Varlık alemini, biz insanların adil, mutlu ve barış içerisinde müreffeh bir hayat yaşamaları için yarattın. Biz cahil ve zalim insanoğlu bu nimetlerine karşı nankör davrandık; azdık, yoldan çıktık, zalimleştik.
Yeryüzünde barış ve mutluluk içerisinde yaşamamız için gönderdiğin dinin safiyetini koruyamadık; kendi dünyalık emellerimiz uğruna kastettik, kıydık.
Gözlerimizin önünde tanınamaz hale getirilmesinin önüne geçemedik; seyirci kaldık.
Dinin adına işlenen cinayetlerin, haksızlıkların ve zulümlerin önüne geçemedik;
Mazlumların, mağdurların derdine derman olup göz yaşlarını silemedik.
Dünya iktidarının altında kalıp sadece Müslümanlığımızı değil; insanlığımızı da yitirdik.
Müslümanlıktan uzaklaşmaktan kalmadık; insanlığın İslam’la buluşmasının önüne geçtik.
Barışın/sulhun temsilcileri olmak varken kavganın, savaşın fedaileri olduk.
Siyaseti, halkın daha adil, daha insani bir hayat yaşaması için değil; kendi dünyamızı/hakimiyetimizi/krallığımızı/karunluğumuzu inşa etmek için yaptık.
Senin yasakladığın yalanı, hileyi, riyayı, ahlaksızlığı, kötülüğü, azgınlığı, çalmayı, çırpmayı, haksızlığı yol edindik. Dünyamızı mamur ettik; ahiretimizi berbat ettik.
Yapmamamızı emrettiğin onca kötülüğü işler hale geldik.
Bu dünya çıkarlarının, zevklerinin esiri olup, altında kaldık.
Onca kötü fiillerimize rağmen yine de tek umut kapımız Sensin Rabbim. Ne olur aklımızı başımıza almayı; kendi üzerimize düşünüp yeniden uyanmayı, kendimize gelmeyi nasip et Ya Rabb!
Sana iman etmenin umudu ile ayakta duruyoruz. Sen ki, merhametlilerin en merhametlisisin. Senin merhamet kanatlarının altına sığınıyoruz.
Rabbim, ne olur bu Cuma Vakti hürmetine biz aciz ve mücrim kullarını, bu aklını kullanamayan azgın ve zalim yığınlar nedeniyle helak etme; zulme uğratma! Bizleri affet, cezalandırma!
Fahrettin Dağlı