaklara sahip oluyor ve bir de arkasına siyaset ve başka diğer odakların da desteğini alarak bir nevi “dokunulmazlık” kazanıyor. Her türlü denetim ve kontrol bu durumda yetersiz kalıyor. Bir de bu durumdakilerin "herkes yapıyor" diyerek kendi ahlaki pusulasını devre dışı bırakması ve bu işi meşrulaştırması işi içinden çıkılmaz bir noktaya getiriyor.
Kısaca bu kişiler kamu malına çökme ve götürme eylemini yaparken en çok "Ülkem için çalışıyorum” mottosuna sığınıyorlar ve adeta “bu da benim hakkım" diyerek vicdanları susturuyorlar. Ama daha da kötüsü bu mottoya kendi seçmen ve destekçileri de inanmış gözüküyor. Bu kesim ne şaşırtıcıdır götürülen ve çökülen mal kendi malı olmasına karşın görmezden geliyor.
Kişi bu davranışı yaparken kendini hukukun ve toplumun üstünde, dokunulmaz olarak görüyor. Bu konuda soru sorulmasını, eleştirilmeyi veya yargıyı söz konusu bile etmiyor.
Fazla ayrıntıya girmiyor, bunu ve yorumu okuyucuya bırakıyoruz.
BU TİCARETİ AÇIKLAYAN VARSA, GELSİN
Yaklaşık 14 bin km uzaklıktaki Şili’den gelen kabuklu ceviz, memleketimizin herhangi bir yerinde üretilen kabuklu cevizden daha ucuz.
Bunu hepiniz biliyor ve bu soruyu ara sıra soruyor olmalısınız.
Bu garip çelişki ABD’den gelen badem, Çin’den gelen sarımsak için de geçerli.
Yani halkımız örneğin, Datça bademini ABD veya Kastamonu Taşköprü sarımsağını Çin’den gelenlerden daha pahalıya satın alabiliyor.
Akşamdan sabaha kadar bu soruyu sorun ve en bilmiş uzmanlar bunu size yanıtlayıp açıklasın yine de tatmin olacağınızı sanmıyorum.
Pekiii bu nasıl oluyor da oluyor?
Yani 14 bin km’den kalkıp gelen ceviz, yerli üretimden daha ucuza satılacak ve bu ticaretten Şili’deki üreticiden başlayarak, toptancı, ihracatçı, ithalatçı, nakliyeci, Şili ve Türkiye gümrükleri ve de Türkiye’deki satıcı para kazanacaklar, öyle mi?
Ve bu cevizden daha pahalıya satılan yerli cevize gelince, yerli cevizin bu denli fiyatı ne üreticiyi ne satıcıyı ne de alıcıyı hiç kimseyi mutlu etmeyecek. Öyle mi?
Bu ticareti açıklayan varsa, gelsin…
VİETNAM WEB SİTESİNİ BİLİRYOR MUSUNUZ?
Vietnam’da, Vietnamlılara yönelik bir Türk web sitesi var mı bilmiyoruz. Ancak Vietnamlıların Türkiye’de böyle sitesi mevcut. Birkaç hafta önce bu konuda bir yazı yazmış ve Türkiye’deki yabancı sitelerden söz etmiştik. Vietnam’ı gözden kaçırmışız. Vietnam.vn başlıklı bu site şöyle tanıtılıyor: Vietnam hakkında resmi bilgiler sunmak; Vietnam'daki küresel durum hakkında bilgi vermek, Vietnam'ın imajını güçlendiren bilgiler sunmak, sosyal ağları ve dış ilişkiler bilgi veri tabanlarını entegre etmek. Kullanıcıların dijital ortamda gerçek bir Vietnam deneyimi yaşamalarını desteklemek. vietnam.vn, Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti devletine ait resmi bir tanıtım ve haber platformu olarak tanıtılıyor. Doğrudan Vietnam Hükümeti'nin kontrolü altında olup, ülkenin kültürel, turistik ve idari yapısını dünya çapında tanıtmak amacıyla faaliyet gösterdiği belirtiliyor.
Edindiğimiz bilgilere göre Site, Vietnam Hükümeti adına yetkili kamu kurumları ve devlet yayın organları tarafından yönetilmekte. Platform üzerinde Komünist Parti ve Devlet politikalarına dair resmi açıklamalar yer almakta. Sitenin amacının Vietnam'ı dünyaya tanıtmak, ülkedeki turistik, kültürel ve sportif etkinlikler hakkında resmi haberler sunmak ve devletin dış politikasına ilişkin bilgileri paylaşmak olduğu vurgulanıyor.

Vietnam’ın kendisini tanıtmak için böyle bir çabaya girişmesi gerçekten güzel bir girişim. Yazıyı yaparken yaptığımız araştırmada Türkiye’nin de Hanoi Büyükelçiliği tarafından yönetilen bir web sitesinin olduğunu öğreniyoruz.
KÜTÜPHANEMDEN
GALATA MEVLEVİHANESİ
SERVER DAYIOĞLU
YENİ AVRASYA YAYINLARI

Fatihin İstanbul’u fethetmesinden sonra 1491 yılında kurulan ilk Mevlevi Tekyesi’ni anlatan eser her yönü ile dikkat çekici. Galata Mevlevihanesi İstanbul’da 500 yıla yaklaşan geçmişi ile gerçek bir kültür, yaşam ve sanat mekânı. Burası bir başka deyişle bir Hz. Mevlana dergahı.
Eseri Server Dayıoğlu kaleme almış ve bu tarihi mekânı bütün yönleri ile tanıtmış.

Haftaya tekrar görüşebilmek ümidiyle...
Sarper SAN
