İSLAM AHLAKININ ÖZGÜN NİTELİKLERİ-2
MAKALE
Paylaş
19.08.2026 21:14
1 yorum
929 okunma
Prof. Dr. Cağfer Karadaş

6. İslam, akıl tarafından konulmuş bir din olmamakla birlikte, aklı devre dışı bırakan bir din de değildir. İslam’ın iman, amel ve ahlak ilke ve esasları akla uygundur ve aklını gereği gibi kullananlar bu gerçeği kolaylıkla kavrarlar. “Dinde zorlama yoktur” (Bakara 256) ilkesi kişinin iradesine kısıtlama getirilemeyeceği ve baskı altına alınamayacağını deklare eder. Yine Kur’an’da “İşler hususunda onlarla istişare et” (Âl-i İmrân 159) ayeti Hz. Peygamber’in çevresinde bulunan insanların akıl ve iradelerini dikkate alması gerektiğini bildirmektedir. Nitekim Hz. Peygamber’in sahabesine yönelik muamelesi ve uygulaması bu yönde olmuş, başta savaş kararları olmak üzere birçok önemli işte onların görüşlerine başvurmuş ve önerilerini dikkate almıştır. Bu istişare kültürü dört halife döneminde de devam etmiştir.

7. İnsanın akıl ve irade sahibi olması sorumluluğunun temelini oluşturur. Sorumluluk, kişiyi tutum ve davranışlarında dengeli yaşamaya ve ahlak ölçülerine riayet etmeye götürür. İslam toplumu kader inancına sahip olmakla birlikte, bu inanç onları sorumluğu devre dışı bırakmaya götüren bir gerekçe sayılmamıştır. O yüzden her müminin, kişisel ve toplumsal düzeyde inanç, ibadet, dinin uygulamaları ve ahlak ilkelerini gözeten bir sorumluluk bilinci içinde hareket etmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Dinin önderi ve ahlak timsali olan Hz. Peygamber, geçmiş ve gelecek günahları bağışlandığı kendisine bildirildiği halde sorumluluktan ve görevlerini yerine getirmekten asla taviz vermemiştir. Cennetle müjdelenen sahabîler de aynı tutum ve titizliği göstermişler, ne surette olursa olsun doğruluktan ve dürüstlükten sapmamışlardır. Hadîs ilminde sahabenin âdil olduğunun belirtilmesi Hz. Peygamber’e karşı dürüstlüklerini ifade etmenin yanında, O’ndan devraldıkları bu dürüstlüğü çevrelerinde temsil etmeleri dolayısıyladır. Onlar birbirleriyle tartışmışlar, hatta savaşmışlar, fakat dürüstlük ve hakkaniyetten ayrılmamışladır. Birbirlerinin dinlerini, imanlarını ve dürüstlüklerini ne tartışmaya açmışlar ne de dışlama imasında bulunmuşlardır. Hz. Peygamber’in şu hadisi müslümanların her yer ve zamanda sorumluluk bilincinden taviz vermemeleri gerektiğini bildirir: “Hepiniz bir çoban gibisiniz ve hepiniz yönettiklerinizden sorumlusunuz. Devlet başkanı sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür. Evin beyi sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür. Evin hanımı da eşinin evinden sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür. Hizmetçi de ev sahibinin malı üzerinde sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür.” (Buhârî, “İstikrâz”, 20)

8. İslam’a göre kimse kimsenin yaptığından veya işlediği günahtan sorumlu tutulamaz, zira suçlar ve günahlar da şahsilik prensibi esastır. Bu ilke yaşanılan zaman dilimi içinde geçerli olduğu gibi geçmiş ve gelecek için de geçerlidir. Babalarının işlediği hata çocuklara yüklenemeyeceği gibi âkil ve bâliğ olduktan sonra eğer kasıtlı bir terbiye eksikliği ve yönlendirme yoksa evladın işlediği günah veya suç da baba ve anneye yüklenemez. “Herkesin yaptığının sonucu kendisine aittir. Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez” (En’âm 164) ayeti suçun ve sorumluğun şahsiliğini bildirmektedir.

9. Kişiye gücünün üstünde yük yüklenmez, zorlama ve baskı altına alınamaz. “Allah hiçbir kimseyi, gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü kılmaz; kişinin lehinde olan da kendi kazandığıdır, aleyhinde olan da kendi kazandığıdır” (Bakara 286) ayeti hem kişinin gücü kadarıyla sorumlu tutulacağını hem de sorumluğun kendisinde olduğunu bildirir.

10. İslam, inanç ve ibadet konusunda açıklık ilkesini öne çıkardığı gibi ahlak konusunda da açıklık ilkesini benimsemiştir. Dinî konularda emir, yasak, helal ve haramlar belli olduğu gibi ahlakî davranışların neler olması gerektiği hususu da belli ve açıktır. Kula sorumluluk alanı ve hakları açık ve net olarak bildirilmiş, bu çerçevede hareket ettiği takdirde vadedilen nimete erişeceği ilahî teminata bağlanmıştır. Yüce Allah adalet ve hikmetten asla sapmaz, kimseye sürpriz yapmaz. Ne vaat ettiğiyse onu kuluna verir, ne ceza takdir ettiyse kul onunla karşılaşır. “Kim zerre miktarı hayır yapmışsa karşılığını görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse karşılığını görür.” (Zilzâl 7-8) “Şüphesiz ister erkek olsun ister kadın olsun sizden bir iş yapanın hiçbir emeğini asla boşa çıkarmam.” (Âl-i İmrân 195) ayetleri buna işaret eder.

11. İnanç ve ibadet alanında hiç kimseye ayrıcalık tanınmadığı gibi ahlak alanında da ayrıcalıktan ve kayırmacılıktan bahsedilemez. Hatta peygamberler bile getirdikleri dinin inanç, ibadet ve ahlak ilkelerinden sorumludur. Zaten onların dini bildirmek ve uygulamak görevlerinin yanında ümmetlerine örnek olmak gibi bir sorumlulukları da bulunmaktadır. O yüzden hak dinlerin en önemli göstergesi müntesipleri içinde ayrıcalıkların olmamasıdır. Eğer bazı sebeplerden kaynaklı bir ayrıcalık varsa onun da açıklık ilkesi gereği, herkesin bileceği şekilde bildirilmiş olması gerekir. Sözgelimi sahip olunan imkân, güç ve cinsiyet farkından kaynaklı bazı sorumluluklarda ve haklarda farkların bulunması herkesçe bilinen bir durumdur. Bu sebepten İslam’da ruhbanlık sınıfı bulunmadığı gibi sorumluluk bakımından din görevlisiyle halk arasında bir fark da bulunmamaktadır. Örneğin bir din görevlisi hacca gitme imkânı yoksa hac ona farz değildir, ama o görevlinin cemaatinden bir şahsın hacca gitme imkânı varsa bu vazifeyi yerine getirmesi üzerine farzdır.

6 Rebiulevvel 1448 / 19 Ağustos 2026

 

 

Yorum Ekle
Adınız :
Başlık :
Yorumunuz :

Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Toplam 1 yorum yapıldı
ROMANTİK DİN ANLATIMI
Değerli Hocam. Yazılarınızı takip ediyorum. O övdüğünüz dxevirlerde İslam tarihinin en trajik savaşları yapıldı. En trajik cinayetleri işlendi. Hocalarımız bize dediler ki: "Onların her biri müctehiddi. Müctehidler yanılınca bir sevap, isabet edince iki sevap alırlar." Eğer çoklarının beğenmediği Mehmet Aziml, Şaban Ali Düzgün, Mustafa Öztürk, İsrafil Balcı gibi hocalar olmasaydı biz hala bu ninnilerle ölüp gidecektik. Siyer hocaları, İslam Tarihi hocaları tarihçiliğin ilkeelrine sadık kalmalı ve doğru bilgiler aktarmalıdırlar. Sizin bu anlatımızıza romantik anlatım diyorlar. Keşke her şey sizin dediğiniz gibi olsaydı! Ben Bursa Yüksek İslam Enstitüsü son mezunlarındanım. Hocalarımızdan öğrendiğimiz birçok yanlışı bizler de yıllarca öğrencilerimize aktardık. Allah sizleri de bizleri de affetsin. Allah'a emanet olun.
Yorum Ekleyen: HAYRİ BOSTAN     20.08.2026 22:17:42

sanalbasin.com üyesidir

ANA HABER GAZETE
www.anahaberyorum.com
İşin Doğrusu Burada...
İLETİŞİM BİLGİLERİMİZ
BAĞLANTILAR
KISAYOLLAR
anahaberyorum@hotmail.com
0312 230 56 17
0312 230 56 18
Strazburg Caddesi No:44/10 Sıhhiye/Çankaya/ANKARA
Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı
Anadolu Ay Yayınları
Ayizi Dergisi
Aliya İzzetbegoviç'i
Tanıma ve Tanıtma Etkinlikleri
Ana Sayfa
Yazarlarımız
İletişim
Künye
Web TV
Fotoğraf Galerisi
© 2022    www.anahaberyorum.com          Tasarım ve Programlama: Dr.Murat Kaya