.jpg)
Sesli Dinle
Selam üzerinize olsun.
Dünya hayatı bir yolculuktur. Nereye gideceğimizi belirlemediysek, hangi yoldan gittiğimizin pek bir önemi yoktur. Bu yüzden yolculuğumuzun yönünü, amacını ve hedefini doğru belirlemeli; varacağımız yeri ve oraya nasıl ulaşacağımızı bilmeliyiz. İnsanı anlamlı kılan; inancı, amacı ve hedefleridir. Eğer bir amacımız ve hedefimiz yoksa rüzgârın savurduğu bir yaprak gibi oradan oraya sürükleniriz. Yolumuzu ve yolculuğumuzu; ailemiz, dostlarımız ve hayat arkadaşlarımız kolaylaştırır. Yanlış yola sapmamıza engel olur, tökezleyip düştüğümüzde elimizden tutup bizi kaldırırlar.
Yüce Allah insanı en güzel şekilde yaratmış, ona sayısız nimetler vermiş ve bu dünyayı kulluk için bir imtihan yeri kılmıştır: “Her insanın sorumluluğunu omzuna yükledik. Kıyamet gününde insana, açılmış olarak önüne konulacak bir kitap çıkaracağız.” [1] Bir gün hesaba çekileceğimizi unutmamalıyız. Yaratılış gayesine uygun yaşayıp yaşamadığımızdan ve bize verilen nimetleri nasıl kullandığımızdan sorguya çekileceğiz. Mümin olarak hayatımızı anlamlı kılan şey; inancımıza uygun amaçlar ve hedefler belirlemektir. Her günü, hayatımızın en önemli günüymüş gibi yaşayabilmektir. Yaratılış ve varoluş gayesine uygun bir hayat sürenler, nefsin ve şeytanın aldatmalarından uzak kalırlar. Çünkü önemli olan ne kadar yaşadığımız değil, nasıl yaşadığımızdır.
İnsan, attığı her adımın hesabını düşünmelidir. Çünkü önemli olan sadece yürümek değil, doğru yolda yürüyebilmektir. Kırılan bir kalp, yapılan bir iyilik ya da söylenen bir söz bile bu yolculuğun yönünü değiştirebilir. Bu dünyada misafir ve yolcu olan insan, nereden gelip nereye ve nasıl bir yere gideceğini çok iyi bilmelidir. Yolun sonuna varmadan, ayrılık vakti gelmeden hazırlıklı olmak gerekir. Asıl mesele; Rabbimize yaklaşmak ve geride güzel izler bırakabilmektir.
Ey Allah’ım! Yolculuğumuzu kolaylaştır, uzağı yakın eyle.
Ey yolcu! Hak yolda yürü. Yolun açık, niyetin hayır, akıbetin hayır olsun.
İbrahim KUMAŞ